Makedonya kralı İskender'in Anadolu'dan geçerek Hindistan'a uzanan seferi sırasında, (Milattan Önce 334-323de) Pont satraplığı da Makedonyalıların hakimiyeti altına girdi. İskender'in ölümünün ardından (Milattan Önce 323de) halefleri en iyi yerlerin idaresini ellerine geçirmek için aralarında mücadeleye giriştiler. Bu suretle, Anadolu'da bağımsız krallıklar kurmak isteyenlere fırsat doğmuştu. Pontus'da gözlerden uzak bir köşede idi. 2. Mithridates bu fırsatı değerlendirerek, dedelerinin İran'a bağlı satiaplik olarak idare ettikleri Pontus da bağımsız bir devlet kurdu Roma bu devlete son verdi.
Romalılarla yapılan savaşlar Pontus devletini yıprattı ve yarım yüz yıla yakın süre devam eden savaşlar sonunda, Milattan Önce 63 yılında, Pontus krallığını güçlü bir hale getiren, adına opera yazılan Pontus'un efsanevi kralı Mithridates Evpator öldü. Bu suretle Anadolu'nun ilk milli devleti olarak anılan Pontus devleti de tarihe karıştı.
Trabzon Devleti
1204 yılında Haçlılardan kaçan Bizans Kraliyet ailesine mensup kişiler Trabzon'a gelerek bir devlet kurdular. Trabzon Devletine nedense tarihçiler tarafından Trabzon Rum İmparatorluğu veya Pontus Rum İmparatorluğu adı gibi haşmetli isimler sonradan verilmiştir. Sadece bir şehri ve çevresini kontrol eden, önce Selçuklulara, sonra Moğollara bağlı olan küçük bir hanedanlıktan oluşan devlete imparatorluk adını vermek tarihçilerin uydurmasıdır. Görüldüğü gibi devletin adı bile yapay bir şekilde değiştirilmiştir. 1461 yılında Fatih tarafından bu devlet son verildi. Karadeniz'de kurulmuş olan bu Trabzon Devleti'nden dolayı Doğu Karadeniz Halkı'nın çoğunluğunun Rum olduğu sonradan müslüman oldukları yalanı çok sık duyulmaktadır. Öncelikle söylemek gerekir ki Trabzon İmparatorluğu'nun Yunan devleti sayılması da doğru değildir
Esasen tarihte kurulan "Pontos Rum devletinin" kurucusu, hanedanı ve tebaası Yunanlı değildir. Devletin adında "Pontos" terimi bulunuyor diye onu Yunan Devleti saymak hatadır. Ayrıca Anadolu'nun bir Yunan memleketi olduğunu varsaymak da yanlış bir bilgi ve kanaattir. "Pontoslu Rum" başka bir deyişle Yunanlı oldukları kastedilerek "Rum" denilen bu insanların çoğunluğunun Yunanca
Bilmemesi ve konuşamaması, ana dillerinin Türkçe olması ve temel simgelerinin, amblemlerinin ay yıldız ve yarım ay ile yıldız olması onların Türk milli kimliğinden, soyundan olduklarını kanıtlamaktadır diyebiliriz. Yunanlıların bu konudaki temel tezleri, Ortodoks Hıristiyan Türkleri yok saymak ve bunlara "Türkçe konuşan Yunanlılar" diyerek, her zaman olduğu gibi Yunanlı olmayanları asimile etmek Yunanlılaştırmak olmuştur
Vazelon Manastırı'na kayıtlı Hristiyan isimlerinin yarısı Grek isimleri olmadığı görülmüştür. Hatta bu grupların içinde Türk kökenli halklar da vardır. Ayrıca tahminen Grek isimli olanların bir kısmı da Yunanlı değildir.
Rum Göçü
15. yüzyılda Doğu Karadeniz'de Rum yerleşimleri Trabzon ve çevresiyle sınırlı hale gelmiştir” 1828-29 Osmanlı-Rusya Savaşı'nda Rumların bir kısmı Rusya ve Balkan ülkelerine göçmüştür.
Doğu Karadeniz'de çok sayıda Rum'un, onlara göre Yunan'ın, müslüman olduğu iddia edilmiştir. Halbuki Vital Cuinet'in 19. yüz yılda yaptığı tahmine göre bölgede 213 bin Grek yaşamaktadır. Çok sonraları mübadele ile giden Rum ve Grek sayısı ise 182 bindir. Aradaki eksiklik de muhtemelen sürekli diğer bölgelere devam eden Rum ve Grek göçleridir.
Lazlar ve Gürcüler
Milattan Sonra 6. yüzyılda buralarda Laz krallıkları kuruldu. Lazlar, Gürcülerle yakın bir Kafkas halkıdır. Çok uzun süre bölgenin yerlisi Laz, Gürcü gibi Kafkas halkları olmuştur.
Tarih boyunca bu bölgede Yunanlı nüfusun sayısı sınırlıdır. Halkın çoğu Laz ve Gürcü gibi Kafkas; Çepni ve Kıpçak gibi Türk kökenli, Anadolu ve Kafkasya'nın diğer yerli halklarıdır. Trabzon Devleti'nin resmi dilinin Rumca olması ve Hristiyanlık etkisiyle bu halkların bir kısmı giderek rumlaştırılmıştır. Doğu Karadeniz'de çoğunluğunun Yunanlı olmadığı gibi ,mübadele sonucu Yunanistan'a giden insanların da çoğunluğu aslında Yunanlı değildir. Rumlaşmış Kafkas veya Anadolu'nun yerli halklarıdır. Genetik araştırmalar Doğu Karadeniz'de yaşayan insanların Yunanistan'da yaşayan insanlardan genetik olarak çok uzak olduğunu göstermektedir.

















