Şimdi uzaklardan Karadeniz’in uğultusu ve dalgalarının sesi geliyor, bu sesler tüm Araklılıların kulaklarını tırmalıyor. Aslında bu sesler yıllardır Araklı insanına yapılan haksızlıkların gürültüleri. Artık kulakları tıkamak da fayda etmiyor. Konakönü Mevkiinde çekilen ve her Cuma akşamı TRT1 televizyonunda Türkiye’yi ekran başına kilitleyen “Taşacak Bu Deniz” ile bu yazdıklarımızın bir ilgisi yoktur. Zaten film ilçenin cennet gibi bir yerinde çekildiği halde, onların da Araklı’yı pek önemsedikleri söylenemez.
“Taşacak Bu Deniz” konusunda Araklı insanının yaşamın da hiç de olmayan hayali bir konuyu işliyor. Onlar filmi Araklı’da çekip, aslında Araklı’nın, Sürmene olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bilemiyoruz, belki de asıl konuları 73 yıl öncesinin Araklısını anlatıyordur! Neyse bizim meselemiz televizyon dizisi değil…
Bizim konumuz insanımıza yapılan ve yapılmakta olan haksızlıklar. Önce ilçenin en güzel mevkisi olan Turup’da çöplük yapılmak istendi. Halk direnç gösterince bu kez çöplük, ilçenin bir mahallesine, Taşönü’ne yapıldı. Şimdi aynı sorun burada devam ediyor.
Tüm Doğu Karadeniz’de olduğu gibi ilçe göç vermeye devam ediyor. Belediye hizmeti yeni mahallelere henüz ulaşmış değil. Araklı’da tarım alarm veriyor. Turizm için gerekli çok şey var ama ilgisizlik nedeniyle güzelliklerimiz yok ediliyor. Eski evler yıkılıp yerine ucube evler inşa ediliyor. Sayamayacağımız bir sürü sorunumuz var. Karadere Vadisindeki güzellikler, önce hidro elektrik santralları sonra Araklı, Bayburt Yolu yapımı nedeniyle yok edilmeye devam ediyor.
Mahalle olan köyler artık hizmet alamıyor. Vatandaşlar hizmet için Cimer ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne müracaat ediyor. Fakat karşılarına Araklı Belediyesi çıkıyor. Halkın nazarında ilçe belediyesinin tek hizmeti, verilen boş vaatlerdir! Şimdi halk başkanın ziyaretleri ve cenaze namazlarına katılımıyla idare ediyor!
Başkan tarafından böyle bir ziyaret 2025 yaz aylarında ilçenin bir mahallesinde gerçekleşti. Başkana 16 yıl önce yapılan bir yolun bitmek bilmeyen betonlama çilesi hatırlatıldı. Başkanın cevabı tüm mahalle halkını derin bir umutsuzluğa sevk etti.
Mahallelinin “başkanım bu yol ne zaman betonlanacak?” sorusuna aldığı cevap; “beton deprem bölgesine gidiyor. Artık beton işi zor ” oldu.
Bunca sorununun arasında bir başkana böyle bir soru soran vatandaş derin bir mahcubiyet hissetti. Çok üzülmüştü, “başkan sadece deprem bölgesinde binlerce binayı bitirip sahiplerine teslim etmekle kalmayıp, seçimi kaybetme pahasına, çalışanı, emekliyi kısacası bütün garip gurebayı sefalete mahkum etmiş” diye düşündü.
“Ama biz nankörüz ona nasıl böyle bir soru sorarız” diye hayıflanırken, birden başkanın zannettiği başkan olmadığını kavrayıp, belediye başkanları olduğunu anlamış ve rahat bir nefes almıştır.
Bütün zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen insanların işleri sonunda başarıya ulaşır. Araklılılar hizmet yerine nasihat almaya alıştı artık, darısı gelecek seçimlere diyelim.































