TURİZM
Giriş Tarihi : 08-03-2026 17:36   Güncelleme : 10-03-2026 15:47

Fırtınalı Kıyılar: 455 Yıllık Komşuluğun Ardından

Trabzon’un dar ve arnavut kaldırımlı sokaklarında, denizin tuzuyla harmanlanmış bir huzur hakim olurdu eskiden. Hacı Emin Efendi, Ganita sahilinde çayını yudumlarken, 455 yıl boyunca bu topraklarda nasıl bir "ebedi komşuluk" örüldüğünü düşünürdü. Yan masada Rum bakkal Yanis, diğerinde Ermeni kuyumcu Kirkor otururdu. Ezan sesine kilise çanları karışır, kimse bu ahenkten rahatsız olmazdı

Fırtınalı Kıyılar: 455 Yıllık Komşuluğun Ardından


Ancak 1916 yılının baharı, Karadeniz’in o hırçın dalgalarıyla birlikte felaketi de getirdi.
Gölge Düşen Komşuluk
Savaşın soğuk nefesi şehre ulaştığında, yılların dostluğu emperyalist emellerin gölgesinde kalmaya başladı. Uzaklardan gelen kışkırtmalar, bir zehir gibi sokaklara yayıldı. Emin Efendi, bir sabah uyandığında Kirkor’un dükkanının kapalı olduğunu, Yanis’in ise artık kendisine selam vermediğini fark etti. Bir gece ansızın Rus topları ufukta belirdiğinde, asırlık huzur bir cam vazo gibi tuzla buz oldu.
İşgalin başlamasıyla birlikte roller değişmişti. Dış güçlerin desteğini alan bazı Rum ve Ermeni gruplar, "bağımsızlık" hayalleriyle yıllardır ekmeğini paylaştıkları komşularına karşı silah kuşandılar. Köylerden feryatlar yükselmeye başladı.
Büyük Kaçış: Muhacirlik
Emin Efendi ve ailesi için "Muhacirlik" o gün başladı. Evindeki tek bir sandığı ve birkaç parça eşyayı yanına alabilmişti. "Nereye?" diye soran torununa sadece "Batıya, güneşin battığı yere..." diyebildi.
Trabzon’dan batıya doğru uzanan o yollar, sadece çamur ve toz değil, aynı zamanda gözyaşı doluydu. Açlık, hastalık ve çetelerin saldırıları altında geçen haftalar boyunca Emin Efendi, geride bıraktığı bahçesindeki karayemiş ağacının hayaliyle yaşadı. Binlerce insan, canını kurtarmak için asırlık yurtlarını terk etmişti.
Dönüş ve Kırık Hayaller
Birinci Dünya Savaşı bitip Mondros Mütarekesi imzalandığında, yorgun bedenler geri dönmeye başladı. Ancak dönenler, bıraktıkları Trabzon’u bulamadılar. Şehirde büyük bir otorite boşluğu vardı. Sokaklarda artık Pontus hayalleriyle dolaşan çeteler cirit atıyordu.
Emin Efendi evinin önüne geldiğinde kapısında bir kilit gördü. Tehcir sonrası geri dönen bazı Ermeni aileler ve hak iddia eden Rum gruplar arasında mülkiyet kavgaları başlamıştı. Evler paylaşılmıyor, eski dostlukların yerini intikam hırsı alıyordu. Bir zamanlar bayramlarda birbirine şeker ikram eden eller, şimdi silah ve tapu kağıtları tutuyordu.
Son Söz
Emin Efendi, harap olmuş evinin bahçesindeki o yaşlı karayemiş ağacına baktı. 455 yıllık o devasa çınarın dalları, sadece birkaç yıl içinde kırılıp dökülmüştü. Emperyalist oyunlar, bir şehri sadece işgal etmemiş; kalplerin arasındaki o görünmez köprüleri de havaya uçurmuştu. Trabzon artık eski Trabzon değildi; Karadeniz, o günden sonra hep biraz daha hüzünlü dalgalanmaya başladı.
 

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy