Eyalet 5 sancaktır: Canha, Aşağı Batum, Yukarı Batum, Gönye, Trabzon.
Paşa, Trabzon'da oturur.
Kanun üzere Timar Defterdarı, Defter Kethüdası, Defter Emini, Çavuşlar Kethüdası, Çavuşlar Emini vardır.
Alaybeğisi, Çeribaşısı, Yüzbaşılarıyla tamamı 3000 silâhlı asker olur. Seferde bütün bu asker silâhlı olarak Paşa Sancağı ve Alaybeğisi'nin Bayrağı altında toplanır. Mamur köyleri vardır. Gelmeyen askerin zeameti başkasına tevcih olunur.
Trabzon Camileri
Ortahisar Camisi: Eskiden Ortahisar'da gayet süslü bir kilise varmış. Fetih sırasında Fatih Hazretleri tarafından cami ye çevrilmiştir. İçi ışıkla doludur. Mihrabı ve minberi eski usuldür. Doğu tarafına bitişik Hünkâr Mahfili vardır. Ahşap yerleri servi, ceviz, şimşirden yapılmıştır. Güzel bir minaresi vardır. Dışarı bahçesinin dört tarafında medrese odaları var. İşte bu cami ile Kaledeki Yeni Cami'den başka öteki cami ler surun dışındadırlar ki Trabzon' un batı tarafına düşerler.
Orta Kale Camisi: Gayet süslü, mamur, bir minareli şirin bir camidir. Hatuniye Camisi: Batı tarafındadır. Bunu Kanunî Sultan Süleyman'ın annesi yaptırmıştır. Aydınlık bir camidir. Kuvvetli vakfı vardır. Hattâ Polatane adındaki kasaba da bu caminin evkafındandır. Başka nice mamur vakıf köyleri vardır. Yekpare kubbesinin içinde her gece birçok kandil yakılır. Kapı ve duvarının bir sıra taşları kara ve cilâlıdır. Bir sofa ak ve cilâlanmış taşlarla yapılmıştır. 920 yılında ( 26 Şubat 1514 - 14 Şubat 1515) bitirilmiştir.
Süleyman Beğ Camisi: Hatuniye Camisi'nin batısındadır. Araları bir mildir. Kavak Meydanı'nda yapılmıştır. Cemaati çok bir camidir. Bir minaresi vardır.
Ayasofya Camisi: Süleyman Beğ Camisi'nin batısındadır. Deniz kıyısındadır. Kâfirler zamanında yapılmıştır. Sonra "Körlet Ali Beğ" adında bir vali, Padişah Hazretlerine arz ettikten sonra Padişah emriyle bunu zapt ederek 991 yılında (25 Ocak 1583 ,13 Ocak 1584) güzel mahfil ve minberiyle cami haline koymuştur. Kıble kapısından mihrabına varıncaya kadar boyu biraz uzunca olmuştur. Camisinde her türlü mermerden yüksek sütunlar vardır ki övmekte dil kısır kalır. Bir minaresi ile eski tarz sade, güzel mihrap ve minberi vardır. Etrafında zeytin bahçeleri var.
Erdoğdu Beğ Camisi: Hatuniye Camisi'nin güneyindedir. Bu iki cami arası yarım mildir. Bu cami Tekfur Sarayı Mahallesin dedir. Eskiden mescit olarak yapılmış, sonra Erdoğdu Beğ, Padişah buyruğu ile bunu 985 yılında (21 Mart 1577, 9 Mart 1578) cami haline koymuştur. Biçimli bir minaresi vardır ki gayet sanatkâranedir.
Yeni Cami: Eskiden kilise imiş, sonra, İslâm mahalleleri arasında olduğundan camiye çevrilmiştir. Yüksek yerde, havadar bir camidir.
İskender Paşa Camisi: "Kâfir Meydanı" adıyla meşhur ulu meydanın doğu tarafında, yekpare mavi kubbeli bir camidir. İçeriden biçimli bir minaresi var.
Trabzon Medreseleri
Fatih Mehmed Han Medresesi: Ortahisar Camisi'nin bahçesi dışında, camiye bitişik Fatih Mehmed Han Medresesi, odalarla süslü güzel bir medresedir. Talebe ile doludur. Mollalık payesiyle bir dersiâmı vardır, irfan yeri, zarif ve şair kimselerin ocağı güzel bir medresedir ki Sultan Fatih'in yüce eserlerindendir.
Hatuniye Medresesi: Camisi bahçesinin dört çevresinde büyük odalarla süslenmiş bir ilim ocağıdır. Dersiâmına ve talebesine aydan aya vakıf tarafından belli aylık ile et ve mum parası yollanır.
İskender Paşa Medresesi: Camisi bahçesinin kuzeyinde odalarla süslü, mamur bir öğretim yeridir ki talebesinin belirli aylığı vardır. Evkafı çoktur.
Trabzon Ahalisi
Beşinci iklimde olmakla suyunun ve havasının güzelliğinden bütün halkı zevk ehli, gezip tozmaya, yiyip içmeye meyyal, gamsız ve kayıtsız zarif ve âşık kimselerdir. Yüzlerinin rengi kırmızıdır. Kadınları Abaza, Gürcü, Çerkes güzelleri olmakla sanki her biri birer ay parçasıdır. Bu şehrin halkı eskiden beri yedi kısımdır:
Bir kısmı ileri gelenler ve kibar beğlerle beğ oğullarıdır ki samur kürklerle gösterişli elbiseler giyerler.
