Osmanlı Devleti, harbe 1878'den beri Rus işgalinde bulunan Kars, Sarıkamış, Ardahan gibi doğu illerimizi geri almak, Doğu Avrupa'da Ruslarla harp halinde olan Almanlara yardım etmek, kazanılacak bir zaferle Kafkaslar'ın ve Orta Asya'daki Türk illerinin kapısını açmak maksadıyla, başta Enver Paşa olmak üzere, iktidarda bulunan İttihatçılar tarafından sokuldu.
1877-1878'deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ile sonuçlanınca Batum, savaş tazminatı olarak Rusya'ya verilmişti. Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılmıştı. 1914 yılında dönemin başkomutan vekili olan Enver Paşa, daha önce yitirilen bu yurt topraklarını geri almak amacıyla 19 Aralık tarihinde Sarıkamış Harekâtı planlarını kurmaylarına sundu.
Türk bayrağı çekilip Yavuz ve Midilli adı verilen iki Alman zırhlısı, Karadeniz'deki Rus limanlarını bombaladı. Rusya da buna karşılık olarak 30 Ekim 1914 tarihinde Türkiye'ye taarruz etti. Rus ordusu, Karadeniz'e Ağrı Dağı'ndaki hudut üzerinden yedi kol hâlindeki saldırısıyla Pasinler'e kadar ilerledi. Rus ordusunun taarruzu, Köprüköy'de durduruldu. Üçüncü Ordu, 3-9 Kasım 1914 günlerinde meydana gelen Köprüköy Meydan Muharebesi'nde Rus ordusunu yendi. Üçüncü Ordu Komutanı, mevsim şartlarını dikkate alıp, ayrıca askerin kaput başta olmak üzere, giyim ve iaşesinin yetersizliğini, top ve süvari atlarının azlığını hesaba katarak, sıcağı sıcağına düşmanı takip etmedi. Köprüköy Meydan Muharebesi'nin raporlarını alan, yarbaylıktan paşalığa terfi ettirilen harbiye nazırı (milli savunma bakanı) Enver Paşa, Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum'a geldi. Enver Paşa, Erzurum ve Köprüköy'de birer taburu teftiş etmişti ancak ordu birliklerinin tamamı hakkında yeterli bilgiye sahip değildi.
Üstelik ordu kumandanı Hasan İzzet Paşa'nın, bu mevsimde harekât yapılamayacağı, taarruzun bahara bırakılması tavsiyesine karşılık, onu vazifesinden azletti ve taarruza karar verdi. Üçüncü Ordu Komutanlığı vazifesini de üzerine alan Enver Paşa, 18 Aralık 1914 tarihinde, kıtalara, taarruz emrini verdi. Taarruza iştirak eden birliklerin büyük bir kısmı, özellikle Arabistan'dan geri çekilen ve Güneydoğu Anadolu'dan sevk edilenler, sıcak iklime alışık olup, teçhizatları yönünden kış şartlarına hazırlıksızdı. Üçüncü Ordunun üç kolordusu (9, 10 ve 11. kolordular), 24 Aralık 1914 günü eksi 39 derece soğukta Büyük Sarıkamış İhata (Çevirme ve Kuşatma) Harekâtı'na başladı. Ayrıca, gerilla harbi yapan yarı resmî Türk çeteleri de Ardahan'a hareket etti. Bu harekâtta görevli olan ordu, 3. Orduydu. Bu ordu, 9, 10, ve 11. Kolordudan ve 2. Süvari Tümeninden oluşuyordu. 3. Ordu karargâhı ve 9. Kolordu, Erzurum kalesine yerleşmişti. 11. Kolordu, Elazığ Kalesi'ne, 10. Kolordu ise Sivas'ta konuşlanmıştı. Üçüncü Orduya bağlı, 9. Kolordunun başında Ahmet Fevzi Paşa, 10. Kolordunun başında Hafız Hakkı Paşa, 11. Kolordunun başında ise Abdulkerim Paşa bulunmaktaydı. Üçüncü Ordunun toplam gücünün 150.000 olduğu tarihî kaynaklarda yer alsa da bu güce savaşçı olmayan taşıma birimleri, depo alayı ve askerî polis ile ulaşıldığı bilinmektedir. Burada Osmanlı'nın savaşa hazır gücü 83.000 düzenli askerdi. Bu sayıya, yedekler ve Erzurum Kalesi'nin personeli de eklenince ortaya 118.000 kişilik bir silahlı güç çıkıyordu. Ordunun teçhizatı ise 73 makineli tüfek ve 218 adet toptan oluşmaktaydı. 9. Kolordunun iki tümeninin hiçbir kış giysisi yoktu. Erzak ise sadece kuru ekmek ve zeytinden ibaretti. Cephedeki Kafkas Ordusunun mevcudu ise 100 bindi. Bu mevcut, sayıca fazla olmamasına rağmen ağır silah ve top bakımından bir üstünlüğe sahipti. Savaşa, 4 tane olan Ermeni Gönüllü Tugaylarından 2 tugay da katılmıştı. Diğer iki tugay da İran Cephesinde bulunmaktaydı. Ermeni Gönüllü Tugayları, Rus kuvvetlerinin başarısında önemli bir rol oynamıştır. Bunlar kritik zamanlarda Osmanlı hareketlerine meydan okumuştur: Enver Paşa, savaştan sonra Ermenileri suçlamış ve bölgede Rusya ile aktif beraberlikte bulunduklarını söylemiştir.
Üçüncü Ordudan bazı kıtalar, 24-25 Aralık gecesi, Sarıkamış'a ulaşmayı başardı. Ancak, Allahu Ekber Dağları'nı aşarken çetin kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahları yönünden çok zayiat verdiler. Allahu Ekber Dağları'nı aşan Mehmetçiklerin bir kolu da Sarıkamış'ın doğusundaki Selim İstasyonuna vararak demiryolunu tahrip edince, Sarıkamış'taki Rus kolorduları iyice paniğe uğradı. Gayri resmi Türk çeteleri de 1915 yılı başında Ardahan'a girdi.
Rus Kafkas Ordusu başkumandanı, Üçüncü Ordunun ilerleyişi üzerine 2-3 Ocak 1915 günlerinde telsiz-telgraf ile müttefikleri Fransa ve İngiltere'ye, günde birkaç defa yalvarırcasına başvurarak “Telefon konuşmalarını durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engelleyemiyor. İkinci bir cephe açarak, Türk ordularının ilerlemesi durdurulamaz ise zengin Bakü petrolleri, Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu onlara açık bulunacaktır!” haberini gönderiyordu.
Kış, 3-4 Ocak 1915 gecesi daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar, yolları tıkayıp çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, 150.000 kişilik ordunun 90 bini (veya başka kaynaklara göre 60 bini 'i) donma, dizanteri ve tifo gibi hastalıklardan dolayı vefat etti. Sarıkamış İstasyonuna gelen Enver Paşa, bu felaket karşısında, Üçüncü Orduyu yüzüstü bırakıp, İstanbul'a döndü. Bu harekâtta Ruslar, 32.000 kayıp verdiler. Ruslar, Türklerden 200 subayı ve 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu, Rusların işgaline maruz kalmıştır.
Sarıkamış Harekâtı, kuşatma planıyla düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedefleyen, başarılı bir plandı. 22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebelerinde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km. kadar gerisindeki Sarıkamış'ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını ön görüyordu. Ancak, diğer faktörler ve zaman iyi değerlendirilmediği, kuvvetler de böyle bir harekâtı yapacak şekilde teçhizatlandırılmadığı için başarısızlıkla sonuçlandı.
Ordunun kış şartlarına hazır olmaması ve olumsuz iklim şartları sebebiyle ikmal ve iaşe hizmetlerinin yapılmayışı, kıtalarda açlığa, hayvanların telef olmasına, dolayısıyla birliklerin dağılmasına sebep oldu. Enver Paşa'nın şuursuzca verdiği gece taarruzu emirleri, kayıpları daha da arttırdı.
Sarıkamış Harekâtı sonunda, Doğu Anadolu kapıları, Ruslara açıldı. 13 Mayıs 1915'te Ermenilerin iş birliği yaptığı Rus kuvvetleri, önce Van'a, bilahare Muş ve Bitlis'e girdi. Ermenilerin harp esnasında Ruslara yaptıkları büyük hizmetin karşılığı olarak, bu illerin valilikleri, Ermenilere verildi. Harpten sonra, Ermeni-Rus iş birliği sonunda, bölge halkına karşı müthiş bir soykırıma girişildi. Van Gölü'nün ortalarına kayıklarla taşınıp öldürülen, suya dökülen çocuk, kadın, genç ve ihtiyar Türklerin sayısı, kesin olarak tespit edilmemesine rağmen, çok fazladır.
Esasen, bu harp sırasında Ermeni komitacıları, hemen her tarafta isyana hazırlanarak, birçok yerde depolar dolusu silah ve cephane biriktirdiler. Bu teçhizatla katliam yapıp Doğu Anadolu'yu harabeye çevirdiler. Savaştan sonra İstanbul'a dönen Enver Paşa, uzun bir süre Sarıkamış hakkında herhangi bir haber, bildiri veya yayın yapılmasını engellemek amacıyla sansür uygulamıştır. Osmanlı halkı savaşta olup bitenleri uzun yıllar sonra öğrenebilmiştir. 1918 Mart ayında Brest- Litovsk Antlaşması ile Sarıkamış ve Kars geri alınmış, ama aynı yılın ekim ayında Mondros Mütarekesi uyarınca eski sınırlara dönülmüş ve topraklar elden çıkmıştı.
Harbiye naziri Mirliva Enver Paşa ile düştüğü anlaşmazlık yüzünden Irak'a gönderilen ve orada 6. Osmanlı Ordusu komutanı olarak, Britanya İmparatorluğu Mezopotamya Ordusunu bozguna uğratacak olan Osmanlı ve Alman Mareşali Goltz Paşa günlüğüne şöyle yazmıştı: "Kafkasya'da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır.”. Bu sözler, aslında Sarıkamış Harekâtı'nda yapılan yanlışın ne olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.
Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir. Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir. Sarıkamış'ın dağları, tepeleri, ovaları, tümsekleri, Türk devletinin, Türk tarihinin, Türk vatanının düğümleridir. Maziyi ve hâli kaynaştırıp atiye doğru bir yol bulmak isteyen, vatan, millet yolunda canlarını vererek aziz kanlarını akıtan kahraman şehitlerimizin pak ruhları önünde huşu ile eğilir, Allah'tan rahmet diler, gazilerimizi de şükranla yad eyleriz.































