Trabzon Anadolu'nun kuzey doğusunda, Doğu Karadeniz'in doğal bir limanının kıyısında, Asya ve Ortadoğu transit yolunun başında kurulmuş bir kenttir . Engebeli yapısı ve bol yağışlı iklim şartlarına karşın kente yerleşim tarihi eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Köse'ye göre; Trabzon'un en çok dikkati çeken coğrafi durumu şüphesiz onun Karadeniz'in kıyısında ve Pontus dağlarının korumasında olmasıdır. Kuzey'de oldukça fırtınalı Karadeniz, Trabzon'u İskit kavimlerinin baskısından korurken, güney, batı ve doğu yönlerindeki dağlar, dar ve engebeli boğazlar onu Asya'nın diğer kavimlerine karşı korumaktaydı.
Trabzon kentinin (sur içi –Hisar- bölgesi); serüveni ilk elde ettiğimiz yazılı kaynaktan başlayarak kronolojik olarak, Cumhuriyet dönemine kadar süren bir yolculukla mekânsal özellikleri bağlamında incelediğimizde Trabzon'dan, Ksenophon'un "Anabasis" adlı eserinde ilk kez söz edilmiş, tarihsel süreçte birçok değişik uygarlığın egemenliğine girmiş, imparatorluklara başkentlik yapmış bir kenttir.
Milattan önce 400'lü yıllarda Sokrates'in öğrencilerinden olan Ksenophon, Batı Anadolu Valisi Kyros'un ordusunda yer almış komutanlardan biridir. Yunanlı askerlerden oluşan on binlerce kişiyi ülkelerine ulaştırmak için Doğu Anadolu'yu güneyden kuzeye geçerek Trabzon'a ulaşmıştır. Anabasis adlı eserinde Trabzon kentinin, dağlık, ulaşılması güç bir coğrafyada yer aldığını, Trabzonluları konuksever ve Pontus'un en savaşçı halkı olarak belirtmiştir . Bu kitapta yer alan ve özellikle Trabzon kentinin mekansal gelişimi hakkında bize bilgi sağlayan seyyahların aktarımlarını kronolojik olarak sonrasında Cumhuriyet dönemi öncesi Trabzon kenti mekânsal özellikleri olarak özetleyebiliriz :
Anabasis adlı eserde yer alan Trabzon kentinin mekansal gelişimi
"Karadeniz'in Keşif Gezisi" (Periplus Pontu Eukseinu) adlı eserinde Karadeniz'de yaptığı inceleme gezisi notlarında Trabzon'dan ve denizi ne denli büyük bir heyecanla izlediğinden bahsetmiştir.
Trabzon şehrini; deniz üzerinde bir kent olarak tanımlamaktadır. "Şehrin duvarları, gerilerdeki dağ eteklerine kadar varıyor, şehrin bir tarafında küçük bir nehir akıyor ve nehrin suları derin bir uçurumdan geçiyordu. Şehrin diğer tarafı, hep ova olmakla beraber, şehir surları oldukça kuvvetli idi. Şehrin etrafında bağlar, bahçeler bulunurken, denize yakın bir yerde kale bulunmaktadır. Deniz sahili boyunca uzanan bir cadde ticaret merkezine varıyor" diyerek Trabzon kentini betimliyordu.
Trabzon kentinin coğrafik özelliklerinden, sosyal yaşantısından ve yerleşim yerlerinden bahseden yazara göre kent, sur içi ve sur dışı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sur içindeki kısımda iki sur ve kale bulunur. Sur dışının kuzeyi denizken, doğu, batı ve güney tarafında üç büyük yerleşim yeri; bağlar bahçeler ve bostanlar bulunurdu.
Trabzon evlerinin çoğunun kuzey, yıldız ve batı tarafına baktığını ve çatılarının da kiremitle örtülü olduğunu söylemektedir. Trabzon çarşıları hakkında ise, merkez çarşının Mumhane Evliya Çelebi kapısı hizasında ve deniz kıyısında kat kat kalabalık dükkânlardan oluştuğunu söylemektedir. Zengin tüccarların burada kâgir bir yapı olan Bedestan'de olduğunun, küçük esnafın ise Ortahisar da bulunan küçük pazarda olduğunun bilgisini vermektedir.
Trabzon'dan doğal güzelliklere sahip, ağaçlık, yeşil ve eyalet merkezi diye söz etmektedir. Trabzon kenti Aşağıhisar, Yukarıhisar ve Kule bölümlerinden oluşmaktadır. Aşağıhisarın dört tane kapısı vardır. Bunlar; Zağoskapı, Molozkapısı, Süthanekapısı ve Mumhane kapısıdır. Şimdilerde sahilde çok içeride kalan Ayasofya Camisi, sahil kenarında bulunur ve etrafı zeytin ağaçları ile çevrili diyerek betimler.
Trabzon'u deniz kenarından oldukça dik bir tepenin yamacına kurulmuş bir şehir olarak tanımlar. Şehrin planı uzun bir dikdörtgene benzerken, şehir büyük olmasına karşın yerleşimi kötüdür. Evler tek katlıdır ve evden daha fazla bahçe ve ormanlar bulunmaktadır. Trabzon kentinin Kabak Meydanı ve Gâvur Meydanı olmak üzere iki meydanı olduğunu ifade eder. Gâvur Meydanı'nın etrafında ev ve dükkânlar bulunur. Ayrıca doğusunda büyük cami (İskenderpaşa) ve çeşme, güneyinde ise meyve bahçeleri ile bir hizada sıralanmış Ermeni evleri bulunur. Yukarısında, Boztepe'nin eteğinde Tekke Mahallesi vardır. Ayrıca seyyah bu dönemde, Sotğa, Faroz, Çömlekçi, Boztepe, Tuzlu Çeşme, Ayasofya, Kemerkaya, Zeytinlik, Dere mahallelerinden yerleşimin olduğu diğer mahaller olarak söz etmektedir. Çömlekçi Trabzon'un en büyük limanı, Ganita, Kemerkaya, Mumhane önü, Moloz da küçük limanlardır. Boztepe, Trabzon'un hemen güneyinde yüksek bir tepe olduğundan, güney rüzgârını kesen, yeşil ve güzel manzaralı bir tepedir. Ticaret alanı olarak şehrin güneyinde Boztepe mahallesinde dükkânlar bulunurken, şehir merkezindeki Bedesten; kare planlı, yüksek bir yapıdır. Ayrıca çarşı içindeki Taşhan'da eski, kemerli ve iki katlı bir ticaret binasıdır. Anadolu'da en kapsamlı arkeolojik araştırmayı yaparken bir kez de Trabzon'a gelen seyyah, yazısında en çok Orta Hisar Cami, Ayasofya Kilisesi ve Kızlar Manastırı'ndan söz etmiştir. İskeleden hemen sonra dik bir yokuş çıkarak Farsça “meydan" adı verilen dikdörtgen büyük bir alana gelindiğini ve bu meydanın Avrupalı tüccarın mallarının ve doğuda her türlü yük hayvanıyla ulaşan insanların toplanma yeri olduğunu söylemektedir. Bu meydandan, taş döşemeli dar sokaklardan ve bahçeler içindeki dış şehirden geçilerek her yere gidilebiliyordu. Meydanın solundaki yokuş çıkılarak, evlerin, tarlaların ve bahçelerin olduğu setlere çıkılabiliyordu. Rum mahallesinin yanındaki yamaçtan aşağıya denize doğru inilince ise, bahçe duvarları, kayalık, çarşı ve evler geçildiğinde ise eski Trabzon yerleşmesine gelinebiliyordu. Trabzon evleri, sokak boyunca mahremiyeti sağlamak için duvarlarla çevriliydi. Duvarların arkasında sırasıyla çeşmeler, ağaçlar olurdu, evler bunların arkasında konumlanırdı. Sokakları evlerin duvarları oluştururken, duvarlarla evler arası ya yeşillendirilir ya da taş döşenirdi.
Boztepe'nin yollarının çok dar ve çıkmaz yollarla dolu olduğundan, her yerin yemyeşil ağaçlıklarla dolu olduğundan söz eder. Özellikle bütün evler az ya da çok yeşillikle çevrilidir. Trabzon şehrinin sınırları, doğudan batıya doğru, Çömlekçi mahallesinden başlayarak Ayasofya camine kadarken, kuzeyden güneye doğru, Mumhane iskelesinden Yeni cuma mahallesinin sonuna kadar tanımlanmaktadır. Trabzon Hisar ve varoşlar olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Trabzon'un varoşları, Hisar da dâhil olmak üzere birbirine bitişik 30 mahalleden oluşmaktadır. Boztepe, Kuleboyu, Yeni cuma ve Tekke mahalleleri yüksek mevkide olup güzel manzaralı ve bahçelerle süslü yerlerdir. Şehrin güneyinde ve batısındaki mahallelerde evler geniş ve güzel bahçeler içinde dağılmış haldedir. Sokaklar dar ve dolambaçlı iken belli noktalarda genişlemeler dikkat çeker. Kentte Gâvur Meydanı ve Kabak Meydanı adında iki meydan bulunur. Gâvur meydanı zamanla yapılan binalarla küçülmüşken, kentin batısındaki Kabak meydanı, Gâvur meydanının 6 katı büyüklüğe erişmiştir. Bayram günlerinde, şenliklerde halk bu meydanda toplanır. Batı ve doğu varoşlardaki Ayasofya, Kabakmeydanı ve Tekürçayır, Kuleboyu, Yeni cuma ve Boztepe mahalleleri ağaçlı bahçeleri ile Değirmendere köprüsü civarı ise akan deresi sayesinde kentin hoş mezire yerlerindendir. Trabzon'u deniz kenarı üzerine kurulmuş, bir anfitiyatroya benzetmektedir. Denizden görünüşü çok güzeldir, deniz kenarındaki parlak renkli pitoresk evler bulunur. Arkalarında portakal ve zeytin ağaçlarının arasında yarı saklanmış diğer yapılar bulunur. Yer yer, yeşillikler arasından zarif mermer sütunlara benzeyen minareler yükselir. Gâvur Meydanı Trabzon'un Champs-Elysées'sidir.
Trabzon Kentinin Geçmişten Bugüne Mekânsal Planlama Serüveni
Anabasis adlı eserde yer alan Trabzon kentinin mekânsal gelişimi
Trabzon, köprülerden geçilerek ulaşılan ve etrafı dere yatakları ile çevrili düzlüğün tepesindeki kayalıklar üzerinde kurulmuştur.
Sahilde muntazam ve zarif binalar, yeşil çayırlar ortasında küme küme serviler, narin ve zarif minareler görülmektedir. Trabzon ilk görüşte, binaları, ağaçları, çayırları, yüksek tepeleri, yeşil sırtlarıyla kendini derhal sevdirebilen bir kenttir.
Kent bir dağın yamacına son derece güzel bir biçimde kurulmuş, kenti çevreleyen dağlar pek yüksek değil ve en uçtaki evler deniz kenarına kadar inmiş durumdadır. Sokaklar dar ve eğri, evler küçük ve hemen hepsi dörtgen bir tabana sahiptir.
Cumhuriyet öncesi Trabzon mekânsal özellikleri (Usta, 1999'dan derlenmiştir) Özellikler Tanımlamalar
Topoğrafya, Doğal etmenler, Kent silueti, Yapılaşma
Dağlık, ulaşılması güç bir bölge, yüksek tepeleri, yeşil sırtları oldukça etkileyici köprülerden geçilerek ulaşılan, etrafı dere yatakları ile çevrili düzlüğün tepesindeki kayalıklar üzerinde oturan bir kent.
Deniz üzerinde bir kent, sahilde özellikle kalepark, kentle denizin birleştiği bir nokta görünümündedir. Kent deniz kenarı üzerine kurulmuş, bir anfitiyatroya benzemektedir. Tabakahane, Zağnos dereleri kâgir köprülerle geçilmiş, Değirmendere ise etrafındaki piknik yerleri ile bir mezire yeridir.
Deniz, arkasında sırasıyla parlak frenkli pitoresk evler, onların arkasında portakal ve zeytin ağaçları, yer yer zarif ölçülerde minareler sıralanmaktadır.
Konut; küçük ve dikdörtgen tabanlı avlu içinde konut sistemi ağırlıklıdır, bütün evler az ya da çok yeşillikle çevrilidir.
Yollar; oldukça dar, eğri ve diktir. Çıkmaz yollar ve belli noktalarda genişlemeler dikkat çekicidir. Denize paralel, sahil boyunca uzanarak ticaret merkezine varan bir cadde (burası çok kuvvetli bir olasılıkla Kunduracılar caddesi olabilir) ve Uzun Sokak kentin ana ulaşım omurgasını oluşturur.
Meydanlar; Kabak Meydanı; bayrak günlerinde şenliklerde halkın toplandığı meydandır. Gâvur Meydanı; kentin sosyal merkezi niteliğindedir.
Limanlar; Çömlekçi, kentin büyüm ve doğal limanı iken, Ganita, Mumhane önü, Kemerkaya ve Moloz da küçük limanlarıdır.
Ticaret; Molozkapı civarında deniz kenarında katlı dükkânlarda yoğunlaşan ticaret alanı, Bedestenin içinde zengin tüccarlar ve Ortahisar'daki küçük esnafın oluşturduğu küçük pazar yeri bulunur. Aşağıhisar ticaret ve üretim yeri iken Gâvur Meydanı Avrupalı tüccarların mallarının bulunduğu bir alandır.
Seyyahların Trabzon kentinin mekânsal ve sosyal özelliklerini anlattıkları bu yazılardan, kentin gelişimini adım adım izleme şansını edinmekteyiz. Bu bağlamda bir değerlendirme yapıldığında; kentin mekânsal gelişimi şu şekilde özetlenebilir
Şehrin ilk oluştuğu mekân, kent çekirdeği iç kale bölgesi olup iç kaleyi Ortahisar Mahallesi ve çevresi oluşturmaktadır.
Kent Milattan Sonra 50-395 yılları arasında, Ortahisar mahallesinin doğusunda, sahil kesimindeki düzlüklere ve yamaçlara doğru yayılmaya başlamıştır.
Milattan Sonra 395-1204 yılları arasında yine Ortahisar mahallesinin batısında sahile ve yamaçlara doğru gelişim göstermiştir.
1204-1900 arasında ise genellikle arazi şartlarına göre sıçramalar şeklinde gelişmiştir. Cumhuriyet döneminde ise, kent mümkün olan yerleşilebilir tüm alanlara, topoğrafyanın elverdiği sınırlarda, adım adım büyümüştür.
Bu bağlamda ilk oluşan mahalleler; Ortahisar mahallesi ve civarı, Yeni cuma mahallesi ve civarı, Çömlekçi mahallesi ve civarı, Gazipaşa mahallesi ve civarı ve 1900'lü yıllarda kentin güneyine doğru ise Boztepe, Yeşiltepe, Aydınlık evler, Erdoğdu mahalleleridir
Kent, Osmanlı döneminde Anadolu'da bulunan 12 eyaletten biri olan "Trabzon Eyaletinin merkezi olmakla birlikte, 1800'lerden sonra gelişimi, zengin tarımsal hinterlanda sahip eyalet kentlerinin, örneğin; Samsun’un gerisinde kalmaya başlamıştır.































