TURİZM
Giriş Tarihi : 20-12-2025 18:04   Güncelleme : 20-12-2025 18:36

Trabzon’da Yayla Göçü

Trabzon’da yaylacılık kültürü ve Araklı Karadere Vadisinden, Güngören (Gezge) yaylasına yayla göçüyle yaşanmış bir hikaye.

Trabzon’da Yayla Göçü

Trabzon insanı için “gidişi heyecan, dönüşü hüzün olan” yayla göçleri çok önemlidir. Yaylaya çıkmak kendileri için bir sevdadır. Nerede olursa olsunlar, ne iş yaparsa yapsınlar yılda bir gün de olsa yaylaya çıkarlar. Yaylacılık bir kültürü beraberinde taşımaktadır. Kışın konakladıkları yerlere kışlak, yazın konakladıkları yerler ise yaylakdır. Yayla heyecanı yaşlısıyla, genciyle günler öncesinden başlar. Yol azıkları hazırlanır, katır ve atlara vurulacak yükler yüklenir. Hayvanlar ise bir hafta önceden günlük gezilere çıkarılır. Bu uzun yolculuğa dayanmaları için bir nevi spordur.
Hayvanlarla yola çıkma zamanı, sabah namazının ilk vaktidir. Kadınlar keşanını başına atar, sepetini sırtına yüklenir. Bütün yaylacılar bir yerde toplanır hep beraber göç başlar.
Yayla yollarında birçok hikayeler yaşanmıştır. Trabzon’un Araklı ilçesinden, Gezge (Güngören) yaylasına göç eden bir yaylacının hikayesidir.
 Daha ilkokul 3. Sınıftaydım. Ağabeyim ile yayla yollarına düşmüştük. Neredeyse 2 günlük yürüyüşten sonra Gümüşhane’ye bağlı Gezge (Güngören) yaylasına ulaşmıştık. O zamanlar yollar arabaların zor geçtiği, çamurlu ve stabilize yollardı. Bu yollar yağmurlu havalarda ise heyelan nedeniyle kapanıyordu.
Şafakla iki ineğimizi alarak yayla kafilesine katıldık. Yol olmasına rağmen araçlarla yaylaya bir şey götürmek o günün şartlarında oldukça pahalıydı. Kış boyu ahırda kalan inekler yürümekte zorlanıyordu. Kısa sürede yaylacılardan koptuk. Aslında başımızın yürümekte zorlanan ineklerimizle belada olduğunun farkında idik.
Akşam ezanı okunmuştu. Ara sıra tek tük arabanın geçtiği issiz yolda tek başımızaydık . O zamanlar hurafelerle anılan Karameşe isimli ormanında içindeydik. Perişan bir vaziyette geçen arabalara Hidirellez mağarasını soruyorduk. Fazla yolunuz yok diyorlardı. Fakat bir türlü ulaşamıyorduk. Hidirellez mağarası yaylacıların konakladığı, sabah dinlenmiş olarak yola devam ettikleri yerdi. 
Hava iyice kararmıştı büyük ineğimiz yolun ortasına oturup kalmıştı. Mecburen onu bırakıp yola devam etmeye karar verdik. Az sonra yaylacıların dumanının kokusu burnumuza gelmeye başladı. Ardımızda bıraktığımız ineğimizin de geldiğini görünce iyice rahatlamıştık.

Hidirellez mağarasına vardığımızda, yolda bizi geçenler konaklamayı tamamlamak üzereydi. Bizi güler yüzleriyle karşıladılar. Onlarda bizim perişan durumumuza üzülmüştü. Yiyecek verdiler ve çam dallarından yaptıkları yataklarını paylaştılar. İneklerimizin de önüne ot koydular. İhtiyar beyaz sakallı bir amca, “siz sabah herkesten önce çıkın da geç kalmayın” diye öğütte bulundu. Bizde söylediğine uyarak sabah olmadan herkesten önce yola koyulduk. Fakat yine de zaman ilerledikçe herkesten geriye düştük.

Pamuğun Gölü isimli şelaleye geldiğimizde, uçurumdan akan Karaderenin suyunun tam önüne büyük kalaslarla yapılmış, araba yolundan geçerken, suyun yüzümüze değdiğini hissediyorduk. Tilkibeli isimli bu mevkinin, aşağısında kullanılmayan eski bir Taşköprü vardı. Yol bir yılan gibi uçurumlu virajdan süzülerek Pazarcık’a ulaşıyordu.
Köprüyü geçtikten sonra küçük ineğimiz şelaleye yakın, taze otların bulunduğu yere giderek orada otlamaya başladı. Alıştığımız için artık paniklemiyorduk. Bekledik doyunca yanımıza geldi. 
Bizde inekleri alıp Pazarcık’a ulaştık. Orada bir lokantada pekte hoş kokmayan kuru fasulye ile karnımızı doyurduk.

Daha sonra akşam olmadan Gezge yaylasına ulaştık. Ailesiyle kiralık bir evde kalan, köylümüz yaylacı amcamıza ineklerimizi teslim ettik. Sobası yanıyordu, yakacak olarakda hayvan gübresinden yapılmış  tezek kullanıyorlardı. O gece rahat bir yatakta karnımız tok uyuduk.  Sabah erkenden yola koyulduk. Tekrar Pamuğun Gölü Şelalesine geldiğimizde, giderken yolda rastladığımız yaylalardan ot taşıyan bir kamyonun, o uçurumdan yuvarlandığına şahit olduk.
Tilkibelini geçtikten sonra Çatak Mevkiine gelmeden bir arabaya bindik ama yine fazla gidemedik çünkü yol yağmurdan oluşan heyelan nedeniyle kapanmıştı. Heyelanlı bölgeyi yürüyerek geçip, karşıdaki araçlarla Araklı’ya geri döndük.


 

Seyfullah AksoySeyfullah Aksoy