MAHALLELER
Giriş Tarihi : 22-12-2025 16:37   Güncelleme : 22-12-2025 16:57

22 Aralık 1914 Sarıkamış, Tarihimizin En Soğuk Günlerinden 

22 Aralık 1914 günü şehitlik mertebesine erişen, başta dedem Mollahamza oğullarından Hasan olmak üzere, vatan uğruna, dondurucu soğuğa rağmen, Sarıkamış’ta geri adım atmayan binlerce Mehmetçiğimizi, saygı, rahmet ve minnetle anıyorum

22 Aralık 1914 Sarıkamış, Tarihimizin En Soğuk Günlerinden 

1914 yılında Sürmene (Araklı) Ağnas (Değirmencik) köyünden ,vatanını savunmak için ayrılan ve muhtemelen Sarıkamış Harekatı esnasında şehit düşen Mollahamza oğullarından Hasan, dedemdir.

1914lü yıllar Türk milleti için kara günlerin başlangıcıydı. Seferberlik ilan edilmişti. Osmanlı diyarlarında yaşayan askerlik çağına gelen gençlerin neredeyse hepsi silah altına alınmıştı. O dönem, Sürmene Kazasına bağlı Ağnas, köyü gençleri de tek tek silah altına alınıyordu. Ağnas eşrafından, 19 veya 20 yaşlarında Mollahamza oğullarından Hasan’da bunlardan birisiydi. Yeni evlenmişti ve kundakta bir erkek evladı vardı.
Kendisi muhtemelen 1914 yılında silah altına alınmıştı. ve Erzurum’daki birliğine gitmişti. Kara günlerin finalinde savaş bitmiş, kaybedenlerden Osmanlı devletinin yerine yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Fakat Mollahamza oğullarından Hasan geri dönmemişti.

Gelelim o kara günlere; Osmanlı-Rus savaşı sonucu, Kars, Ardahan, Batum ve Sarıkamış'ın Rusya’nın işgaline uğraması sonucu ,1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, Sarıkamış'ı geri almak amacıyla 19 Aralık 1914 tarihinde, harekât planını kurmaylarına sunmuştu. Kurmaylarının savaşın başarısızlığa uğrayacağını, Enver Paşa'ya birçok kez söylemiş olmalarına rağmen, Enver Paşa harekâtın yapılmasına karar vermişti.  22 Aralık 1914'de Enver Paşa'nın emriyle 120-125 bin civarında Osmanlı askeri dondurucu soğuğa rağmen yollara sürülmüştü. Sarıkamış bölgesi senenin dört ayı boyunca, karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Vakit "Zemheri günleri" diye bilinen en soğuk günlerdi.

Yapılan harekât planına göre; Ruslar Sarıkamış'ta kuşatılıp, imha edilecektir. Gündüz başlayan yürüyüşte çarıkları yumuşayan askerler, gece donmaya başlar. Çarıklar bir mengene gibi ayaklarını sıkmaya başlar. Adım atmak neredeyse imkânsızdır. Askerler oldukları yerde zıplar, atlar, kendini karların içine vurur ve ayaktan başlayan donma, yavaş yavaş bütün vücuda yayılır. Düşeni kaldırmamak için emir vardır. Zaten kimsede, kimseyi kaldıracak güç kalmamıştır. Osmanlı ordusu Sarıkamış’a varmadan, kimisine göre 60 bin, kimisine göre ise 90 bin askerini kaybeder. O zamanın yöneticileri, yıllarca bu olayın duyulmaması için gayret gösterir.

Evlat acısını çekenler, şehit olan askerlerin akrabalarıdır. Savaş sonrası yaşanan yokluklar bir taraftan halkın belini bükerken, diğer taraftan dönmeyen evlatlarının ateşi de onları yakıp kavurur. Olay öyle bir sansürlenmiştir ki bugün bile kaybolan bu vatan evlatlarıyla ilgili herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.


Birçok Mehmetciğimiz gibi, Mollahamza oğullarından Hasan, savaştan sonra geri dönmemiştir. Herkes artık onun şehit olduğuna kanaat getirmiştir. Yıllarca geri dönmeyince, yokluk ve fukaralık yaşayan ninem başka bir köyde, başka birisiyle evlenmek zorunda kalır. Kundaktaki çocuğunu amcaları büyütür.

İşte o kundaktaki çocuk rahmetli babamdır. Ben vatanı için Sarıkamış’ta şehit olan, Mollahamza Oğullarından Hasan’ın torunuyum. Bu yazıyı yazarken yaşım 61, her yıl Sarıkamış Şehitlerinin hatırlandığı 22 Aralıklarda olduğu gibi bu hazin öyküyü hatırlarım.

Seyfullah Aksoy
 

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy