Buna rağmen ilkçağda Trapezus’un adı kaynaklarda çok nadir geçmektedir. Şehirden ilk olarak Xenophon sonra Strabon bahsetmektedir. Pers savaşlarında önemli bir konuma gelen şehir, Milattan Önce 331’de Büyük İskender’in hâkimiyetine girmiştir. Daha sonra Pontus krallarının idaresine geçmiş, müteakiben Roma İmparatorluğu’nun önemli bir üssü olmuştur. Bu dönemde Anadolu’ya bağlanan önemli askerî ve ticarî yollar büyük gelişme göstermiştir. İmparator Konstantin zamanında piskoposluk merkezi haline getirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah zamanında kısa bir süre Selçukluların hâkimiyetine giren şehir, daha sonra tekrar elden çıkmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin 1194’te Samsun’un önemli bir kısmına hâkim olmasından sonra Trabzon, güç durumda kalmıştır. 1204’te Latinlerin İstanbul’u işgali üzerine Trabzon’a kaçan Andronikos Komnenos’un oğlu Aleksios, Kraliçe Tamara’nın himayesi ile kendini imparator ilan etmiş ve böylece Trabzon ve cıvarında yeni bir Pontus devri (1204–1461)de başlamıştır. Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol tahakkümü altında bulunduğu ve inkıraz içerisinde olduğu bir zamanda, 1277’de Çepni Türkleri, Trabzon Rum İmparatorluğu’na karşı Karadeniz’de önemli bir zafer kazanmış, arkasından Karadeniz’de yapılan fetih hareketlerinde etkin bir rol oynamışlardır. Osmanlıların bölgedeki ilk faaliyetleri ise, Sultan 1. Murad devri başlarında olup 1368’de Giresun civarına kadar ulaşmaları ile gerçekleşmiştir. Fatih Sultan Mehmed zamanında ise, 1456’da Cüneyd Bey’in Trabzon’a taarruzundan sonra, Rum Beylerbeyi Hızır Bey’in emrindeki kuvvetler bölgeye akınlar yapmışlardır.
Bunun sonucu olarak Trabzon Rum İmparatoru Kalo İoannes, Osmanlı Devleti’nin yüksek hâkimiyetini tanıyarak bir miktar vergi vermeyi kabul etmişti. Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz’de üstünlük kurmak ve ticari faaliyetleri tekeline geçirmek amacıyla Amasra’nın fethinden sonra Trabzon üzerine yürümüş ve Vezir-i azam Mahmud Paşa deniz tarafından, kendisi de Zigana’dan aşarak karadan şehri muhasara etmiş ve 15 Ağustos 1461’de şehri fethetmiştir.
Trabzon şehrinin fethedilmesinden sonra bölgeye Niksar ve Canik bölgelerinde bulunan Çepni Türkmenleri getirilerek iskan edilmiştir. Böylece bölgedeki Türk nüfusun artırılması amaçlanmıştır. İskan faaliyetinden sonra da, Osmanlı taşra teşkilatına uygun olarak Sancak haline getirilip tahrir edilen Trabzon, bir süre uç bölgesinde müstakil sancak olarak kalmış, arkasından Rum Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır. Osmanlı idaresi Trabzon’da tesis edildiğinde, öncelikle bölgedeki mevcut dengeler bir süre daha devam etmişti. İdari yapının temel hususiyetleri korunmuştu. Trabzon civarının fethi tamamlanmamış olduğundan ilk yıllarda buranın bir sancak haline getirilip müstakil olarak kaldığı ve herhangi bir beylerbeyliğine bağlanmadığı anlaşılmaktadır. Sancağın ilk teşkili sırasında tam sınırlarını da tespit etmek zordur. Bunun için sancağın tahriri ile ilgili kayıtlara müracaat etme gereği vardır. Trabzon sancağına ait en eski tahrir defteri, 1486 tarihini taşımaktadır. Bu defterlerde hem idarî, hem de sosyal yapının mahiyeti hakkında bilgiler bulunmaktadır. Gerek 1486, gerekse 16. yüzyıl başlarına ait defterlerde Trabzon’un ilk idarî yapısı hakkında bilgiler bulunmakla birlikte, sancağın nereye tabi olduğu konusunda bir açıklık yoktur. Aslında bu belirsizlik, Trabzon’un Osmanlı hâkimiyeti altında uzun süre bir uç sancağı olmasıyla ilgilidir. Gerek Akkoyunlu bakiyelerinin nüfuz sahaları, gerekse Safevîler’in 16. yüzyılın başlarında bölgeye yönelik tehdit ve tecavüzleri, Gürcü beyleri ile olan mücadeleler, bu belirsizliği artırmıştır. Fethedildikten sonra belirtildiği üzere, Trabzon ve havalisinin uzun bir süre münferit bir şekilde kaldığı, bir Eyâlet teşkilatına bağlanmayarak, müstakil idareciler tarafından, idare edildiği bilinmektedir. Şehrin ve bölgenin daha fazla önem kazanması, devlet merkezinin dikkatini çekmesi, Sultan 2. Bayezid devrinde Şehzade Selim’in buraya sancak beyliği ile gönderilmesi ile başlamıştır. Bölgenin sosyal yapısı sebebiyle Türkleşme ve İslamlaşma faaliyetinin biraz geç olması dolayısıyla, devletin sosyal ve ekonomik faaliyetlerinde başlangıçta etkili olamamıştı. Şehzade Abdullah’ın arkasından Şehzâde Selim’in Trabzon’a Sancakbeyi olarak (1487–1510 da) tayin edilmesiyle şehrin ve bölgenin Osmanlı Devleti nezdindeki durumu önemli ölçüde değişmişti.
Trabzon sancağının sosyal ve iktisadî yapısı üzerinde bir çalışma yapmış olan Hanefi Bostan’ın ifadesine göre Trabzon sancağı, fetihten 1514 yılına kadar Rum Eyâletine bağlı kalmıştır. Nitekim bu konuda ilk çalışmayı yapmış olan Gökbilgin’in de verdiği bilgiler bu doğrultudadır. Ancak fetihten 1514 yılına kadar Amasya-Tokat bölgesine yani Rum Beylerbeyliğine bağlı olduğu yolundaki kanaat, tarihi periyotlar dikkate alınarak kritik edilmelidir. Çünkü bazı karineler ile kesin bir hükme varmak, yanlış bir yorumu da beraberinde getirecektir. Kemalpaşa-zâde, Yavuz Selim’in şehzadelik dönemini ifade ederken Trabzon için “Ermeniye-i Suğra vilayetinin ki Trabzon darü’l-mülküdür” demek suretiyle buranın idari durumunu ortaya koymaktadır.
Aynı şekilde 1488 tarihli kayıtlarda Trabzon için vilayet ve liva tabirleri kullanılırken, herhangi bir beylerbeyliğe bağlı gösterilmemektedir. Buna göre 1514 Çaldıran Savaşı sırasında ve sonrasında stratejik mülahazalarla Bayburt yöresine Başmirahur Bıyıklı Mehmed Bey’in vali tayin edilmesiyle o zamana kadar idari durumu tam olarak belli olmayan Trabzon sancağı, bu yeni idari ünitenin ana merkezini teşkil eden bir parçası haline getirilmiş, böylece sancağın durumu açıklık kazanmıştır. Trabzon sancağı, 23 Ekim 1514’te yeni teşkil edilen ve Bıyıklı Mehmed Paşa’ya verilen Erzincan-Bayburt Beylerbeyliğine bağlandı. Bıyıklı Mehmed Paşa’nın 4 Kasım 1515’te Diyarbekir Beylerbeyliğine tayin edilmesi üzerine, Bayburt Trabzon Erzincan Beylerbeyliğine Kızıl Ahmed-oğlu Mirza Bey getirildi. 1520 yılında tekrar Rum Beylerbeyliğine bağlanan Trabzon sancağı, Irakeyn seferi dönüşünde 1535 teşkil edilen Erzurum Beylerbeyliğine bağlanmıştır. Bu idari taksimat 16. asır sonlarına kadar devam etmiştir.
Batum / Trabzon Eyâleti: 17. Yüzyıl Trabzon sancağının, 1580 yılı sonlarında kurulan Batum Beylerbeyliğine bağlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim 20 Mart 1582’de Erzurum Beylerbeyine gönderilen bir hükümde, daha önce Erzurum’a tabi iken sonradan Batum’a ilhak olunan Trabzon sancağının icmal ve mufassal defterlerinin Batum’a gönderilmesi istenmektedir. 1581’den itibaren Batum Beylerbeyliği’ne bağlanan Trabzon hakkında, kayıtlarda zaman zaman Trabzon Beylerbeyine hüküm ki, mir-mirân-ı Trabzon ibarelerine de rastlanması bu Eyâletin aynı zamanda Trabzon Eyâleti olarak da isimlendirildiğini göstermektedir. Ayn Ali Efendi’nin 1609 tarihli risalesinde “Eyâlet-i Trabzon; Trabzon ve Batum Sancakları birikdirilüb ve Gümüşhane ile Maçka ilhak olunub bir beğlerbeğlik olmuşdur. Başka tabi‘ sancağı yokdur.” şeklinde yer alan kayıt Batum ve Trabzon Sancaklarının bir Eyâlet adı altında birleştirildiğini göstermektedir. Aynı şekilde Trabzon Eyâletinin 554 kılıçtan ibaret olup bunun 56’sının zeamet, 498’inin de timar olduğu, cebelüleriyle birlikte 1750 askeri olduğu belirtilmektedir.
Trabzon Eyaleti
17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Trabzon Eyaletinden, Eyalet-i Batum nam-ı değer Trabzon şeklinde bahsedilir. Evliya Çelebi Trabzon Eyaleti'ne Gümüşhane, Aşağı ve Yukarı Batum, Gönye sancaklarının bağlı olduğunu bildirir. Trabzon Eyaletinin Trabzon sancağı ile birlikte beş idari birimi olmakla birlikte 1732-1740 yıllarında merkez sancak Trabzon'dur. 18. yüzyılın ortalarında Batum'un alanı Anapa'ya kadar genişlerken Trabzon'un batısındaki Canik sancağı 1760 yılında Trabzon Eyaleti'ne katılmış, böylece Doğu Karadeniz kıyılarının tamamı Trabzon Eyaleti'nin kapsamına alınmıştır. 19. yüzyılda eyaletin güney sınırlarında idari düzenlemeler yapılmıştır. Fazıl Akbal'ın 1831 yılı İdari taksimatı adlı çalışmasında iki Liva mevcuttur. Bu livalar; Trabzon ve Gönyedir. 1847- 1850 yılları arasındaki Devlet Salnamesinde Trabzon Eyaletinin Liva sayısının arttığını görmekteyiz. Bu livalar içerisinde Artvin yer almamasına rağmen 1849 tarihli bir belgede Artvin'in Trabzon Eyaletine bağlandığı belirtilmiştir. Yine 1849 tarihli Rumeli ve Anadolu'daki eyalet ve sancakların hasilatını gösteren belgede Trabzon Eyaletine bağlı livalar; Trabzon, Canik, Gümüşhane, Ordu ve Batum'dur.

















