Bu durum, Trabzon’un bir eyalet merkezi olması, coğrafi konumu, tarihi derinliği ile ilişkilendirilebilir. Son yıllarda Trabzon kimliği, “Fatih’in fethettiği, Yavuz’un yönettiği, Kanuni’nin doğduğu şehir” olarak tanımlanıyor. Bu özellikler onu, 550 yıllık bir imparatorluk geçmişine götürse de barındırdığı tarihi gerçekler bir yana edebi bir metin olarak Dede Korkut hikâyeleri, 1000 yıllık bir Türk yurdunu işaret etmektedir.
Trabzon, “bir kültür ve sanat şehri” tanımlamasının gereğini yerine getirmek üzere ulusal ve uluslararası etkinliklerin yapıldığı bir şehirdir. Bu anlamda kurumsal etkinliklerin yanı sıra sivil teşebbüslerin de altı önemle çizilmelidir. 2004 yılında “Trabzon’da Edebiyat-Edebiyatta Trabzon Sempozyumu” yapılmış ve sunulan bildiriler de Trabzon Belediyesi yayınları arasında basılmıştır.
2007 yılında kurulan Trabzon Sanat Evi çatısında her yıl düzenlenen Uluslararası Sanat günleri kapsamında şehir ve şehrin edebiyat çevreleri misafir edebiyatçıları da ağırlamaktadır. Uluslararası Trabzon Edebiyat Festivali-UTEF ise 2014 yılında başlayan tamamen edebiyata ayrılmış bir festival olarak uluslararası niteliği ve özgün düzenlemesi ile yapılmaktadır.
Trabzon’u bir kültür şehri olarak göstermeye yönelik önemli bir veri, başkent İstanbul’dan 136 yıl sonra (1865) Anadolu’da ilk matbaanın açıldığı yer olmasıdır. Matbuat hayatının varlığı, şehirdeki edebiyat kültürünün tartışmasız göstergelerindendir.
1869 yılında yayına başlayan Vilayet Gazetesini takiben özel gazetelerle bugün itibariyle Çaykara, Of, Beşikdüzü, Şalpazarı gibi ilçelerde çıkan gazetelerle birlikte Trabzon’da halen baskısı yapılan 14 gazetenin varlığı, süreklilik ve çeşitlilik barındırır. Buna akademik yayınlar, sanat ve kültür dergileri, kurum ve kuruluşların yayın organları dahil edildiğinde ortaya çıkan yekün, yayın hayatındaki zenginliği ve hareketliliği gözler önüne serecektir. Bugün Trabzon’da hizmet veren yirmiye yakın matbaayı bu bağlamda zikretmek gerekir.
Trabzon’da çıkan Kıyı Kültür, Edebiyat ve Sanat Dergisi, 1961-2002 yıllarında yerelden ulusala ulaşan 244 sayısı ile bir edebiyat atmosferi yaratabilmiştir. Çeşitli sebeplerle kesintiye uğrasa da dört ayrı dönemde oluşan bu koleksiyonda hem Trabzon ve yöresinin hem de Türkiye’nin sanat, edebiyat yaşamının nabzını tutan şiir, deneme ve öyküler; özgün araştırma ve makaleler yer almaktadır.
Trabzon Edebiyat dergiciliğinde bugün de Ada, Mor Taka gibi isimleri saymak; zamanın adeta nabzını tutan çevrimiçi yayınların, edebiyat kanallarının varlığından söz etmek gerekir. Örnek olarak “Dil, bilinç ve ruh kirliliğinden olabildiğince uzakta, bir tık uzağınızda!” çağrısı ile “Edebiyat Burada”, 2018 yılında Ali Serkan Türk’ün kuruculuğunda üretilen içeriklerin paylaşıldığı etkin bir platformdur.
