YEREL
Giriş Tarihi : 02-05-2025 16:14   Güncelleme : 02-05-2025 16:16

Tarihi Araklı ve Sürmene Teknesi Çapar

Antik dönemden 1960lı yıllara kadar kullanılan çapar teknesi, Karadeniz bölgesinde kürekli tekne olarak kıyılarda yolcu ve yük taşır, yük gemilerinden kargoları limanlara veya kıyıya ulaştırırdı.

Tarihi Araklı ve Sürmene Teknesi Çapar

Doğu Karadeniz antik çağlardan günümüze, büyük insan hareketlerine kapalı olmakla birlikte, coğrafik konumu dolaysı ile önemli ticaret yollarının kesiştiği ve kara ve deniz taşımacılığı açısından dışa açık bir bölgedir. Bölge coğrafik olarak denize paralel dağları ve boyuna kıyıları ile gemilerin barınabileceği, yük alıp boşaltabileceği güvenli liman özelliğine sahip, uygun koy ve körfezden yoksundur. Araklı (Sürmene, Sususrmania, Hyssus) Limanı körfez özelliğine sahip çok az sayıdaki limanlardan biridir. Bu özelliğinden dolayı antik çağdan günümüze yer değiştirerek kullanılabilen tek liman, Roma döneminde Hyssus (Sürmene/Araklı) olarak adlandırılan günümüzün Araklı Limanıdır (Bilgin, Yıldırım,1990, Aksoy,2011). 
Antik çağda Bayburt ve Gümüşhane üzerinde Anadolu’ya açılan ve önemli bir ticari liman olan Susurmania-Hyssus Kalesi ve limanının bulunduğu körfez, Karadere çayının alüvyonları ile dolarak günümüzde Araklı kent merkezi içinde karada kalmıştır.  Hyssus Limanı ve Çapar Teknenin Tarihsel Değişimi Trabzon limanının doğusunda kalan en önemli doğal liman, Roma döneminden günümüze kadar, alüvyonla dolma nedeni ile yer değiştirerek kullanılmaya devam edilen Araklı (eski Sürmene) Limanıdır. Kapadokya Valisi Arrianus’un Milattan Sonra 131tarihinde Roma İmparatoru Hadrianus’a  hitaben yazdığı raporunda ,Trabzon dan sonra eski dönemlerden beri var olan  Hyssus limanına uğradığından bahseder ki bu liman bugün ki Araklı Limanıdır (Zehiroğlu, 1999)
Roma İmparatorluğunun garnizon kenti Satala’nın denize açılan kapısı olması dolayısı Hyssus Kalesi ve limanı hem askeri ve hem de ticari açıdan önemli idi. Limana bağlanan kervan yollarının güvenliğini sağlamak amacı ile limanın 5 kilo metre çaplı çevresine, farklı dönemlerde, günümüze kadar ulaşan 5 kale inşa edilmiştir. Hyssus kalesi ve limanının bulunduğu körfezin Karadere’nin taşıdığı alüvyonlarla dolması sonucu, günümüzde kale kıyıdan yaklaşık 1 kilo metre içeride kalmıştır . Koyun dışında, Batı kıyıda inşa edilmiş olan yeni Araklı Limanı, günümüzde ticari liman olmaktan çok balıkçılık limanı olarak kullanılmaktadır.

Antik çağdan günümüze önemli bir ticari liman olan Araklı (Sürmene) limanı, bölgede taşımacılık sektörü yanında gemi inşa sanatı ve sanayisinin gelişmesini de sağlamıştır. Sürmene’de günümüzde de devam eden ahşap ve çelik gemi yapımının kökeni bu liman ve sağladığı güçlü deniz ticaretine bağlı idi. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, belki öncesinde de, bölgede gemi halatı ve yelkenler için ihtiyaç olan kendir ipi üretilip işlenmekte idi. Aynı şekilde metal el sanatları, ahşap el sanatları ve gemi yapımı konusunda da Sürmene (Araklı) ve çevresi önemli bir üretim merkezi idi (Erüz,2013). Milattan Önce 500 yıllarında Amasyalı Strabon; Karadenizle ilgili olarak “Kafkas dağlarının uzantısı olan, bu sarp ve dağlık sahil kesiminde, kuzeyden güneye, sırasıyla, Achaei, Zygi ve Heniokhi kabilelerinin toprakları yer alır" demiştir. (Zehiroğlu, 1999) Korsanlık ile geçinen bu insanların kullandığı ve "Kamarae" olarak adlandırılan en fazla 30 kişi taşıyan küçük ve hafif teknelerin Çapar (Pareskalmia-Paraskalmion) teknenin atası olduğu düşünülmektedir. Milattan Sonra 1250 yıllarında yapılmış olan, Trabzon Aya Sofya Kilisesinin duvarlarında bulunan tekne figürlerinin (Bryer, 2010).  çapar teknesi ile olan benzerliği dikkat çekicidir.
Günümüze ulaşan 20. Yüzyıla ait fotoğraflarda, Çapar teknelerin,  daha çok kürekle sevk edildiği görülse de, tek direkli ve aşırtma yelken ile de kullanıldığı görülmektedir . Teknenin baş ve kıç tarafından yukarıya doğru uzanmış iki geniş tahta ayrıntısı ile karşılaşılmaktadır. Teknenin, Karadeniz bölgesinde kürekli tekne olarak kıyılarda yolcu ve yük taşımak,  bir mavna gibi çekilerek yük gemilerinden kargoyu limanlara veya kıyıya ulaştırmak için kullanılmasının yanı sıra genellikle tek direkli  “aşırtma yelkeni” sayesinde uzak mesafelere de gidebildiği bilinmektedir.  
Ayrıca teknelerin yük ve yolcu taşıma maksadıyla kullanılan versiyonları bir birinden farklıdır. Yolcu taşımak için kullanılan versiyonun yük taşıma maksadıyla kullanılan versiyondan daha narin olduğu düşünülmektedir.   Osmanlı arşivlerindeki sevkiyat kayıtlarından ve günümüze ulaşabilmiş olan eski fotoğraflardan yararlanılarak tekne hakkında bilgi edinilebilmektedir.  Teknenin baş ve kıç tarafı birbirinden farklı olup yukarı doğru keskin kavislidir.  Orta kesitteki fribordu baş ve kıç ile kıyaslandığında oldukça küçük kalmaktadır.  Çapar tekne Trabzon ve bölge kıyılarında 60’lı yıllara kadar özellikle kıyıya yanaşamayan büyük gemilere yolcu ve yük taşıma maksadıyla kullanılmıştır. Bu dönemden sonra tamamen yok olmuştur. Bu tarihi tekneye ait, yük taşıma amaçlı son örnekler,  Sinop- Ayancık kereste fabrikasında yıllarca kullanılmıştır. Bu teknelerden sadece 3 tanesi fabrika deposunda bulunmuştur. Bunlardan birisi de Sinop Cezaevi bahçesinde koruma altına alınmıştır. Ne yazık ki yolcu taşıma amaçlı daha küçük ve narin modele ait fotoğraflar dışında herhangi bir örnek ya da bilgi mevcut değildir.  
Doğu Karadeniz’in doğal körfez ve limanı olan Araklı (Sürmene), Karadere  çayının alüvyonları ile Milattan Sonra 131’den günümüze 1 kilo metre den fazla dolarak doğal liman olma özelliğini kaybetmiştir. Dolmanın sonucu olarak tarihi Roma Hyssus Kalesi ve Limanı karasallaşarak Araklı yerleşiminin içinde kalmıştır.
Karadeniz’e özgü bir tekne olan paraskalmion-çapar teknesi geçmişi antik çağa dayanan ve gelişimini yıllara borçlu olan bir teknedir. Bilindiği gibi günümüzde bir teknenin tasarımını yaparken, üretimi yapılmadan önce teknolojinin yardımıyla bilgisayar ortamında modellenerek denizciliği, mukavemeti ve dengesi gibi güvenlik için önemli unsurlar hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Geçmişte bu durum deneme yanılma yoluyla ve yetenekli ustaların bilgilerinin yıllar boyunca aktarımıyla sağlanabiliyordu. Bu açıdan çapar gibi geçmişten günümüze gelen formlar yılların ve ustaların bu yıllar içinde tekneye kattıkları ile gelişmiş, büyük değere sahip formlardır. Sanayileşme, ihtiyaç önceliğinin değişmesi gibi kaçınılmaz olan koşullar bu teknelere olan ihtiyacı azaltmış ve günümüze bu tekne ile ilgili fotoğraflar ve Sinop ta bulunan tek örnek kalmıştır. Bu tekneyi üreten ustalar ve onların birikimleri ne yazık ki yok olmuştur.  Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye kıyılarında yüzmüş olan Çapar ve diğer tüm tekne formları araştırılarak bu teknelere ait endaze resimleri çıkartılıp, bu formların denizcilik özellikleri kullanım amaçlarına bağlı olarak belirlenmeli ve tarihi gelişimi ile birlikte gelecek nesillere iletilmek üzere kayıt altına alınmalıdır. Bunun da ötesinde, denizcilik kültüründen uzaklaşmakta olduğumuz düşünüldüğünde bu tekne formlarının ve ekipmanlarının sergilenebileceği denizcilik müzeleri kurulabilir.
 

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy