Fındık dalları püsküllerini döküp filiz vermeye başladığında, Karadere Vadisi’nde ilkbaharın ayak sesleri duyulur. Kuşlar, vadiyi dolduran coşkulu sesleriyle bu uyanışı haber verir. Yağmur ve sis artar; havadaki yumuşama, doruklardaki karların ağır ağır erimesiyle kendini belli eder. Karadere Çayı yatağına sığmaz, eriyen kar sularıyla birlikte bulanık ve hırçın akar. Doğa, uzun uykusundan uyanmıştır.
Göz alabildiğine uzanan yeşillik, vadiyi baştan sona kaplar. Çiçekler rengârenk açar; fındık dalları en canlı yeşiline bürünür. Lahana, şalgam ve turp çiçekleri tarlaları süsler. Fındık bahçeleri insan boyuna ulaşan otlarla dolarken, bu otların arasında yabani çileklerin, yörede bilinen adıyla haniftaların zamanı gelir.
İlkbahar, emek demektir. Önce fındık bahçeleri gübrelenir, bakım başlar. Ardından tarlalarda ekili arpa, yaşken biçilir. Biçilen alanlar mısır ekimine hazırlanır; toprak bellenir. Gelecek yılın tohumu için bir kısım arpa tarlada bırakılır. Biçilen arpalar ise hayvan yemi olmak üzere kurutulur ve saklanır.
Dik yamaçlarda yapılan tarım, dışarıdan bakıldığında kolay görünse de oldukça zahmetlidir. Arpanın kökleri toprağın içinde kaldığından belleme işi emek ister. Lahanalar, mısırla birlikte hasat zamanına kadar tarlada kalır. Bellenen toprak kazmalarla tekrar kazılır, toprağın iyice ufalanması sağlanır. Mısır tarlasının içine fasulye, kabak, salatalık ve patates ekilir; her karış toprak değerlendirilir.
Gün, sabah ezanıyla başlar; akşam ezanına kadar süren yorucu bir çalışma temposu vardır. Akşam olduğunda çoğu zaman yemek yiyecek hâl kalmaz. Ertesi gün aynı emekle devam etmek üzere, yorgun bedenler uykuya teslim olur.
Ancak ekimle iş bitmez. Mısırlar 25–30 santimetre boya ulaştığında yabani otlar temizlenir, zayıf fideler ayıklanır. Daha da önemlisi, mısırların yağmur ve fırtınaya dayanıklı olması için fideler ayakla toprağa yatırılır. Karadere Vadisi’nde bu işleme “cargel” adı verilir.
İlkbahar, çocuklar için de başka bir anlam taşır. Evlerin çevresinde, duvar kenarlarında sevdikleri çiçekleri diker, büyümelerini izlerler. Doğu Karadeniz’in zor yaşam koşullarında mutluluk, küçük şeylerde saklıdır.
Bir avuç mısır elde edebilmek için verilen bu mücadele, toprağa tutunmanın, sabrın ve emeğin hikâyesidir. Karadere Vadisi’nde hayat, zordur ama gerçektir. Ve burada herkes bilir ki; bu vadide ekmek, gerçekten aslanın ağzındadır.
Araklı Karadere Vadisi’nde İlkbahar
Fındık dalları püsküllerini döküp filiz vermeye başladığında, Araklı Karadere Vadisi’nde ilkbaharın ayak sesleri duyulur.
Seyfullah Aksoy






























