Rekolte krizi: Sayılar neden tutmuyor?
2025–2026 sezonunda Karadeniz Bölgesi, zirai don, kuraklık ve kahverengi kokarca istilası ile ağır darbe aldı. Tarım İl Müdürlükleri rekoltenin yaklaşık 400 bin ton seviyesinde olduğunu açıklarken, Karadeniz İhracatçılar Birliği (KİB) bu rakamı 600 bin ton olarak duyurdu.
Uzmanlara göre bu fark yalnızca teknik bir değerlendirme ayrılığı değil; piyasada fiyatların yönünü belirleyen kritik bir unsur. Rekoltenin yüksek gösterilmesi, taban fiyatın baskılanmasına ve üretici gelirinin düşmesine zemin hazırlıyor.
Ferrero’nun “alım durdurma” mesajı
Tartışmalar sürerken, İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, İtalyan çikolata devi Ferrero’nun Türkiye’den fındık alımını askıya alabileceğini yazdı. Haberde, fiyatların yükselmesinde Türk üreticiler ve aracılar suçlanırken, Ferrero’nun ihtiyacını Şili ve ABD gibi alternatif pazarlardan karşılayabileceği öne sürüldü.
Ferrero Hazelnut Company Genel Müdürü Marco Botta’nın “Godot’yu Beklerken” göndermesiyle yaptığı açıklama, sektör temsilcileri tarafından algı yönetimi olarak değerlendirildi.
Rekabet Kurumu: “Fiyat baskılama girişimi”
,Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada Ferrero’nun iddialarını reddetti. Küle, şirketin alımı geciktirmesinin kendi tercihi olduğunu, rakip firmaların erken alım yaptığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’yi spekülasyon yapılan bir pazar gibi göstermek kabul edilemez. Bu girişimler, arzın sınırlı olduğu bir yılda fındık fiyatlarını baskılama çabasıdır.”
Tekellerin rolü ve piyasa dengesi
Türkiye’de fındık piyasasında üç büyük aktör öne çıkıyor:
Ferrero, Balsu Gıda ve Olam/OFI. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 70’i Türkiye’de, bunun da büyük bölümü Karadeniz’de gerçekleşiyor. Ferrero’nun tek başına bu üretimin önemli kısmını satın alması, şirketi fiilen fiyat belirleyici konuma taşıyor.
Gazeteci Orhan Gökdemir, Ferrero’nun bu yıl fındık fiyatını aşağı çekemediği için alımı geciktirdiğini savunuyor. Gökdemir’e göre, “Şili’den alım” söylemi, üreticinin pazarlık gücünü zayıflatmaya dönük bir baskı aracı.
Üreticinin bekleme lüksü yok
Fındık üreticisi için tablo net: Borçlar, hasat giderleri ve yaşam maliyetleri nedeniyle ürününü uzun süre elinde tutma imkânı yok. Tekellerin “bekleme” stratejisi ise tam da bu kırılganlık üzerinden işliyor.
Kooperatif yapılarının zayıflatılması, fındığın yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülememesi ve devletin piyasa düzenleyici rolünün sınırlı kalması, üreticiyi her yıl aynı döngüye mahkûm ediyor.
Sonuç
Fındıkta yaşanan kriz, yalnızca bir rekolte ya da fiyat tartışması değil; piyasa gücünün kimde olduğuna dair yapısal bir sorun. Mevcut politikalar değişmedikçe, Karadeniz’de üretilen fındığın değeri üreticiye değil, küresel ve yerel birkaç büyük aktöre kazanç olarak dönmeye devam edecek.
Fındıkta tekel baskısı: Rekolte tartışması, Ferrero hamlesi ve üreticinin çıkmazı
Karadeniz’in eğimli yamaçlarında yetişen fındık, Türkiye’nin hem tarımsal hem de ekonomik açıdan en stratejik ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak her hasat döneminde üreticinin aylar süren emeği, piyasa gücünü elinde tutan birkaç büyük aktörün hamleleriyle yeniden tartışma konusu oluyor.
Seyfullah Aksoy






























