YEREL
Giriş Tarihi : 09-02-2025 17:17   Güncelleme : 09-02-2025 17:22

Karadere Vadisinde Çay

Çay Araklı Karadere Vadisinde fındıktan sonra gelen en önemli geçim kaynağıdır.

Karadere Vadisinde Çay

Anavatanı Hindistan, Çin ve Japonya olan çay, Osmanlı döneminde Bursa’da denenir, ancak ekolojik koşulların elverişsizliği sebebiyle bu girişim başarısızlıkla sonuçlanır. 1. Dünya savaşı sonrası Borçka’da denenip başarılı olunca Doğu Karadeniz’de üretilmeye başlamıştır. 1930’lu yılların sonunda bölgede birçok küçük ölçekli fabrika kurulmasından sonra çay bugün Rize'nin ekonomisinin vazgeçilmezi haline gelmiştir. Dünyada en çok çay tüketen ülkeler arasında artık Türkiye’nin de yer aldığı bir gerçektir. 1900’lü yıllara kadar çayı tanımayan ve tam bir ’kahve tiryakisi’ olan Türkiye'de bugün çay, sudan sonra en sık tüketilen içecek haline gelmiş durumdadır. Türkiye’de en çok çay üretilen il Rize ile benzer iklime sahip Araklı Karadere Vadisinde çay üretimi 1960li yıllardan sonra başlamıştır.
Bir asırlık bir ömre sahip bulunan çay bitkisi doğada büyümeye bırakıldığında bir ağaç görünümünü alır. Görünüş itibarı ile dağınık bir görünüm arz eden bitki yapısı tek gövde halinde olduğu gibi çok gövdeli olanlarda vardır. Yaprağını dökmeyen her zaman yeşil olan bir bitkidir. Yaz ve kış yaprağa sahiptir. Yeterli düzeyde sıcaklık ve nemin bulunduğu her yerde yetişir. Karadere Vadisinde, soğuk mevsimde sürgün oluşumu duraklar, yaprak ve tomurcuklarda gelişme olmaz. Bir başka deyişle çay bitkisi soğuk dönemlerde dinlenme dönemine girer. Sürgün dönemimde sürgünlerin çay bitkisinde sürekli oluşabilmesi için yağmurun bol ve sıcaklığın yeterli olması gerekir. Aksi halde sürgün döneminde bitki, beklenen sürgünü vermez, gelişme önemli ölçüde geriler ve dolayısı ile ürün miktarı önemli ölçüde azalır. Çay bitkisinde sürgün uçlarından taze olarak koparılan iki yaprakla bir tomurcuk, nitelikli çay üretiminde kullanılır. Genel kural olarak çay üretimi için sürgün ucundan koparılmış iki yaprak ve bir tomurcuğun kullanılması önerilir ve istenir. Bunun sebebi çay bitkisinde genç yapraktan yaşlıya doğru gidildikçe miktarı azalır, yani yapraktaki kaliteyi etkileyen maddelerin genç yaprak ve tomurcukta toplanmış olmasıdır.

5000 yıllık tarihe sahip çay her ne kadar Türklerin yaşamına geç girmişse de temiz girmiştir. Gün boyunca çay içmemizin yanı sıra, kendimize özgü demleme usulü, ince belli cam bardaklar, kıtlama çay gibi katkılarımızla çayın kültür tarihine eklediklerimiz göz ardı edilemez. Bunlardan ilki, iyi bir çay demlemenin olmazsa olmaz kurallarından biri olan demliğin sıcak olması şartını, demliği çaydanlığın üstüne oturtularak, ustaca ve güzelce çözümlememizdir. 
İşte çay bundan sonra bütün Türkler arasında kullanılmaya başlamış ve şifa verici bir içecek olmuştur. Halk kültürü ve etnografyasında çay önemli bir yer tutar. Çay bugün sosyal hayatımızda yerini dolduramayacak derecede sağlamlaştırmış, onun etrafında oluşan kültürüyle birlikte yaşamaktadır. Sabah kahvaltısından gecenin geç saatlerine kadar hayatımızın içinde bulunan çay, değişik kültürel değerlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Çayla ilgili; tekerlemeler, bilmeceler, mani ve türküler, ilahiler, efsaneler, fıkralar, gelenek ve görenekler başlı başına kültürel değerlerdir. Hatta, çay kelimesi Çince olduğu halde, sözlüklerde ve deyimlerde yerini bulmuş geniş bir kelime ve deyim sayısına ulaşmıştır. Çay, Çay Bahçesi, Çay Bardağı, Çay Demlemek, Çay Fincanı, Çay Fidanı, Çay Fidesi, Çay Kaşığı, Çay Takımı, Çay Vermek, Çay Molası, Çaycı, Çaycılık, Çaydanlık, Çay Parası, Çayevi, Çaygiller, Çayhane, Çay Kazanı gibi kelimelerin yanında; Tavşan Kanı Çay, Çay İçmek, Kıtlama Çay, Çayı Höpürdetmek, Çay İkram Etmek, Paşa Çayı gibi deyimlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yetiştirilmesinden, hazırlanıp tüketilmesine varana kadar olan çay kültürü, bir çay etnografyasını da ortaya çıkarmıştır. Çay kesilmesine yarayan makaslar, sepetler, kutular, demlikler, semaverler, çay kazanları, bardaklar, fincanlar, kaşıklar, tepsiler ve benzeri her şey çay kültürünün etrafında oluşan maddelerdir. 
Çay Hikayesinde Çayın alt demliği kaynanadır. Sürekli kaynar durur. Hatta dikkat edilmezse taşabilir. Üst demlik gelindir alt demlik kaynadıkça onunda harareti artar ama zamanla da olgunlaşır ve demlenir. Gelinin kocası bardaktır her iki çaydanlıktan da yeterince nasibini alır. Biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin, bu nedenle de denge unsurudur. Açık ya da demli çayın hoşa gitmemesi de bundandır. Çocuklar çayın şekeridir, tat verir. Çok şeker, çayın lezzetini bozar. Şekersiz çaya alışanlara ise bir tanesi bile fazla gelir. Görümce ise çay kaşığıdır. Arada bir gelir karıştırıp gider. Kayınpedere gelince o da çay tabağıdır. Çayın demine suyuna karışmaz. Bir kenarda lök gibi oturur. Sadece dökülenleri toplar ve çevreye zarar vermesini engeller. Ancak ara sıra boşaltılması gerekir. Yoksa taşıp her şeyi berbat edebilir. Çay süzgeci ailenin sahip olduğu değerlerdir. Aileyi dış müdahalelerden korur. Delikleri büyük olursa çayın tadı kaçar. Suyu ısıtan ateş ise hoşgörüdür. O olmadan çay da olmaz. Kısacası bir bardak çay ailedir. Ve... Ağız tadı ile içilen bir bardak çayın üstüne yoktur. Araklı Karadere Vadisinde çay bahçeleriyle, fındık bahçeleri iç içedir. Bu durum da çay üretimine olumsuz şekilde yansır.

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy