Araklı Karadere Vadisinden vatan savunması için Erzurum'a giden ve bir daha geri dönmeyen, muhtemelen Sarıkamış harekatı sırasında şehit düşen, Mollahamza oğullarından Hasan'ın öyküsü.
Ben, 1914 yılında Araklı’ya bağlı Değirmencik’den vatanını savunmak için ayrılan ve muhtemelen Sarıkamış Harekatı esnasında şehit düşen Mollahamza oğullarından Hasan’ın torunuyum.
1914lü yıllar Türk milleti için kara günlerin başlangıcıydı. Seferberlik ilan edilmişti. Osmanlı diyarlarında yaşayan askerlik çağına gelen gençlerin neredeyse hepsi silah altına alınmıştı. O dönem, Sürmene Kazasına bağlı Ağnas, köyündeki gençlerde tek tek askere alınıyordu. Ağnas eşrafından, Mollahamza oğullarından Hasan’da bunlardan birisiydi. Yeni evlenmişti ve kundakta bir erkek evladı vardı.
Hasan muhtemelen 1914 yılında silah altına alınmıştı. Kendisinin Erzurum’daki birliğine gittiği biliniyor. Savaş bitmiş, Osmanlı yerine yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Mollahamza oğullarından Hasan geri dönmemişti.
Gelelim o günlere; Osmanlı-Rus savaşı sonucu, Kars, Ardahan, Batum ve Sarıkamış'ın Rusya’nın işgaline uğraması sonucu ,1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, Sarıkamış'ı geri almak amacıyla 19 Aralık 1914 tarihinde, harekât planını kurmaylarına sunmuştu. Kurmayların savaşın başarısızlığa uğrayacağını, Enver Paşa'ya birçok defa söylemiş olmalarına rağmen, Enver Paşa harekâtın yapılmasına karar vermişti. 22 Aralık 1914'de Enver Paşa'nın emriyle 120-125 bin civarında Osmanlı askeri dondurucu soğuğa rağmen yollara sürülmüştü. Bölge senenin dört ayı boyunca, karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. "Zemheri günleri" diye bilinen en soğuk günlerdi.
Yapılan harekât planına göre; Ruslar Sarıkamış'ta kuşatılıp, imha edilecektir. Gündüz başlayan yürüyüşte çarıkları yumuşayan askerlerin çarıkları gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarını sıkmaya başlar. Adım atmak neredeyse imkânsızdır. Askerler olduğu yerde zıplar, atlar, kendini karların içine vurur ve ayaktan başlayan donma, yavaş yavaş bütün vücuda yayılır. Düşeni kaldırmamak için emir vardır. Zaten kimsede de ,kimseyi kaldıracak güç kalmamıştır. Osmanlı ordusu Sarıkamış’a varmadan, kimisine göre 60 bin, kimisine göre ise 90 bin askerini kaybetmiştir. Yıllarca bu olayın duyulmaması için gayret gösterilmiştir.
Evlat acısı çekenler, bu askerlerin akrabalarıdır. Savaş sonrası yaşanan yokluklar bir taraftan halkın belini bükerken, diğer taraftan dönmeyen evlatlarının ateşi de onları yakıp kavurmuştur. Olay öyle bir sansürlenmiştir ki bugün bile kaybolan bu vatan evlatlarıyla ilgili herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
Birçok Mehmetciğimiz gibi, Mollahamza Oğullarından Hasan savaştan sonra geri dönmemiştir. Şehit olduğuna inanan akrabaları kaderlerine mahkum olmuştur. Dönmeyince genç eşi başka bir köyde, başka birisiyle yeniden evlenmiştir. Kundaktaki çocuğu ise amcaları tarafından büyütülmüştür.
O kundaktaki çocuk Rahmetli babamdı. Ben Erzurum’a askerlik görevi için giden, bir daha geri dönmeyen Mollahamza Oğullarından Hasan’ın torunuyum. Bu yazıyı kaleme alırken yaşım 60, her yıl Sarıkamış Şehitlerinin hatırlandığı o günlerde bu hazin öyküyü hatırlarım.

