YEREL
Giriş Tarihi : 06-05-2025 19:21   Güncelleme : 06-05-2025 19:49

    Derede Yüzmek

Karadere Vadisinde yaşayanların, yaz aylarında vazgeçemediği en büyük etkinlik derelerde yüzmektir.

    Derede Yüzmek

 

Karadere Vadisinde yaşayanlar mayıs ayının gelmesini ve okulların tatil olmasını dört gözle beklerdi. Mayıs ,haziran, temmuz ve ağustos geldiyse, Ağnas plajının mevsimi gelmiştir. Arkadaş grupları, kış boyu derede yüzmek, balık tutmak ve oyun oynama hazırlıklarına son sürat hazırlanırdı. Bazı guruplar Karadere Vadisinde Ağnas hanlarının önünde yüzmezdi. Kendilerinden büyüklerin rahatsızlığından korunmak isteyenler, haci eminlerin Ali ve kalaycı gafur dayının dükkanlarının altında bulunan atılmışkaya denilen mevki ye takılmayı tercih ederlerdi. Yüzmeyi öğrenmek için en az bir mevsim çalışmak ve ara sıra boğulma tehlikesi atlatmak gerekirdi. Yüzme bilenler derenin derinlerine gider, bilmeyenler aşağısındaki sığ yerlerde alışırdı. Doğu karadenizin tipik özelliği olan bir günde iki mevsimi yaşamak biraz sıkıcı olsa bile, çocuklar yine de dere kenarından uzak duramazdı. 


Sabah kalktıklarında bulutsuz ve açık olan gökyüzü öğlen saatlerinde, birden yağmura teslim olurdu. Ama bir kaç saat sonra yine eski durumuna gelirdi. Onlar derenin ıslaklığını değil kenarında bulunan yeşil doğanın ıslaklığını bile hissederdi. Böyle durumlarda Karaderenin çocukları üşüyen bedenlerini ısıtmak için, karşılarında güneye uzanan kayalıklara tırmanıp orada çalı çırpı ve dikenleri tutuşturarak ısınmaya çalışırdı. Günümüzde o kayalıklar düzgün bir karayolu, Araklı-Bayburt karayolu olarak hizmet veriyor. 
Yaşanmış hatıralar burada yaşayanların zihninden hiçbir zaman silinmemiştir. Özellikle Atılmışkayanın karşısında bulunan, en az 20 metre yükseklikteki bir kayanın ortasından geçen minik keçi yolu ve oradan her geçenin hissettiği ölüm korkusu. Mayıs deresi, herkesin ürperdiği suyun yatağına sığmadığı yükseklerde eriyen karların öfkesi gibiydi. Karaderenin hırçın aktığı bu dönemlerde, ebeveynler çocuklarını dereden uzak tutmak için büyük çaba sarf ederdi. Yüzme bilmek veya yetişkin olmak, tehlikeden uzak olmak anlamı taşımıyordu.  Azgın suların her şeyi sürüklediği suyun debisinin korkunç olduğu gerçeği vardır.
1970lerin başında Değirmencik ilk okuluna  giden bir arkadaşlarının mayıs deresinde boğulması bile çocukları dere kenarından men edememişti. O arkadaşlarının babası her gün o dereye bakarken, kendileri hiçbir şeyin farkında bile değildi. Bir mayıs günü Kalaycı Ğefur dayının dükkanının yukarısında dere kenarında oynayan çocuklar, o babanın az ileride bir taşın üzerinde oturup, oğlunun boğulduğu dereyi izlediğini fark ettikleri halde yine oyunlarına devam etmişti.
Yüreği yanmış o babanın, daha fazla dayanamayıp Mayıs deresinde yüzenleri “çocuklar buralarda oynamayın” şeklinde uyarması bile akıllarını başlarına getirememişti.
Fakat “burası tehlikeli değil ” şeklinde mırıldanmaları, başka felaketlerin yaşanmaması içinmiş, yine de anlamamışlardı.
Aslında derede yüzmenin, balık tutmanın ve çeşitli oyunlar oynamanın harika bir duygu olduğu bir gerçektir, anne ve babaların korkularını anlamanın daha önemli bir gerçek olduğu ise hiç unutulmamalıdır.

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy