https://www.araklihaber.net/files/uploads/user/-efcf32f4d3.jpg
Ertuğrul Özgün
Advert

NEDEN BAŞARAMADIK? (1)

05-11-2025 15:47 1627 kez okundu.

NEDEN BAŞARAMADIK? (1)

Dedim ya “benim hikâyem” diye anlattıklarım, sadece benim hikâyem değil; bir dönemin, bir kuşağın, bir fikrin ortak yüküdür,” diye.  Dolayısıyla bu hikâyenin başka aktörleri de var.

Bu bölümde hikâyenin diğer paydaşlarını işleyeceğiz.

Ben ve benim gibi düşünenlere hayal kırıklığı yaşatan bu durağan dönemden silkinip çıkarak, büyüttüğümüz düşlerin ertelenmesine neden olan gerekçeleri değerlendirecek, hayallerimizi gerçekleştirmeye yönelik öneriler geliştireceğiz. Ama yine gerçekler üzerine bina edeceğimiz eleştirel bir analiz, onarıcı bir yüzleşme ile…

Bunu yaparken elimden geldiği kadar duygularımı katmadan, bir kuşağın, ortak omuzladığı büyük idealin ışığında bir yanda hayaller ve düşler büyütmeyi sürdürürken, diğer yanda da uğrunda bunca bedeller ödediğimiz bu fikir hareketinin, bugün durağanlaşmasının ve ayrışmasının nedenlerini anlamaya, anladıklarımı da paylaşmaya çalışacağım.

Çünkü ben, Türk vatandaşının özünde bütünleşmesi gereken Türk Milliyetçiliği fikir hareketinin, -Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş dönemini bir kenara ayırırsak- ülke yönetiminde tek başına iktidar olamadığına anlam veremiyorum. Bu ülkede Türk nüfusu mu azınlıkta diye aklımdan geçtiği bile oluyor. Yok, eğer kurucu unsur olan Türk nüfusu hala çoğunluktaysa “bir yerlerde yanlışlık olmalı,” diye düşünüyorum.

Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk milliyetçiliği fikri üzerine kurulmuştur. Türk Milliyetçiliği; ırka, kana ya da etnik kimliğe değil, kültür, tarih ve ortak kader birliğine dayalı bir milliyetçiliktir. Anayasa'mızın 66'ncı maddesinde Türk'ün tarifi de bu felsefeye uygun olarak yapılmıştır: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.”

Yani Cumhuriyet, “Türk” kimliğini birleştirici, kapsayıcı ve kurucu bir kimlik olarak tanımlamıştır. Bu yönüyle devletin ideolojik zemini, ırkçılıktan uzak, milli kültür, milli birlik ve milli egemenlik esaslarına dayalıdır.

Çalışmamın başında da belirttiğim üzere, Türk Milliyetçiliğinin ideolojik alt yapının oluşturulmasında, Cumhuriyet’in kurucu kadroları diye bilinen Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul gibi düşünürlerin etkisi çok büyüktür. Bu üç ismin ortak paydası, Osmanlı’nın çok milletli yapısının dağılması sürecinde millî devlet fikrini savunmalarıdır. Gökalp’in formülü, Cumhuriyet’in ruhunu belirlemiştir:

“Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak.”

Bu formül, Türk milliyetçiliğini kültürel temelde tanımlayan bir yaklaşımdır. Atatürk de bu fikri modernleştirip “çağdaşlaşmayla” birleştirmiştir.

Türk Milliyetçiliği, Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan (Eğitimde millî müfredat, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun kurulması, Vatandaşlık bilincinin ‘Türk’ kimliğiyle tanımlanması, Bağımsızlık ve milli egemenlik ilkesi), politikalarla devletin ideolojisi olmuştur. Yani Türk milliyetçiliği sadece bir fikir değil, aynı zamanda kurucu bir devlet felsefesidir.

Hal böyle olunca da Türk Milliyetçileri, özellikle Atatürk döneminde ve daha sonra, devleti kendilerinin saymış, devletin içinde yer almış, devlete karşı olmamıştır. Yani milliyetçilik, bir “muhalefet fikri” olarak değil, “kurulan yeni düzenin ruhu” olarak yaşamış ve zihinlere de böyle kazınmıştır. Türk Milliyetçilerinin, “devletin bekası” söz konusu olduğunda gösterdikleri fedakârlığın kaynağı işte bu inançtır.

Ancak Türk Milliyetçiliği fikri ve Türk Milliyetçileri, Cumhuriyet’in Atatürk’le sınırlı döneminden sonra iç siyasetimizde baş gösteren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tesiriyle yavaş yavaş devlet yönetiminden dışlanmaya başlanmıştır. Kurucu fikir anayasal olarak hala iktidardadır ama o fikrin sahipleri zamanla devletten uzaklaştırılmıştır.

Merkez sağ ve merkez sol partilerde etkinliğini yitiren Türk milliyetçileri, Türk siyasetinde de etkili olamamıştır. Yeni kurulan siyasi partiler de demokratik seçimlerde yeterli çoğunluğu sağlayıp Türk ülkesinde Türk Milliyetçiliği fikrini iktidara taşıyamamıştır. Bunun sebebi “Türk” nüfusunun az olması değildi elbet. Bize göre mesele fikrin siyasallaşma biçiminde, liderlikte ve örgütlenme yapısındaydı.

Gelin şimdi bu kısa bilgilerin ışığında Türk milliyetçiliği fikir hareketinin Türk ülkesinde tek başına iktidar olamayışının nedenlerini anlamaya çalışalım.

Türk Milliyetçiliğini iktidara taşımak amacıyla kurulmuş siyasal organizasyonları ve kuruluş amacı Türk Milliyetçiliği fikrini ve felsefesini vatandaşın ruhunda yaşattığı, “Türklük şuuru” ile bütünleştirmek olan sivil toplum kuruluşlarını tanıyıp bugünkü durumlarına bakalım.

Önce Türk Milliyetçiliği fikrini demokratik yollarla iktidara taşımak amacıyla kurulmuş mevcut siyasal partilerle başlayalım.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)

Yurt çapına yayılmış yerel ve gençlik teşkilatları, medya organları, bağlantı halinde bulundukları Ülkü Ocaklarının ülke geneline yayılmış şubeleriyle, kültürel ve ideolojik örgütlenmesini tamamlamış, yarım asrı bulan siyasi ömrü ile önemli bir siyasal yapılanma sağlamış, Türk Milliyetçiliği fikir sistemini parti programı olarak açıklamış ilk siyasal parti olarak, Türk Milliyetçiliğini temsil konusunda hala ana aktör olma özelliğini sürdürmekte.

İYİ Parti (İP)

MHP içinde Devlet Bahçeli muhalifi bir kanadın organize ettiği olağanüstü kongre sonrasında MHP’nden ayrılan muhalifler tarafından kurulmuş, milliyetçi söylem ile demokratik süreç vurgusu yapan; milliyetçi tabana, MHP’den kopuşlar yaşayan, demokrat milliyetçi damarı ağır basan seçmenleri çekebilen bir konumda.

Zafer Partisi (ZP)

 

Ana omurgasını MHP’nden ayrılan siyasilerin oluşturduğu, daha “radikal milliyetçi”, göçmen ve Suriyeliler karşıtlığı üzerinden, “vatan savunması”, sınır güvenliği gibi güvenlik merkezli milliyetçilik öğeleri öne çıkaran. Söylemde “özgürlük”, “hakkı koruma” gibi halkçı tonlar da barındıran, MHP’ye alternatif olma hedefi olan, gençliği önceleyen bir konumda.

Büyük Birlik Partisi (BBP)

Farklı bir milliyetçi çizgide; dini motiflerle daha iç içe geçmiş; “milli-manevi değerler” ve Anadolu kimliği gibi unsurlarda daha fazla vurgusu olan bir yapıda.

Diğer Küçük Milliyetçi / Ulusalcı Partiler ve Oluşumlar

Milliyetçilik söylemi ile yerel seçimlerde küçük ölçekli başarılar elde eden, bazıları sadece söylem düzeyinde görünen, örgütlenmeleri zayıf; medya, kaynak, insan gücü sınırlı; seçmen desteği genelde düşük ama milliyetçi potansiyeli olan yapılar.

Devam edecek…