YEREL
Giriş Tarihi : 01-01-2025 16:11   Güncelleme : 01-01-2025 18:01

Araklı Karadare Vadisindeki Yollar

Araklı'dan Bayburt, Aydıntepe'ye uzanan yolların eski dönemlerdeki durumuyla ilgili kısa bazı bilgiler.

Araklı Karadare Vadisindeki Yollar

Karadere Vadisinde araba yolları, 80li yıllardan sonra araçların gidebileceği bugünkü düzenine kavuşmuştur. Daha önceki yıllarda stabilize olan yollar, iki aracın geçemediği genişliğe sahipti. Araklı’dan çıkan bir araç, Bayburt’a 100 kilometre kadar olan mesafeyi neredeyse bir günde gidebilirdi. Bu eğer heyelan olmadıysa, yol kapanmadıysa mümkün olurdu.
O dönemlerde Araklı-Bayburt yoluna, Araklı – Dağbaşı yolu deniyordu. Burası Araklı’nın nahiyesiydi. Önceki ismi Huruskaydı, daha sonra Dağbaşı ve şimdi Çankaya oldu. İlçe merkezinden dar bir yoldan başlayan yolculuk, Yiğitözü Köyü’nden (Zanike) geçerek Ayvadere Köyü’ne (Kaşıkçı)ulaşırdı. Kaşıkçı Hanlarındaki tarihi küçük köprüden sonra Ağnas’a (Değirmencik) ulaşırdı. Kaşıkçı’da Karadere üzerindeki bu köprü yıkılıp, yerine yol yapılmıştır. Ağnas’dan tarihi köprüyü takip eden yol, derenin karşısına geçerek Bifera’ya (Merkezköy) kadar devam ederdi.
Yol Bifera’ya gelmeden ara sıra Değirmencik Köyü’nün heyelanlı bölgesi Beyesanoğulları mevkiinde kapanırdı. Yağmurun fazla yağdığı dönemlerde bölgenin ulaşımının sık sık aksamasına neden olurdu. O dönemlerde radyoda “Araklı Dağbaşı yolunun 13. kilometresindeki Değirmencik mevkiinde yol kapanmıştır.” şeklinde anonslar yapılırdı.

Araklı’dan başlayıp Karadere Vadisini bitiren yol, Salmankaş Geçidinden sonra dağları aşarak Aydıntepe’ye ulaşırdı. Daha sonra Bayburt ve Gümüşhane’ye devam ederdi. Yol delik deşik, çamurlu veya akan ırmaklar nedeniyle tümseklerle doluydu. Araçların içinde yolculuk edenler hoplaya zıplaya otururken yorulurdu.

Araba yolları yapılmadan çoğu zaman yaylacıların kullandığı patika yollar, at, katır ve eşeklerinde rahatça geçebildiği yollardı.Tarihi ipek yolunun bir kolu olan yollar bazı bölgelerde bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. Dönemin insanlarının bu yolları yaparken kullandığı taş duvarlar ve yol üzerindeki su değirmenlerinin kalıntıları hala görülebilmektedir.

Araklı’dan sırtındaki yükle Bayburt’a gidebilmek öyle her babayiğidin harcı değildir. O zamanın insanları arkalarında taşıdıkları tere yağı veya ürettikleri başka bir ürünü Bayburt’ta buğday ile takas ederek ailelerini doyurmaya çalışırdı. Böyle düşününce yolların darlığının veya bozukluğunun önemsizliğini görüyoruz. Yürüyen bir aracın konforu bu zorlukları çoktan unutturur.



 

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy