Doğanın kalbinde huzur arayanların adresi: Doğu Karadeniz.
Karadeniz’in doğusunda, bulutların yeryüzüne dokunduğu bir coğrafya vardır. Adına Doğu Karadeniz derler…
Burası sadece bir bölge değil; doğanın, tarihin ve insanın iç içe geçtiği kadim bir hikâyedir.
Trabzon kıyılarında başlayan bu yolculuk, dalgaların kayalıklara vurduğu sesle açılır. Denizin tuzu, rüzgârın serinliğiyle birleşir ve insanın içine işleyen bir dinginlik bırakır. Ardından yollar kıvrıla kıvrıla dağlara tırmanır; sis yavaşça çöker ve sizi başka bir âleme davet eder.
Sümela Manastırı, sarp kayalıkların göğsüne kazınmış bir sabır abidesi gibi yükselir. Yüzyıllardır doğaya meydan okuyan bu yapı, yalnızca taşlardan ibaret değildir; inancın, azmin ve zamanın sessiz tanığıdır. Her adımda tarih fısıldar, her duvar bir hikâye anlatır.
Rize’nin yamaçlarına çıktığınızda, çayın yeşile kattığı tonları görürsünüz. Sonsuz gibi uzanan çay bahçeleri, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yeniden can bulur. Emek, toprağın kalbine işlenmiştir burada. Her yaprakta bir alın teri, her fincanda bir hayat saklıdır.
Ayder Yaylası, bulutların üzerinde kurulmuş bir masal diyarıdır. Sis, bazen bir örtü gibi yaylaları sarar; bazen de aralanır ve doğanın ihtişamını gözler önüne serer. Ahşap evler, yağmurun ritmiyle uyum içinde yaşar. Zaman burada yavaşlar, şehirlerin telaşı unutulur.
Artvin ise doğanın en vahşi ve en saf halini saklar. Dağlar daha dik, ormanlar daha derindir. Borçka Karagöl, ağaçların gölgesinde bir ayna gibi uzanır. Rüzgâr estiğinde suyun yüzeyi titrer, gökyüzü yere iner. Sessizlik burada bir ses gibidir; dinleyenler için çok şey anlatır.
Doğu Karadeniz sadece doğasıyla değil, insanıyla da bambaşkadır.
Kemençenin sesi bir vadiden yükselir, diğerine ulaşır. Horon halkası genişledikçe insanlar birbirine daha çok yaklaşır. Yağmur burada sadece bir hava olayı değil; hayatın ritmidir. Toprakla kurulan bağ, nesilden nesile aktarılır.
Bu coğrafyada her mevsim ayrı bir hikâe anlatır. İlkbaharda doğa uyanır, yazın yaylalar şenlenir, sonbaharda renkler alev alır, kışın ise beyaz bir sessizlik çöker. Her anı başka bir tablo, her köşesi başka bir şiirdir.
Doğu Karadeniz…
Bir yolculuk değil, bir his…
Bir manzara değil, bir hatıra…
Bir yer değil, insanın ruhuna işleyen bir ömürlük izdir.