Karadere Vadisinde yetişen, bir kişinin uzun uğraşlar sonucu günlük en fazla bir kilo toplayabildiği dağ çileği hanifta, yıllar boyu yöre insanın hayatına eşlik etmiştir.
Yörede her yerde doğal olarak yetişen , kendisine has kokusu olan, lezzetiyle de hayran bırakan Hanifta, her zaman rağbet görüyor. Bir insanın, günlük ortalama bir kilogram toplayabildiği bu yabanı dağ çileği, reçel yapımında kullanıldığı gibi ham olarak ve çeşitli yollarla tüketilebiliyor. Özellikle yüksek kesimlerde daha çok yetişiyor. İnsanların güçlükle topladığı ve toplamak için saatlerce yürüdüğü dağ çileği Haniftaya, insanımızın talebi oldukça fazladır. Hanifta toplamaya gidenler çocukluk dönemlerine dönmenin hazzını hissederek zorluda olsa bu çileği toplamaktan oldukça zevk alırlar.
Sabahın ilk ışıklarında evlerinden engebeli arazilerde hanifta aramaya çıkanlar, yorucu yolculuğun ardından bu yabanı çileğe ulaşıyor ve zarar vermeden kovalarına dolduruyor. Bu yorgunluk sonrası onlar için hanifta artık altın değerindedir. Vatandaşlar topladıkları bu minik meyvedeki tadı başka hiçbir şeyde bulamıyor.
Hanifta baharın ilk meyvesidir. Mart sonunda küçücük beyaz çiçeklerini açar, Nisan ortalarına doğru önce güneş alan çimenliklerde, fındık bahçelerinde meyve vermeye başlar. Haziran ortalarında yayla yollarının kenarlarında bile görülebilir. Bir tohumu, düzenli bahçesi, ekimi, dikimi, tarımı yoktur. Güneşi görünce kendi kendine alır başını gider. Toprağa tutunur ve kendiliğinden çoğalır. Otların arasında, kendi yaprağının altına gizlenir. Nohut tanesinden küçük olur.
Hanifta yetişen arazilerin sahipleri olabilir belki ama o meyvenin sahibi olmaz. Kim neredeyse gider, onu toplar ve yer. Bulması ve toplaması zordur, sabır işidir. Belki bir saat uğraşırsın ,bir elinin avucunu dolduracak kadar toplayamazsın. Hiçbir zaman doya doya yemek nasip olmaz.
Karadere Vadisinin efsaneleri;
Kara yemiş, patlıcan inciri ve kokulu üzüm gibi hanıftayı çatlayana kadar yiyemezsin
Ezilmesin diye, ya incir ağacının veya fındık ağacının en geniş yapraklarından birini alır huni şekline getirip içine doldurursun.
Veya uzun bir ot koparıp sapına boncuk gibi dizer, ucunu düğümler, kolye gibi boynuna geçirirsin.
Hanıftayı Markette, manavda pazarda bulamazsın
Çıktığı zaman yolların kenarlarında onları toplayan kırmızı yanaklı köy çocuklarını görürsünüz.
Hanif kelimesi Arapça da, tertemiz, arı duru, pak anlamlarına gelmektedir. Adı hanifta olduğundan. Bu benzerlik ne anlama gelir bilemiyoruz.
Trabzon çocuğu Bedri Rahmi Eyüboğlu,şiirinde;
Bir kız deli gibi koşmaya başlar.
Yanaklarında hanıftaların alı,
Dudaklarında kara yemişlerin moru demiş
İşte Karadere Vadisinin haniftalarının anlamı budur.
