Kurumsal düzeyde Trabzon Belediyesinin Ekim-Kasım-Aralık döneminde 2020 yılı biterken ilk sayısını “Trabzon yerelinden neşet bulacak, güç alacak ancak ulusal çapta etki uyandıracak ve kamuoyu oluşturacaktır.” T Dergi, Trabzon’daki dergicilik ruhunu yansıtmaktadır. Nitekim genel yayın yönetmeninin “Yalı, Kıyı, Dalga, Değirmen, Mor Taka, Karayel, Boztepe, Zigana, Ada ve daha niceleri geçtiğimiz yıllarda Trabzon’dan tüm ülke sathına seslenmiş dergilerdir. Şimdi bu bayrağı T Dergi devralıyor...
Tarihî birikimi ve kültürü en doğru biçimde yansıtmakla birlikte yeni arayışlar içerisinde de olacağız...” sözleri, gelenekleşmiş dergiciliğe ve birikime vurgu yapmaktadır.
Trabzon Sanayi ve Ticaret Odası, Trabzon’un tarih, kültür ve sanat değerlerinin yaşatılması ve tanıtılması için birçok projeye destek vermekte, bu bağlamda yayın hayatına katkı sunmaktadır. Trabzon Türk Ocakları, kuruluşundan itibaren Trabzon’un kültür hayatına düzenlediği sempozyum, konferanslar yanında yayınlar ile de destek vermektedir.
Ocağın Trabzon’da üçüncü defa kurulduğu 19 Kasım 1988 tarihinden sonra yayın faaliyetleri ile Türkiye’deki diğer Türk Ocağı şubelerinin önünde katkıları olduğunu söylemek mümkündür.
Trabzon’da yayın hayatının canlılığı ve sürekliliğinde korunamasa da şahsi kütüphaneleri ile Arslan Pulathaneli, 1947 yılından itibaren Trabzon’a yerleşen, ömrünü burada tamamlayan ve Trabzon tarihi araştırmaları ile dikkat çeken Cumhur Odabaşıoğlu, “Trabzon’da Türk ve İslâm Eserleri-Kitabeler” adlı beş ciltlik çalışması yanında üç ciltlik “Geçmişten Günümüze Trabzon Şairleri” adlı eseriyle Murat Yüksel, Trabzon’un yetiştirdiği Hüseyin Albayrak gibi bireysel gayretleri ile Trabzon’daki matbuat ruhundan beslenen ve Trabzon matbuatına adlarını yazdıran isimlerin etkisi açıktır.
Bugün de büyük bir merak ve özveri ile Trabzon’da yayın hayatını sürdürmek için çalışan isimler bu kadim çizginin devamıdırlar. Bu çizgide yazar ve şairler arasında ilklere imza atan isimler de dikkate değerdir. Öyle ki Trabzon, aynı zamanda Osmanlı döneminin “ilk şehir tarihi” ile ilk şehir tarihi yazarını çıkarmış bir şehirdir. Şakir Şevket (1847-1878) de 1877 yılında Trabzon Tarihi adlı eseri ile Türkçe yazılan ve basılan ilk şehir tarihinin sahibidir. Eski ve yeni harflerle basılmış eser, Trabzonun yanı sıra Doğu Karadeniz, Kafkasya ve Kırım tarihleri için de önemli bir kaynak niteliğindedir.
Trabzonlu divan şairlerinin şiirlerinde çoğunlukla hikemi bir tarzı benimsediklerini ve devirlerine oranla sade bir dilleri olduğunu söylemek mümkündür. Hamsinamesi meşhur olan Hamamizade İhsan gibi Mehmed Ziver’i meşhur eden de hamsi üzerine yazdığı bir gazeldir. (1821-1880)
Şehrinden bir mevki adını soyadı olarak seçen, bölge insanının nüktedan kimliğini eserlerine hiciv olarak yansıtan bir şahsiyet Halil Nihat Boztepe bir yandan şairdir; aruz ve hece vezinlerini başarıyla kullanır. Toplumsal kimliği için şairliğini de belirlemiştir denilebilir. İnce zekâsı ve nazik şair yaratılışı sayesinde onun şiir dili, bir anlamda henüz repertuarı oluşmamış mizah edebiyatımıza malzeme üretmiştir. (1882-1949)
Trabzon’dan önemli isimlerden biri de Sabahattin Eyüboğlu’dur (1908-1973). Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ağabeyi olup Cumhuriyet devrinin yetiştirdiği önemli aydınlardan biridir. Denemeleri ve çevirileriyle ünlüdür. Denemelerin tamamını Mavi ve Kara (1961-1967) adıyla bir kitapta topladı. Yunus Emre’ye Selam adıyla 1966 yılında yayınladığı deneme, inceleme kitabı Yunus Emre’nin tanınması ve anlaşılmasında kayda değer bir eserdir. Sebahattin Eyüboğlu’nu ondaki Anadoluluk ruhunu, çalışma azmini genç nesillere tanıtmak amacıyla yeğeni Ayşe Goloğlu Soyer’in girişimleri ile Hatem Türk, Sabahattin Eyüboğlu Bir Mavi Yolcu adlı kitabı hayata geçirmişti.
1909 yılında bir su kıyısında, Trabzon’un Akçaabat ilçesi Ahanda/Kavaklı köyünde doğan Hasan İzzettin Dinamo, ömrü yine bir su kıyısında nihayetlenene kadar (1989) Karadeniz gibi coşkun, dalgalı bir hayat sürmüştür. Babasını 1. Dünya Savaşı sırasında kaybeden Dinamo, öğretmen okulunu bitirmiştir. Çevirmenlik, fotoğrafçılık ve tefrika romancılığı uğraşları olmuş; şair kimliğinde Yusuf Ziya Ortaç, Orhan Seyfi ve Nazım Hikmet, gibi isimler etkili olmuştur. Millî Mücadele yıllarını konu alan geniş hacimli Kutsal İsyan (1967) ve bizzat yaşadığı muhacirlikten izler taşıyan Savaş ve Açlar (1968) tanınmış eserlerindendir.
Yerel unsurlar, sevgi, barış ve özlem memleket şiirlerinde içeriği besler. Ressam şair, düz yazı çalışmaları ile de gazete ve dergilerde yer alır. Bu yazılarda bir incelemeci- araştırmacı kimliği ile karşımıza çıkar. Dol Kara Bakır Dol (1985), Canım Anadolu (1953), Deli Fişek (1975), Tezek (1975), Resme Başlarken (1986) ve Kardeş Mektuplar (1985) gibi katkıları ile Türk edebiyatı tarihindeki yerini almıştır.,
Trabzon’dan Eyüboğlu ailesinden edebiyat dünyasına katılan bir diğer isim, araştırmacı, yazar, çevirmen ve şair İsmet Zeki Eyüboğlu’dur.
1925 Trabzon-Maçka doğumlu olan Eyüboğlu'nun, 2003 yılında vefatına kadar verdiği yüz civarında tercüme ve telif eserleri, divan şiiri incelemeleri, Anadolu ve Karadeniz kültürünü ortaya koymaya çalıştığı halk bilimi alanındaki derleme ve yazılarından oluşmaktadır. Anadolu’yu bir bütün halinde tanıma ve tanıtma çabasındaki Eyüboğlu, şiirlerinde de Karadeniz’i hamsisinden insanına bütün motifleriyle destanlaştırmanın peşindedir.
2001 yılında vefat eden Ömer Kayaoğlu (Doğumu 1916), yöresel türkülerle başlayan şiir yazma serüvenini, kemençeden hamsiye bütün Karadeniz’i şiirlerine yansıtmıştır. Bir Avuç Köpük (1936), Kabuk (1962), Trabzonlu Kemençeden (1986) adlı eserleriyle Trabzon’dan edebiyata katkılar sağlayan Kayaoğlu’nun şiirleri bestelenmiştir. Memleket özlemi şiirlerinin ana temlerinden biri olmuştur. Hemen her şiir türünde eser veren Kayaoğlu, halk şiirlerinden esinlenerek koşma veya türkü, mani tarzında yazması, koşma tarzında yazdıklarında çoğu kez Kayaoğlu tapşırmasını kullanması, yöresel dili kullanması, halk kültürü ögelerine yer vermesi ile halk ozanlarına yaklaşır. Bu yönüyle onu bir halk ozanı, halk edebiyatı geleneği içinde bir aşık saymak olasıdır.
Trabzon doğumlu Gündoğdu Sanımer (1935-2003), kıyı şehri Trabzon’da doğan bir “Kıyı” şairidir. Trabzon’da tanınmış bir hekim olması yanında şair, ressam ve ebru sanatçısı olması ile çok yönlü. Ümit penceresinden ve güzellik arayışı ile baktığı dünyada toplumsal sorunlara yaklaşırken yakaladığı lirik söyleyiş ve yoğun sanatçı duyarlılığı şiirlerinde başat unsurlardır. Yine de “Kara yelin Sürüleri” nde tabiat karşısında insan, toplum yaşamında kadın ve hayatın acı tarafı aynı hüzün çizgisinde işlenir ve “kara” kelimesinde bir imaj yaratır.
Kıyı dergisinin kurucuları arasında olan 1939 doğumlu Attila Aşut, Ceylan, Arkadaş, Küçük Afacan gibi çocuk dergilerinde başladığı yazma sürecini 1957 yılından itibaren Trabzon’un zengin yerel gazete alanında Hakimiyet, Hizmet, Sonhaber ve Ses gazetelerinde sürdürmüştür. Toplumsal meselelere vakfedilmiş hayatında şiirlerinde açık bir anlatımı tercih eden Aşut’un eserleri arasında Acının Külrengi (2001-şiir), Günlerin Kıyısından / Trabzon Yazıları (2011) ve Siyah Beyaz Yazılar (2014, deneme, inceleme) sayılabilir. Yayına hazırladığı Sivas Kitabı / Bir Toplu Öldürümün Öyküsü (1994) yanında Trabzon’da gerçekleşen hemen bütün kültür-sanat etkinliklerine yakın ilgisi kaydedilmelidir.
Yaşamını halen yurt dışında sürdüren Ruhi Türkyılmaz, Trabzonlu edebiyatçılar arasında ilginç bir isimdir. 1940 Sürmene doğumlu Türkyılmaz, 1966 yılı sonunda gittiği Almanya’da lisans eğitimini tamamlayarak kimyager olarak çalıştı. Memleketine olan ilgisini gösteren Trabzon’a armağan ettiği Ruhi Türk Yılmaz Sanat Evi bünyesinde Trabzon’a renk katan edebiyat toplantıları düzenlenmekte, her yıl Türkiye çapında Ruhi Türk Yılmaz Şiir Ödülü verilmektedir. Ruhi Türk Yılmaz, edebiyat ve edebiyat eğitimini önemsemesinin bir göstergesi olarak Sanat Evi aracılığı ile edebiyat öğrencilerine burslar vermekte, Trabzon’a geldiğinde de faaliyetlere katılmakta, Trabzon’un bir kültür ve sanat şehri olma sürecine katkı sunmaktadır. Eserleri arasında Şölen (1992), Günahsız Gömülenler (1993), Dalga Boyu (1993), Babacan (Almanca-Türkçe 1993), Yırtılan Dünya (2007), Kuzeyce Gül (2011- Roman), Paris Üvertürü (2018) sayılabilir. Son olarak 2021 yılında doğduğu köyde, şimdi Araklı’nın Pervane mahallesinde Ruhi Türkyılmaz Sanat ve Edebiyat Müzesi'ni kurdu. Böylece Türk edebiyatı ve kültürüne yalnızca yazdıkları değil yaptıkları ile de katkı sunmaya devam ediyor.
Trabzon’un yeni nesil şairlerinden Ömer Turan, “Üzünç Evi’nde beyaz bir kasket: Özer Ciravoğlu” adlı yazısında 1944 doğumlu Özer Ciravoğlu’nu Üzünç Evi adlı şiir kitabından hareketle tanıtır. Onun “akıl karıştırıcı” yanını vurgularken “kendi içsel yolculuğuyla ulaştığı insanı, kenti, sokakları ve mekânları sezgisel gücüyle birleştirip sürekli devinen bir dille yaratıyor evini” diye niteliyor.
Mimar Özer Ciravoğlu (1944), “Yaşamak ustalığı/Bir gül kokusu/Ha var ha yok/Eridi gönlümde sonsuz mavi gök” mısraları ile yaşamda ustalaşma arayışını, yaşamla başa çıkma çabasını dile getiren bir şiir ustasıdır. Trabzon; Uzun sokak, yağan yağmur, serin sular halinde şiirinde yer tutarken sohbetlerine esas olan sorular da sosyal meselelerin ıstırabını çektiğini gösterir: “Neden hep yargılar bizi/Canımdan çok sevdiğim yurdumuz”. Mimar olan Ciravoğlu, Trabzon’un ressam şairlerindendir. Seslenişler, Kriz ve Sevi, Üzünç Evi şiir kitaplarıdır.
1946 doğumlu şair, yazar, öğretmen, akademisyen, dergi editörü Ahmet Özer, özenli bir şiir işçisidir. Doğduğu ve büyüdüğü topraklar birebir şiirinde yer almaz ama kendini hissettirir. “trabzon doğduğum kentti / sinemalarını sevdim ilkin / köprülerini / yeşil yağmurlar yıkadı yüzümü / bedros reis’in dizelerinde soluk aldı şairliğim” mısraları ile şiirinde Bedri Rahmi etkisini dile getirir. Şiirleri farklı dillere çevrilen eğitimci şair Ahmet Özer’in şiir yolculuğu şiiri irdeleyen edebi yazılarla sürmektedir. Çeşitli ödülleri olan Özer, gazetelerde köşe yazıları yayınlanmakta, ortak yazarlı kitaplara imza koymakta ve Trabzon’un kültür sanat hayatını yakından takip etmektedir.
Okuma azminin örnek simalarından olan Kenan Sarıalioğlu (1946), akademik hayattan ayrıldıktan sonra doğup yaşadığı Trabzon’da Kültür müdürlüğü yapmış, ileri yaşında doktorasını tamamlamış, Mardin Artuklu Üniversitesinde Felsefe Bölümünde görev yapmıştır. Şiir, özellikle şiir çevirileri ve yayıncılığı, Veysel Usta ile yönettikleri Serander Yayınevi ile Trabzon’da edebiyata ve yayın hayatına farklı yaklaşımlarla katkıda bulunan bir isimdir. Şiirlerinde özgün bir söyleyiş içinde tabiat, insan, sevgi ve ölüm, metafizik sorgulamalarla ele alınır.
Attila Aşut’un “Lacivert Ozan” dediği, Trabzon’dan şiir sanatına eleştiri içeren, sözle müzik arasında ritmi yüksek eserler bırakan ve bu sebeple de Karadeniz müziği ile ezgisine kavuşan şiirler yazan isim de ,Yaşar Miraç’tır. Dili konuşma dilinin imkanlarıyla hareketli, çağrışımların yoğunluğu ile zengin şairin şiirlerinin içeriğinde de adında da Trabzon etkilidir: 1980 yılı Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü almasını sağlayan Trabzonlu Delikanlı (1979), Trabzon’dan Çıktım Yola (1981), İçli Şarkılar (1981), Yurdumun İşçileri (1985), Barış Güllerinin Gümüş Denizi (1985) kitaplarından bazılarıdır. Miraç Çolak onun için “Trabzon’u ve Karadeniz’i konu alan şairler arasında Yaşar Miraç’ı diğerlerinden ayıran temel özellik, o coğrafyayı İstanbul Türkçesiyle değil, yöre halkının diliyle ve içten bir lirizmle anlatmış olmasıdır.” demektedir.
Trabzon Of doğumlu ve ilk gençlik yıllarını Of ’ta geçiren, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler mezunu yazar Mustafa Ruhi Şirin (1955), çocuk edebiyatına ilişkin çalışmaları ile tanınmıştır. Çocuklar için ve çocuklar üzerine yazan Şirin, bir yandan çocukları yarınlara hazırlama çabasındadır, bir yandan da büyükleri çocuklar için yönlendirir. Duyarlı seslenişiyle yalnız çocuklara değil, her büyüğün içindeki çocuğa ulaşır. “Çocuklar beni severek okuyor, çünkü ben de çocuğum” diyen şair, “bütün Türkiye çocuklarının Şirin Amcası”, Türkiye Çocuk Vakfı’nın kurucusudur.
Ezgi ve Çıkın ve Mor Taka ile Trabzon’da dergilere hayat verme çabası içinde bir şair, ressam ve nakkaş da Yaşar Bedri Özdemir’dir (1956). Yaşar Bedri, geleneksel ile modern olanın harmanlandığı bir şiirin temsilcisidir. Biçimde yeni ve sıra dışı, özde düşünce geleneğine bağlıdır. Yerel söyleyişleri ile dokuduğu eserleri ile özgün bir dil yaratır.
İlk şiiri Kıyı dergisinde yayınlanan Trabzon doğumlu bir isim olarak Neriman Calap (1956), Kıyı kültüründen beslendiği görülen, Trabzon’un öğretmen şair- yazarlarındandır.
Nazan Bekiroğlu (1957), sanatçı kimliğini destekleyen akademisyenliği ile de dikkat çekiyor. Akademisyenliğinin eserlerinin teknik yönünü daha bilinçli kıldığı söylenebilir. Halide Edip’in romanları üzerinde doktora çalışmasını hazırlarken yazının tekniği üzerinde zorunlu olarak düşünen ve kendini yazı yoluyla ifade etmenin yollarını arayan Bekiroğlu, 1986’dan itibaren dergilerde şiir ve hikayeleriyle görünmeye başlar. Bugün artık şiiri bırakmıştır ama hikâye ve denemelerinde şiirin kapalılığını ve gizemini bulmak mümkündür.
Çiğdem Sezer (1960), “Yıldız Kaydı” adlı şiiri ile başlayan (1983) yayın serüveni üzerinden Kıyı kültüründe yetişen şairlerdendir. Yeni şiirin özgür ve özgün imkanlarından yararlanırken Karadeniz’in ve Karadeniz insanının hiç dinmeyen hareketliliğini şiirine yansıtır.
Şair ve yazar Sunay Akın (1962) yeni şiiri kalemine özgü çizgide temsil etmektedir. Şiirleri Milliyet Sanat, Varlık, Yarın dergilerinde yayınlanmıştır. Şiirde sosyal meseleleri ele alırken bir renge, bir çobana, kuş tüyüne veya noktalı virgüle şiir yazacak kadar ayrıntıları işler. Yeni şiirin ülkemizdeki kurucusu sayabileceğimiz Orhan Veli’nin nasır için şiir yazması gibi Akın da tornavida için şiir yazar. Ama bu şiir “Vidaya tutturuldukça
/ onca nükleer bomba silahlanmaya karşı tek umuttu
/halkın elindeki / tornavida” diyecek kadar sancılıdır. Şiirlerinde Trabzon’dan çok mekân olarak İstanbul vardır. Yine de onun şiirinde Karadeniz’i bir sıcak fıkra tadında bulur gülümsersiniz.































