Gaz lambası, yakıt olarak gaz yağı kullanan bir aydınlatma aracıdır. "Fitilli" ve "basınçlı" olmak üzere iki türü bulunmaktadır. Basınçlı gaz lambalarının, Araklı Karadere Vadisinde ismi lüks lambasıdır.
İnsanlar için gaz lambaları 1700 lü yılların başlarından beri kullanılan vazgeçilmez bir nimetti. Ancak bu tarihlerde üretimine devam edilen bir diğer gaz lambası çeşidi daha vardı. Bunlar şişesi olmayan, ancak yine gaz yardımı ile ateşlenen lambalardı. Bu tip lambalar, içine gaz konulan bir tanktan, fitilin dışarı uzanmasına yarayan delik veya deliklerden oluşur ve daha çok kandil veya idare lambası adıyla anılırdı.
Gaz lambaları beş parçadan oluşur. En altta küçük bir gaz tankı, hemen üzerine eklenmiş bir gaz ayar çarkı, çarkı da içine alan gaz deposu, çarkın içinden geçerek şişenin içine giren bir fitil ve en üstte, alevi koruyacak ince ve kırılgan gaz lambası şişesi. Peki gaz lambalarını bu kadar özel ve unutulmaz kılan nedir? Sadece görünmeyeni aydınlatması mı, yoksa kendiliğinden anılarımıza kattığı hüzün mü? Gaz tankına yeterli miktarda gaz konulur, çarkın yardımı ile fitil bir miktar yukarı çekilir ve ateşlenir. Alevin ani sıcaklığı ile patlamaması için önceden elde ısıtılmış şişe, çarkın üstüne geçirilir ve gaz lambasının aydınlığında gece başlar. Çocukluğumuzdan geriye kalan anıları, zayıf ışığı ile belli belirsiz aydınlatan gaz lambalarının geceleridir. Sofrayı aydınlatan, ahşap evlerin basamaklarını aydınlatan, masal anlatıcısının yüzünü aydınlatan gaz lambalarının duvarlarda yaptığı gölge oyunları ile devam eder geceler. Gaz lambalarının titrek ışığı, aklımızda artık belli belirsiz yer eden çocukluğumuzu çağrıştırır. Şişelerinin kırılganlığı ise hüznü. Tipki yitirdiğimiz anılarımızın çağrıştırdığı hüzünler gibi.
Karadere Vadisi halkı yüzyıllardan bu yana evlerini aydınlatmak için gün ışığından yararlanırdı. Daha sonraları evin içindeki ocakta yanan odun ateşini aydınlanma aracı olarak kullandı.
Elektrik öncesi kuşak, gaz lambası kuşağıdır. Bu kuşak akşamları soba yanan odalarda veya yarı mutfakta ve soğuk uzun kış gecelerinde çocuklar üşümesin diye ocakta ateşin yandığı yere yakın kurulan sofra, sofranın orta yerine konulan gaz lambası ile okul ödevlerini yapmış bir kuşaktır
Bugün belki de gaz lambasını hiç görmemiş, sadece resimlerinden tanıyan, üçüncü bir kuşak vardır. Aslında yaşam gereci olan gaz lambası bu kuşak için bir antika değeri taşımaktadır.
Her şeyin çeşitleri olduğu gibi gaz lambaları da çeşit çeşitti. Gariplerin, fakir fukaranın yaktığı beş numara, orta halli ailelerin kullandığı yedi numara ve hali vakti yerinde olan ailelerin kullandığı on dört numara gaz lambası. Ana yakıt gaz yağı dediğimiz bir yakıttı. Gaz lambalarının doldurulması, özel olarak hazırlanmış bez fitilinin takılması ve incecik camdan yapılmış asıl aydınlanmayı sağlayan camının, itina ile temizlenmesi dikkat isteyen bir iştir. Karadere Vadisinde akşam olmadan, gaz lambalarının bakım, temizlik ve yakıtının tamamlanması çocukların vazifesiydi.
Büyük lambalar haliyle daha kuvvetli aydınlatırdı. İçine gaz yağı konulan yuvarlak bir cam haznesinin orta kısmı çukur alt ve üst kısmı çıkıntılı imal edilmişti. Ortadaki çukur kısmına bir metal çember dolanır, bu çembere bağlı iki dik metal çubuğa geçirilmiş yuvarlak bir yansıtma levhası olurdu. Bu levha; kimilerinde aynalı, kimilerinde sadece sac levhadan olurdu ve lambanın arka tarafına ışığı vermez, güya ön tarafa doğru yönlendirerek daha kuvvetli bir aydınlatma sağlardı. İçine gaz konulan şişe haznenin üst tarafında tam ortasında vida yataklı yuvarlak bir çıkıntı olurdu. Bu çıkıntıya içinden fitil geçirilmiş lamba başlığı monte edilirdi.
Lamba şişesi: alt ağız kısmı lamba başlığındaki metal kasnaklı yuvaya oturacak şekilde yuvarlak, yukarıya doğru bombeli ve uca doğru daralan bir huni şeklinde camdan imal edilmiştir. Kullanıldıkça iç yüzeyi islenir ve nemli bir bezle ovalanarak bu is temizlenirdi.
Kimi evlerde duvarda asılı ahşaptan bir lambalık olurdu ve gaz lambası bu lambalıkta muhafaza edilirdi. Yanan lambanın fitilini fazla dışarı verdiğiniz zaman hem randımanlı bir yanma ve aydınlatma olmazdı hem de lamba şişesini islendirirdi.
Tamamen söndürüleceği vakit lamba şişesinin en uçtaki ağız boşluğundan üflenerek söndürülürdü. Sönen lambadan hemen bulunduğu yere çiğ gaz kokusu salgılanır, zamanla bu koku azalırdı. Bu kokudan rahatsız olanlar, lambanın söndürüleceği zaman, bu yanmamış rahatsızlık veren çiğ gaz kokusunu teneffüs etmemek için gaz lambasının dışarıda söndürülmesini isterlerdi. Gaz lambası, insanlarımızın dikkatsizliği yüzünden zaman zaman ufak tefek yangınlara da sebebiyet vermiştir.
Akşam evde ince işle uğraşanlar gaz lambasını yerinden alır, işi yaptığı yakın bir yere konumlandırırdı. İş yapmayanlar için ışık o kadar önemli değildi. Eğer çocuklar ev ödevlerini yapacaklarsa, o zaman gaz lambası çocukların ders çalıştıkları ahşap masanın üzerine alınırdı. Gaz lambasının etrafında olanların baş, kol ve el hareketlerinin gölgeleri duvarlara yansırdı. Hatta bazı geceler el ve parmak hareketleriyle gölge oyunları bile oynanırdı. En iyi gölge oyununu icra edenin yaptığı bu gölge oyunları büyük bir keyifle hep birlikte seyredilirdi.
Çocukların birbirlerini korkutmamaları için, evin ahalisi ahşap pencerenin üst tarafında iki küçük çivi arasına gerilmiş bir ipe takılı beyaz renkli perdelerini devamlı çekili tutarlardı. Gaz lambası şişesinin en uç kısmı dar olduğundan dolayı yanan gazın ısısı burada odaklanır, lamba şişesinin en uç kısmına tutacağınız her nesne ısınma yoğunluğuna göre alev alarak yanmaya başlardı. Kalın bir cisimle lamba şişesinin ağzını kapatırsanız, cam şişe içindeki hava çabucak tükeneceği için fitil is çıkararak yanmaya daha sonra da sönmeye başlardı.
Teknoloji hiçbir alanda yerinde saymadığı gibi sürekli yenileniyordu. Avrupai bir buluş olan lükslerden de söz etmemiz gerekir. Gaz lambasının bir üst modelidir lüksler. Belki de aynı yakıt ile yüz tane on dört numara gaz lambasının aynı anda yakılmasından daha net bir aydınlanma sağlardı. Tek farkı yok denecek kadar bir is, fevkalade bir aydınlık ve bulunduğu yeri ısıtma gibi bir özelliği vardı. Tabi bu her ailenin sahip olabileceği bir aydınlanma aracı değildi. Gaz lambasından farklı olarak rahatlıkla dışarıda ve rüzgarlı havada bile kullanılırdı. Karadere Vadisinde ders çalışan öğrencilerin, gaz lambası ışığında gözlerinden uyku akardı. O gaz lambası ışığı altında dünyaları aydınlanır, yarınları ise pırıl pırıl parlardı.
