Bir kısmı bilginlerle takva sahipleri ve hâl (vecit, cezbe) sahibi kimselerdir. Bilginler kılığındaki hususî elbiselerini giyerler, saygı görürler.
Üçüncüsü tüccarlardır ki Azak, Kazak, Megril, Abaza, Çerkesistan ve Kırım'a gidip ticaret ederler. Çuka ferâce ve kontos, dolma ve yelek giyerler.
Dördüncüsü sanayi ehlidir ki hepsi çuka ferâce ve boğası hil'at
Beşincisi Karadeniz gemicileridir ki elbiseleri kendilerine mahsus demir koparan, şalvar, çuka, dolma giyip astar sarık sararak denizdeki ticaretten kazanç sağlarlar.
Altıncısı bahçavanlardır. Zira bu şehrin Boztepe bağları umumiyetle bağdır ki hepsi sicilde kayıtlı olduğu üzere 31.000 kadar bağ ve bahçedir.
Yedincisi balık avcılarıdır. Çünkü Trabzonlular balığı pek severler.
Dünyada Trabzon'un kuyumcuları gibi usta kuyumcu yoktur. Hattâ Birinci Selim burada doğup çocukluğunda altın kakmacılığı öğrenmiş ve babası Bayazıd Han adına Trabzon'da sikke kazmıştır. Ben bu sikkeyi gördüm. İşte o zamandan beri kuyumcuları ün salmıştır. Öyle bir zincirden at gemleri, buhurdan, gülâbdan, kılıç, gaddar, aşçı bıçakları işlerler ki örneği başka yerde bulunmaz. Gurguroğlu Bıçağı adıyla meşhur bıçaklar işlerler. Trabzon baltası adı ile bir cins balta yaparlar ki başka diyarlarda eseri yoktur. Gayet güzel ve rağbette olan sedefkârî peştahta, sanduka", rikdan, devat bir buradan, bir de Hindistan'dan çıkar.
Boz Dağları'nın turna kanı üzüm şırası gayet güzel olur. İçene asla sarhoşluk vermez. Müselles-i şer'iyye karanfiliyyesi", misketi gayet lezzetlidir. Yiyeceklerinden yemişleri, hele kiraz, lahıcan armudu, beğ armudu, gülâbî armudu, Sinop elması, nâmık üzümü, mülkî üzümü, firenk üzümü gayet nefis olur. Badilcan inciri derler bir nevi inciri vardır. O kadar lezzetli olur ki misli Nazilli'de bile bulunmaz. Limonu, turuncu, narı, zeytini her tarafta meşhurdur. Yedi türlü zeytini olur. Trabzon zeytininin bir nevi ufağı vardır ki ham iken yenir. Siyah kiraza benzer. Buralara mahsustur.
Trabzon'un gezinti yerleri: Zağanos Kapısı'ndan dışarda Kavak Meydanı vardır ki bütün paşalar tatil günleri askerleriyle o gönül ferahlatan yere çıkıp cirit oynarlar. Gayet geniş bir meydan olduğundan ortasında üç kat gemi direklerini birbirine bağlayıp yere dikmişlerdir. Tâ tepesinde bir altın yaldızlı topu vardır. Bütün usta biniciler dörtnala at koşturarak o topa ok atarlar. Vurana ihsan olunur.
Hoşoğlan Irmağı: Erzurum Eyaleti'nde Gerek Nahiyesi'nin güney tarafında "Yılan Mescidi" diye meşhur olan dağın belinden çıkarak nice köy ve kasabaları, bağ ve bostanları suya kandırarak Trabzon civarında Karadeniz'e dökülür. Bunun kaynağı olan dağda Çobanoğulları'ndan "Hoş Oğlan" adlı birisi bir kale yapmıştır. Trabzon'un güneyinde ve iki konak yerdedir. O kale sahibinin adına nisbetle Hoşoğlan Irmağı derler. Lâkin Trabzonlular bu dağa "Ağaçbaşı Dağı" derler. Trabzon'dan Bayburd'a gidenler bu dağdan geçer. Bir kapısı var. Ondan başka geçecek yol yoktur.
Ziyaretgah: Birinci Selim Han, Trabzon'da hâkim iken annesi merhum olduğundan Zağanos Kapısı'ndan dışarıda bir kubbe içine gömülmüştür. Türbedarları, Kur'an okuyanları doksana kadar varır. Her gün üç hatim indirilir. Hayrat sahibi bir kadınmış. Işıklı kubbesi gayet sanatkâranedir. Halis kurşunla örtülü bir kubbedir. Camisi de türbesi yanındadır. Bu şehirde birkaç ay zevk ve safa edip bütün yukarı tabaka ile tatlı sohbetler ederek muradımız üzere şehri gezip gördük.
Evliya Çelebinin Gözünden Trabzon
Evliya Çelebi, 17. yüzyılda Trabzon'u ziyaret etmiş ve seyahatnamesinde Trabzon'dan bahsetmiştir. Trabzon'un, Batum ve Gönye sancaklarını da içeren bir eyalet olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Trabzon eyaletinin 1640 yılında Yusuf Paşa tarafından yönetildiğini belirtmektedir.
Seyfullah Aksoy






























