Araklı’da maden alarmı: Havva ninenin sözleri meydanda yankılandı
Trabzon’un Araklı ilçesinde düzenlenen maden karşıtı halk buluşması, sadece siyasi bir program değil; Karadeniz’in dağlarından yükselen bir vicdan çağrısına dönüştü.
CHP milletvekillerinden oluşan heyetin katıldığı programda konuşulan rakamlar dikkat çekiciydi. Yapılan açıklamalara göre Araklı’nın yüzde 86’sı, Trabzon’un ise yüzde 77’si maden saha alanı ilan edildi. Ancak meydanda en çok yankılanan şey istatistikler değil; yılların emeğini sırtında taşıyan bir kadının sesi oldu.
“Havva Nine” olarak tanınan yaşlı kadın, kalabalığın ortasında yaptığı konuşmayla bölgenin hafızasına kazınacak sözler söyledi:
“Dört tane çocuk büyüttüm. Üç tane tosun yetiştirdim. Eşim 31 yaşında öldü. Ben hep çalışmış da bu güne gelmişim. Kimse anasından ne vekil doğmuş, ne doktor, ne hakim, ne savcı…”
Bu sözler, Karadeniz kırsalında ömür tüketen binlerce kadının ortak hikâyesini yeniden görünür hale getirdi. Çünkü bu coğrafyada kadınlar yalnızca çocuk büyütmedi; toprağı taşıdı, hayvan baktı, dereyi geçti, yaylaya çıktı, yoklukla savaştı.
Bugün ise aynı insanlar, bir başka korkunun karşısında duruyor:
Dağların delinmesi…
Derelerin susması…
Ormanların susturulması…
Milletvekilleri ve çevre savunucuları, bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını, tarım alanlarını ve doğal yaşamı tehdit ettiğini savunurken; vatandaşlar ise Karadeniz’in yalnızca taş ve maden rezervi olmadığını haykırıyor.
Çünkü bu topraklar;
bir şirket haritasındaki ruhsat alanı değil,
bir halkın hayatıdır.
Araklı’da yükselen tepki artık sadece çevresel bir itiraz değil;
emeğin, hafızanın ve yaşam hakkının savunusuna dönüşüyor.

















