Doğu Karadeniz’in sarp dağlarında, derin vadilerinde ve sisli yaylalarında bir zamanlar haberin adı peykti. Yolun, telefonun, aracın olmadığı dönemlerde köyler arasında haber taşıyan bu insanlar, bölgenin sessiz kahramanlarıydı.
Osmanlı döneminde haberci, ulak ve hızlı koşan görevli anlamında kullanılan peyk kelimesi, Doğu Karadeniz’in zorlu coğrafyasında ayrı bir anlam kazandı. Çünkü bu topraklarda haber taşımak sadece yürümek değil; dere aşmak, dağ geçmek, patika bilmek, sisin içinde yön bulmak demekti.
Cenaze haberi, düğün daveti, asker çağrısı, hastalık, sel, heyelan ya da köyler arası önemli duyurular çoğu zaman bu çevik ve güvenilir insanlar aracılığıyla ulaştırılırdı. Bir köyden çıkan haber, vadilerden geçerek başka bir köye onların ayak izleriyle varırdı.
Doğu Karadeniz peykleri, bugünün iletişim imkânlarının olmadığı yıllarda köylerin birbirinden kopmamasını sağladı. Onlar sadece haber taşıyan kişiler değil, aynı zamanda insanların acısına, sevincine ve telaşına ortak olan gönül elçileriydi.
Bugün telefonlar, yollar ve araçlar sayesinde haber saniyeler içinde ulaşıyor. Ancak geçmişte bu görevi omuzlayan peykler, Karadeniz’in hafızasında unutulmaması gereken bir kültür mirası olarak yaşamaya devam ediyor.
Doğu Karadeniz’in peykleri, dağların sessiz habercileri; köylerin, yaylaların ve vadilerin unutulmuş kahramanlarıydı.































