YEREL
Giriş Tarihi : 21-01-2025 17:51   Güncelleme : 21-01-2025 18:11

Karadere Vadisinde Derede Yüzmek

İlkbahar ve yaz ayları, Araklı Karadere Vadisinde yaşayanlar için aynı zamanda yüzme mevsimin başlangıcıdır.

Karadere Vadisinde Derede Yüzmek

karadere" class="taglink" title="Karadere Haberleri">Karadere Vadisinde yaşayanlar mayıs ayının gelmesini ve okulların tatil olmasını dört gözle beklerdi. Mayıs ,haziran, temmuz ve ağustos geldiyse, o zamanlar Ağnas plajının mevsimi gelmiştir. Arkadaş grupları derede yüzmek, balık tutmak ve oyun oynama hazırlıklarına son sürat hazırlanırdı kış boyu. Bazı guruplar Karadere Vadisinde Ağnas hanlarının önünde yüzmezdi. Kendilerinden büyüklerin rahatsızlığından korunmak isteyenler, Ali ve gafur dayının dükkanlarının altında bulunan atılmış kaya denilen mevki ye takılmayı tercih ederlerdi. Yüzmeyi öğrenmek için en az bir mevsim çalışmak ve ara sıra boğulma tehlikesi atlatmak gerekirdi. Yüzme bilenler karaderenin derinlerine gider, bilmeyenler aşağısındaki sığ yerlerde alışırdı. Doğu karadenizin tipik özelliği olan bir günde iki mevsimi yaşamak biraz sıkıcı olsa bile, yine de dere kenarındakileri yıldırmazdı. Sabah kalktıklarında bulutsuz ve açık olan gökyüzü öğlen saatlerinde yağmura teslim olurdu. Bir kaç saat sonra da yine eski durumunu alırdı. İnsanlar derenin ıslaklığını değil kenarında bulunan yeşil doğanın ıslaklığını da hissederdi. Böyle durumlarda Karaderenin çocukları üşüyen bedenlerini ısıtmak için dükkanların sırasında güneye uzanan kayalıklara tırmanıp orada olan çalı çırpı ve dikenleri tutuşturarak ısınmaya çalışırdı. Şimdi o kayalıklar düzgün bir karayolu Araklı-Bayburt yolu olarak hizmet veriyor. Belki de yaşanmış hatıralar burada yaşayanların zihninden hiçbir zaman silinmemiştir. Özellikle Atılmış kaya’nın karşısında bulunan, en az 20 metre yükseklikte bir kayanın ortasından geçen minik keçi yolu ve oradan her geçenin hissettiği korku. Mayıs deresi, herkesin ürperdiği suyun yatağına sığmadığı yükseklerde eriyen karların öfkesi gibiydi. Karaderenin hırçın aktığı bu dönemlerde, ebeveynler çocuklarını dereden uzak tutmak için büyük gayret gösterirdi. Yüzme bilmek veya yetişkin olmak bile tehlikeden uzak olmak anlamı taşımıyordu. Azgın suların önüne gelen her şeyi sürüklediğini suyun debisinin korkunç olduğu gerçeği vardır. 1970lerin başında Değirmencik ilk okuluna giden bir arkadaşlarının mayıs deresinde boğulması bile çocukları karadere kenarından men edememişti. Arkadaşlarının babası her gün o dereye bakarken, onlar hiçbir şeyin farkında bile değildi. Yine bir mayıs günü Ğefur dayının dükkanının yukarısında dere kenarında oynayan çocuklar, acılı babanın az ileride bir taşın üzerinde oğlunun boğulduğu dereyi izlediğini gördükleri halde yine vurdum duymaz şekilde oyunlarına devam ediyordu.


Acılı baba daha fazla dayanamayıp Mayıs deresinde yüzenleri “çocuklar buralarda oynamayın” şeklinde uyarmıştı.
Onların “burası tehlikeli değil bizi neden uyardı” şeklinde mırıldanması. Derede yüzmenin, balık tutmanın ve çeşitli oyunlar oynamanın harika bir duygu olduğunu ama ana babaların korkularını anlamanın daha önemli olduğu gerçeğini hiç unutmamak gerekiyor.

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy