YEREL
Giriş Tarihi : 15-05-2026 18:14   Güncelleme : 15-05-2026 20:27

Dün film platosuydu, bugün felaketin vadisi oldu

Araklı–Bayburt yolu çalışmaları sırasında Karadere’nin yatağı daraltıldı, koruma duvarları yalnızca yol tarafına yapıldı. Mayıs Deresi’nin öfkeli suları şimdi Araklı yönündeki arazilere saldırıyor. Fındık bahçeleri sökülüyor, orman parçalanıyor, tarihi Ağnas Köprüsü’nün ayakları birer birer teslim oluyor. Bölgenin hafızası göz göre göre yok edilirken yetkililerin sessizliği büyüyen felaket kadar korkutuyor.

Dün film platosuydu, bugün felaketin vadisi oldu

“YOLU KORUDULAR, KARADERE’Yİ ÖLÜME TERK ETTİLER!”

Araklı–Bayburt yolu çalışmaları Karadere Vadisi’nde artık sadece bir ulaşım projesi olarak değil, doğrudan bir yıkım hikâyesi olarak konuşuluyor.
Çünkü bugün Karadere kendi yatağında değil, adeta öfkeyle önüne çıkan her şeyi parçalayarak akıyor.

Yol tarafını korumak için derenin akışına göre; Bayburt yönüne dev beton duvarlar örüldü.
Peki ya derenin karşı kıyısı?

Orası kaderine terk edildi.

Yine derenin akışına göre, Araklı yönünde araziler bugün Mayıs Deresi’nin insafına bırakılmış durumda.
Eskilerin “kan yalıyor” dediği görüntüler artık sadece bir benzetme değil; bölgedeki vatandaşın emeğini, toprağını ve geleceğini kemiren gerçek bir felakete dönüşmüş durumda.

Yıllardır emek verilerek ayakta tutulan fındık bahçeleri, suyun darbeleriyle birer birer dereye göçüyor.
Toprak parçalanıyor.
Ağaçlar kökünden sökülüyor.
Orman sessizce yok oluyor.

Bütün bunlar olurken hâlâ “çalışma devam ediyor” cümlesinin arkasına sığınmak, bu halka yapılacak en büyük saygısızlıktır.

“BU ARTIK İHMAL DEĞİL, AÇIK BİR DOĞA KIYIMIDIR!”

Karadere’nin doğal yatağı daraltıldı.
Suyun akış gücü tek noktaya sıkıştırıldı.
Sonuç mu?

Mayıs Deresi artık normal akmıyor.
Öfkeyle vuruyor.
Parçalıyor.
Söküyor.
Yutuyor.

Ve bu yıkım yalnızca tarım arazileriyle sınırlı değil.

Karadere Vadisi’nin hafızası olan tarihi taş köprüler de bugün ölüm tehlikesiyle karşı karşıya.

Aylardır gündemde olan tarihi Ağnas Köprüsü’nde tablo her geçen gün daha ağırlaşıyor.
Daha önce doğu ayağının kuzey bölümünde başlayan aşınma şimdi güney bölüme kadar ilerledi.
Suyun oyduğu boşluklar artık gizlenemeyecek kadar büyük.

Bir zamanlar görüntüsüyle filmlere, kliplere, belgesellere fon olan o tarihi yapı şimdi çaresizce suya teslim oluyor.

Bu köprü sadece taş değildir.
Bu köprü geçmiştir.
Hatıradır.
Karadere’nin hafızasıdır.

Ama belli ki bazıları için tarih, ancak yıkıldıktan sonra hatırlanıyor.

“YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN!”

Bugün hâlâ önlem alınmazsa, yarın geriye sadece birkaç fotoğraf ve bitmek bilmeyen “keşke” cümleleri kalacak.

Yetkililer artık açıklama değil, müdahale yapmak zorundadır.

Çünkü mesele yalnızca bir dere meselesi değildir.

Bu mesele:

  • vatandaşın toprağı,
  • üreticinin alın teri,
  • Karadere’nin doğal dengesi,
  • Ağnas Köprüsü’nün tarihi geçmişi,
  •  Ve bölgenin geleceğidir.

Bugün Karadere çığlık atıyor.
Duyan yoksa, yarın bu sessizliğin altında herkes kalacaktır.

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy