Gümüşhane merkezine 86 km uzaklıktadır. Trabzon Araklı'ya 64 km ve Bayburt'a 43 km uzaklıkta bulunan köylerin Gümüşhane ile ilişkisi resmiyetten öteye gidememektedir. Araklı Karadere Vadisi’nin en son köyüdür. Köy merkezinin yükseltisi 2100 metre dolaylarındadır. Gümüşhane merkeziyle olan coğrafi bağlantısı, yüksek dağ geçitleri nedeniyle zorlu ve mevsimseldir. Bölgedeki köylerin bir kısmının Araklı'ya, bir kısmının da Gümüşhane'ye bağlı olduğu ancak bu köylerin Gümüşhane ile hiç irtibatı olmadığı, bölgeyle ilgili yapılan çalışmalarda belirtilmiştir. Sınır köylerindendir. Dolayısıyla kültürel altyapı olarak Trabzon’a yakındır. Köylerin idari olarak Gümüşhane'ye bağlı olmasına rağmen kültürel, sosyal ve ekonomik olarak Trabzon'a daha yakın olmasının temelinde coğrafi ve tarihsel nedenler yatmaktadır.
Köyler, coğrafi olarak Karadeniz'e paralel uzanan dağ silsilelerinin güney yamacında değil, doğrudan Karadeniz'e dökülen Araklı Karadere Vadisi'nin en üst kolunda yer almaktadır. Karadere’nin başlıca kollarından birisi de Salmankas’tır. Bu vadi, tarih boyunca doğal bir ulaşım, ticaret ve göç koridoru olarak işlemiş, vadi boyunca yer alan tüm yerleşimleri kaçınılmaz olarak Trabzon'un liman ve pazar merkezli ekonomik ve kültürel havzasına dahil etmiştir.
Salmankas köyünün 1592 yılı tahrirlerinde tespit edilemeyip, ismen ilk kez 1682 tarihli Avarız Defteri'nde yer alması, yerleşimin 17. yüzyıl içerisinde kalıcı bir köy statüsü kazandığını düşündürmektedir. Köy, coğrafi olarak Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamacında ve Trabzon havzasının üst kotlarında yer almakla birlikte; 1682 yılında idari açıdan sahil şeridindeki Sürmene Kazası'na bağlı olarak kaydedilmiştir. Dönemin ulaşım zorlukları ve yerel halkın anlatıları göz önüne alındığında, bu idari bağlılık; köyü kuran nüfusun veya köy arazisinin kullanım hakkının Araklı, Sürmene ve Of bölgesiyle organik bir ilişkisi olabileceğine dair güçlü bir emare teşkil etmektedir.
Bu yerleşim süreci, 17. yüzyılda bölgeyi etkileyen sosyal hareketlilikle birlikte okunduğunda anlam kazanabilir. Zira Of kazasının nüfusu 17. yüzyılda yani Salmankas ve civardaki köylerin kurulduğu tarihlere denk gelen dönemde azalmıştır. Nitekim akademik kaynaklar, bu dönemde Celali İsyanları ve "Büyük Kaçgunluk" olarak adlandırılan süreçte, sahil sancaklarında (Canik, Trabzon, Rize) güvenlik sorunlarının ve vergi baskısının arttığını; buna mukabil halkın bir kısmının daha güvenli gördükleri iç kesimlere ve yaylak alanlarına çekildiğini doğrulanmaktadır.
Of kazasının nüfus azalmasında, Karadeniz sahillerindeki Kazak akınlarının etkisi de bulunmaktadır. Nitekim 14 Ağustos 1648 tarihli bir hüküm, Trabzon Beylerbeyi’ne kıyılardaki tehlikeyi bildirerek can ve mal güvenliğini sağlamasını istemiştir. Bu akınlar, nüfusun sahilden çekilerek vadinin yukarı kısımlarında yeni iskan birimleri oluşturmasına yol açmıştır.
Dolayısıyla Salmankas köyünün kuruluşu; hem köydeki Şatıroğlu ve Gedikoğlu gibi sülale adlarının Of Nüfus Defterlerindeki benzerlikleri ile hem sözlü anlatılarla hem de komşu Örenler köyünün de Rize/Of kökenli ailelerce kurulmasıyla güçlü bir şekilde doğrulanmaktadır. Dolayısıyla Salmankas'ın kökeni, büyük ihtimalle kıyı şeridindeki siyasi ve ekonomik baskılardan kaçan, Sürmene/Of kökenli ailelerin dağlık iç kısımlara sığınma hareketinin bir sonucudur.
Bölgede Salmankas'a en yakın olan ve eski kayıtlarda yer alan köy Boğalı köyüdür. Nitekim Gezge ve İspatan da en eski kayıtlarda bulunmamaktadır. Ayrıca Örenler köyü de 1955 yılına kadar Salmankas'ın bir mahallesi olduğu için Salmankas ile bir kaydedilmiş olma ihtimali çok güçlüdür. Boğalı köyü, günümüzde Salmankas'ın kuzeyinde ve Araklı Bayburt yolu üzerinde yer almaktadır. Boğalı köyü, 1530 yılındaki kayıtlarda bulunmaktadır. Ayrıca daha sonraki 1592 tarihli kayıtlarda da yine Boğalı ve Boğalı'ya yakın olan Aymam köyü yer almaktadır. Köyün kuzeyinde yer alan ve yakın olan bu köylerin arşiv kayıtlarında mevcut olmasına karşın Salmankas'ın bulunmaması köyün o tarihlerde kurulmamış olabileceğini gösteriyor olabilir.
Daha sonraki 1642 yılına ait Bayburt'a ait kayıtlarda Boğalı ve Aymam gibi köylere rastlanmamaktadır. Bu durum da idari yönden bir değişikliğe gidildiğinin göstergesidir. Bu nedenle Gümüşhane veya Bayburt verileri yerine Trabzon Eyaleti'ne ait kayıtlar incelendiğinde Salmankas köyünün, Boğalı ve Aymam gibi köylerle birlikte 1682 yılındaki Trabzon Eyaleti kayıtlarında yer aldığı görülmektedir. Köy, 1682 yılında Trabzon'un Sürmene Kazasına bağlıdır.
Köyün kuruluş tarihi noktasında bir irdeleme yapılacak olursa köyün 1592 yılında henüz kurulmadığı ve ilk kez 1682 yılı kaydında yer aldığından bahisle eldeki veriler ışığında muhtemelen 1592 ve 1682 yılları arasında kurulmuş olabileceği ortaya çıkmaktadır.
Bu veriler bir bütün halinde değerlendirildiğinde Salmankas köyünün 17. yüzyılda (1650 dolaylarında) kurulmuş olabileceği sonucuna varılabilir. Dolayısıyla Salmankas'ın tarihi, Gümüşhane veya Bayburt ile değil Trabzon, Sürmene ile başlamaktadır.
Tarihi kayıtlara bakıldığında da Salmankas köyü, Bayburt ve Trabzon arasında önemli ve tarihi bir yol ve geçit güzergahında bulunmaktadır.
Araklı (Sürmene) Susurmania ve Canayer kalelerinden başlayıp Karadere Vadisi
Bu güzergâh, Soğanlı Dağları'nı aşarak Bayburt'u doğrudan Trabzon'a bağlayan tarihi bir ulaşım hattıdır. Özellikle 19. yüzyıl seyyahlarının raporlarında "Galyan Yolu" olarak da anılan bu hat, stratejik bir öneme sahiptir. Güzergâh, Bayburt'tan başlayarak şu rotayı takip etmektedir: Aydıntepe (Hart) Ovası, Aydıntepe Yaylası, Kemer Dağı, Bandike Yaylası, Boğaz Yaylası ve kilit nokta olan Salmankas Geçidi. Bu geçidin ardından yol, Balahor, Taşköprü, Kazıklı ve Çayırlı Hanları'ndan geçerek Galyan Deresi boyunca ilerler ve son olarak Trabzon'daki Boztepe mevkiinde sonlanır.
Tapu sınır kayıtlarında Salmankas yeni adıyla Arslanca köyü sınırları şöyle sıralanmaktadır:
Doğudan: Gezge Köyü, Çakır Ali Tepesi, Seller Boğazı, Vız Vız Tepesi, Karpuz Kaya, Hanege Boğazı,
Batıdan: Sultan Çayırı Boğazı, Köy Irmağı, Orta Yol, Mezarlık, Keşan Yolu, Erikli Yaylası Başı;
Güneyden: Nehr-i Çayır, Eski Hanlar, Yeni yurt Boğazı;
Kuzeyden: Gezge Meşesi, Macar Çayırı, Harmancık Düzü, Eşek Taşı, Çevirmelerden iki kelif, Hanefi yatak sırtı üstündeki Keşan yolu olarak bilinmekte ve mahalli idareler müdürlüğünde de kayıtlar bu şekilde görünmektedir.
Köyün en yüksek noktası Salmankas yaylasının hemen karşısında yer alan Kubuz tepesidir. Yükseltisi yaklaşık 2592 metredir.
Salmankaş Şehit Hamit Şahin Tüneli, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'ni Doğu Anadolu'ya bağlayan Trabzon-Bayburt karayolu güzergahı üzerinde konumlanmış, her biri yaklaşık 4.056 metre uzunluğunda çift tüpten oluşan stratejik bir karayolu geçididir. Tünel, 2.280 metre rakımlı Salmankaş Geçidi'nde özellikle kış aylarında yoğun kar, buzlanma ve sis nedeniyle yaşanan ulaşım kesintilerini ve seyahat risklerini bertaraf etmek amacıyla inşa edilmiştir.
Köylerin iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Karadeniz ikliminden Karasal iklime geçiş sahasının başlangıcında yer alırlar. Dolayısıyla Karadeniz ikliminin etkisi daha fazladır. Endemik çiçek türlerine rastlanır.
Orman üst sınırının bittiği noktada yer almaktadır. Günümüzde köylerde doğal orman bulunmamaktadır. Eski dönemlerde ormanın köylerin içine kadar geldiği ancak köylülerin hem ısınmak hem de satarak geçim sağlamaları amacıyla ormanı kesmeleri neticesinde ormanlık alanın yok olduğu aktarılmıştır. Köylüler kendi ihtiyacına yetecek miktarda lahana, patates ekimi yapar. Arazilerinde Kuşburnu, yaban fındığı, yaban eriği, yaban mersini ligarba ve meşhur yayla çayı görülmektedir.
Sözlü aktarımlara göre, bölgede kışların sert ve yoğun kar yağışlı geçmesi nedeniyle köylerde halk, kışlık erzak hazırlıklarını güz aylarında yapmaktaydı. Hazırlanan erzak, kış ayları boyunca temel geçim kaynağı olarak kullanılmaktaydı. Ayrıca kış gelmeden önce köylülerin, başta Araklı ve Bayburt olmak üzere çevre yerleşimlerden ihtiyaç duydukları eksiklikleri temin ettikleri belirtilmektedir.
Akçaabat’ın köylerinden tütüncülerin köylere gelerek tütün sattığı bilgisi aktarılmıştır. Köylüler eskiden özellikle Of ve Rize’ye çalışmaya gitmiş ve çay toplayarak, inşaatçılık yaparak geçim sağlamışlardır.
Kışın köylerde karın evlerin çatılarına kadar yükseldiği ve bu durumun yaşantıyı çok zorlaştırdığı aktarılmıştır.
Ağız, gelenek/görenekler, kültürel altyapı bakımından Trabzon'a daha yakındır. Dilde Doğu Karadeniz Bölgesi'nde olduğu gibi Rumca, Lazca öğeler bulunur. Bununla birlikte, geçmişten bugüne köylerde Türkçeden başka bir dilin bilinmediği ve konuşulmadığı da köylüler tarafından dile getirilmektedir. Gümüşhane içerisinde diğer bölgelerden ayrışarak Trabzon ağzının özelliklerini yansıtan bir özelliği vardır. Konuşma özellikleri Trabzon'un Araklı ilçesini andırır. Bu konuda Gümüşhane yöresi ağızlarını inceleyen uzmanlar Salmankas ve civarındaki köylerin ağızlarının Gümüşhane'den ayrıştığını ve Trabzon'a yakın olduğunu ortaya koymuştur.
Köylerin geleneksel halk oyunu horondur ve temel çalgısı kemençedir. Geçmiş dönemlerde kavalın da kullanıldığı köylüler tarafından aktarılmaktadır. Folklorik özellikleri bakımından köyler, içinde bulunduğu Trabzon-Araklı Karadere Vadisi’nin kültürel yapısını yansıtmaktadır. Sözlü kaynaklara göre, geçmişte bu köylerde düğünlerde türküler söylenerek horon oynanmıştır.
Köyler geleneksel giyim kuşamı, yöresel kültürel etkileşimi yansıtan unsurlar barındırmaktadır. Aktarılan bilgilere göre, erkek giyimi zıpka adı verilen yerel pantolonlardan oluşurken, kadın giyiminde keşan ve peştamal gibi Doğu Karadeniz ve Trabzon yöresine özgü tekstil ürünleri öne çıkmaktadır. Bu giysiler, bölgenin kültürel coğrafyasıyla olan yakın ilişkiyi ortaya koymaktadır.
Yemek kültürü Karadeniz/ Trabzon yöresinin yemekleriyle aynıdır, Muhlama, Dönme kuymağı, Lahana sarması, Arpa pilavı, Kavut haşlaması, Lapa, fırında patates közleme, meşhur olanlarıdır. Tandır Ekmeği, Kete, Peynirli Gazinti, gibi hamur işi çeşitleri bulunmaktadır.
Ormana yakın köylerde ev yapımında ahşap baskındır. Günümüzde evlerin büyük bir çoğunluğu yenilenmiş, kimi evler ise yıkılarak ya da sıfırdan betonarme olarak inşa edilmiştir. Ancak eski evlerde kültürel mimari örneklerine rastlamak mümkündür. Kimi evlerde eskiden çatı tahtası olarak kullanılan hartamalar bulunmaktadır. Geleneksel teknikle inşa edilmiş evlerin çoğunluğu hartamayla kaplanmıştır. 80-100 cm boyunda kesilmiş olan kütüklerin kesilmesiyle elde edilen Hartamalar, üst üste bindirilerek kaplanmakta ve rüzgâr etkisinden korunmak için üzerine sırayla taşlar konmaktadır. Ancak günümüzde ‘’hartamalar’’ın yerini sac kaplamalar almıştır. Köydeki eski mimariye sahip yapılarda, yoğun kar yağışına karşı suyu ve karı kolayca tahliye edebilmek için yüksek eğimli kırma veya beşik çatılar kullanılmıştır. Yapıların ana taşıyıcı sistemi, bölgede bolca bulunan kaba yontulmuş yığma taştır. Üst katlar ve çatılar için ise yine yerel ormanlardan elde edilen ahşap karkas ve kaplama malzemeleri kullanılmıştır. Zemin katlar hayvan barınağı (ahır) olarak kullanılırken, yaşam alanları üst katlara alınmıştır. Günümüzde sayıları çok azalmış olsa da evlerde hem ısınmak hem ekmek, lavaş gibi şeyler yapmak amaçlı tandırlar bulunmaktadır.
Köylerin geçim düzeni geçmişten bugüne hep coğrafyanın şartlarına göre şekillenmiştir. Eskiden köylerin asıl geliri hayvancılığa bağlıydı; tereyağı, peynir, yün ve çorap üretilip Trabzon ve Gümüşhane pazarlarına gönderilir, böylece köyler bölgesel ekonomiye katılırdı.
Günümüzde kışları köylerde yerleşim kalmadığı için bu ekonomik hayat tamamen bitmiş durumdadır. Şimdilerde yalnızca yaz aylarında bal üretimi yapılmakta ve çevre köylerden gelen yaylacılar ile birlikte tereyağı ve peynir üretimi yapılmaktadır. Böylece bu köyler, bir zamanların üretim merkezi olmaktan çıkıp daha çok yazın uğranılan, sembolik bir yayla ve dinlenme alanına dönüşmüştür.