AĞNAS GÜZELLEMESİ
Bir köprümüz vardı, o da yıkılmış, Ayakları tutmaz, beli bükülmüş. Altından çakılı, kumu çalınmış; Öt kekliğim öt, sesini sevem, Ben daha Ağnas’ın nesine gelem?
Karadere taşmış, çılgın akıyor, Yetkililer yan gelmiş de yatıyor. Devlet Baba felaketi görmüyor; Öt kekliğim öt, gözünü sevem, Ben daha Ağnas’ın nesine gelem?
Şimdi sağ olsaydı Postacı Hasan, Kibar Dayımıza bir mektup yazsam... Ömrüm yetmez Bifera’dan dolaşsam; Öt kekliğim öt, sesini sevem, Köprüsüz köyümün nesine gelem?
Mustafa Özay
Anadolu'nun ücra bir köşesinden yükselen bu ses, bakımsızlık ve ilgisizliğin acı bir tablosunu çiziyor. Şiir, "çakıl kumu çalınmış" ve "ayakları tutmaz" hale gelen yıkık bir köprünün hikayesini anlatıyor. Bu köprü, sadece ulaşım için değil, köyün dünyayla bağlantısı için de hayati öneme sahip. Taşmış Karadere ve ilgisiz yetkililer ("yan gelmiş te yatıyor"), köyün yalnızlığını ve çaresizliğini daha da artırıyor. Şair, "devlet baba"ya seslenerek bu felaketin görülmesini istiyor ve hasretle, artık imkansız hale gelen kavuşmaların özlemini çekiyor. Keklik figürü, doğanın sesini ve köyün ruhunu temsil ediyor.