Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine Ermeni Mezalimi

Tarih boyunca Türklerle bir arada yaşamış Ermeniler, Osmanlı’nın son döneminde, Emperyalistlerin oyununa gelerek Türk ve Müslüman halka zulümler uyguladılar.

YEREL - 1 yıl önce

28 Mayıs 1917'de Erzincan Tercan kazasının merkezi olan Mama Hatun kasabasına geldik. Kasabada mevcut binaların beşte dördü yıktırılmış, Camii Şerif'in minberi yıkılarak cami kiliseye çevrilmiş ve minareye çan takılmıştı. Ermeniler bazı Rus Kazaklarıyla birlikte evleri yağma etmişler ve zorla birçok kadın ve kızların ırz ve namuslarını çiğnemişlerdir... Kaza merkezini terk ettikten sonra Sazavartik köyüne gittik. Burada Ermeniler pek çok tahribat yapmış ve birçok zulümler etmişlerdir. Kız ve kadınların ırzlarına zorla tasallut etmişler, ailelerini müdâfaaya çalışan 7 kişiyi çoluk çocuklarıyla birlikte şehit eylemişlerdir... Bu köyün ihtiyar kadınları bile tecavüzden kurtulamamıştır. Her kadının hissesine 30 Ermeni isâbet ettiğini zavallı kadınlar, yemin ederek feryat ve figanla anlatırlar."
Ermenilerin, Trabzon havalisinde halka katliam ve mezâlim yaptıklarına tanıklık eden bir başka belge:
Ermeni ve Rusların, Trabzon'un Yomra nahiyesinin Kalafka köyü Müslümanlarını evlerinden toplayıp, kadın ve erkekleri ayırarak, erkekleri bilinmeyen bir yere sevk ettikleri, küçük kız çocuklarına ve kadınlara tecavüz ettikleri, yeni doğmuş bir bebeği havaya fırlatarak altına tuttukları süngüyü tesadüf ettirmek suretiyle katlettikleri, Maçka kazasının İpsil, Haçavra ve Soldoy köylerinde de benzer biçimde kadınların ve kız çocuklarının namuslarının kirletildiği ve bir çok kişinin katledilip ateşte yakıldığı, yapılan bu katliamları Rusların teşvik ettiğine dair maktul ve mazlumların isimlerinin de belirtildiği Kalafka köyünden Salim oğlu Mehmed'in zevcesi Fatıma ,Ali Osman'ın ve İspil köyünden Alemdar oğlu Besim bin Mehmed'in yeminli ifadelerini ihtiva etmektedir."
Ermeni çetelerinin Van ve çevresinde yaptıkları katliam ve mezalim, Anadolu'nun diğer yerlerinde yaptıkları gibi, tarih önünde bir utanç tablosudur.

Van Jandarma Alay Kumandanının raporunda, Ermeni çetelerinin yaptığı vahşet, insanlık dışı muamele şöyle anlatılmaktadır:
Ruslar, Osmanlı hududuna tecavüz ettikleri zaman, Van Ermenileri öteden beri beklemekte oldukları fırsatın gelmiş olduğuna kani olarak ötede beride kıyam edip ihtilâl hareketine başladılar. Bunlar müdafaasız Müslüman köylerine, yolcu ve postalara tecavüz etmek ve ordu için celp edilen erzakı bazı güzergâhlarda pusu kurmak suretiyle yağma etmek gibi hareketlerde bulunarak daha evvel kararlaştırılmış olan programın hızla tatbikatına giriştiler.
Mirgehi köyünde Muhtar Molla Hasan, köylüleriyle Ruslara önderlik eden Ermeni çetelerinden aman diledikleri halde âdeta koyun boğazlanır gibi gaddarca şehit edildiler. Elli sekiz nüfuslu köyden sekiz erkek, on iki kadın, on sekiz çocuk şehit edilmiş, geriye kalan kız ve gelinler ise Ermeniler tarafından götürülmüştür.
Çarıkser köyünde bir çocuğun bir süngüye takılarak kuzu gibi ateşte kızartıldığı birçok kimseler tarafından ifade edilmiş ve cesedin enkazı bizzat müşahede edilerek hâdisenin doğruluğu tespit edilmiştir. Ahurik ile Avazerlik köyleri arasında dört kişinin elleri karınlarına, tenasül uzuvları ağızlarına sokulmuş vaziyette cesetleri bulunmuştur. Kavli köyünde yedi yaşında Fatma ve dokuz yaşlarında Gülnaz isimlerinde iki kız çocuğuna her iki cihetten de tecavüz edilerek malul bir hâle getirildiği müşahede edilmiştir. Bu masumlar Ermeni zulmünün dehşetinin canlı misalleri olarak görülmektedirler.
Ahtucu köyünde Kemo ismindeki şahsın karısı Zeliha tandır başında ekmek pişirmekte iken, altı aylık çocuğu ateşe atılarak, anasının gözü önünde pişirilmiş ve kendisine yemesi emredilmiş; ret etmesi üzerine zavallı validenin bir bacağı tandıra sokularak merhametsizce yakılmıştır.
Yine bu köyde tezek yığınları içine masum çocukların atılarak yakıldığı, mevcut cesetlerinden anlaşılmıştır.
Herite köyünde Han Osman isminde birini işkence ile katlettikten sonra üç kız ve iki gelinine söz ve yazıyla tasvir edilemeyecek çirkinlikte bulunmuşlar ve biçareler intihar etmişlerdir.

Alevlenen Ermeni Meselesi, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Oynadığı Rol
Ermeni şunu bilememiştir ki, zaman içinde düşmanları Türkler olmamış, daima bu kavmi Türk'e düşman etmekte ve maceralara sürüklemekte menfaati bulunan Ruslar ve İngilizler olmuşlardır. Dost görünerek aldatmışlar, kandırmışlar, silahlandırıp kanlarının dökülmesine ve huzurlarının kaçmasına sebep olmuşlar, ama politikaları değişip bu defa menfaatleri aksini gerektirdiği zaman da, onları dertleri ve acılarıyla yüzüstü bırakarak terk etmişlerdir.
Hele de, hıristiyan Bizans'ın eliyle istiklâlini kaybeden Ermeni, bu kaybının intikamını müslüman Türkler'den almaya çalışmak gibi bir gayret ve garabetin kurbanı olmakta devam etmekte ve bu suretle de, kendine değil, kendini teşvik edenlere, farkında olmadan hizmet eylemektedir.
Şimdi bir buçuk asır evveline ait Profosör Nikerled Krayblis'in tetkik ve tespitlerini dinleyelim:
"Ruslar Gürcistan'ın istiklâline kastedip işini bitirdikten sonra, Prens Tifsinof Şirvan'ı işgal ile Bakü'ye doğru yollanır. Fakat Hüseyin Kulu Han tarafından öldürülür.
Ruslar'ın, Gürcistan'da yaptıkları mezâlimi görüp de dehşete düşerek kaçan Ermenilerden pek çoğu, Hüseyin Kulu Han'ın kuvvetlerine katılmışlar ve günahlarının cezasını vermek için üzerlerine Glasenof memur edilmiştir.

Bu sırada İran'da bir ayaklanma olmuş, bilhassa Erivan'dan kaçıp Tahran'a iltica eden Ermeniler veya Tiflis'ten oralara kadar kaçmayı başaranlar, Rusların zulüm ve vahşetini, yağmacıların yaptıkları katliamları anlata anlata bitiremez olmuş ve dinleyenlere dehşet vermişlerdir.
İlk defa Prens Abbas Mirza, kumandasındaki yirmi bin kişilik kuvvetle Aras nehrini geçmiş, fakat mağlup olmuştur. Ne var ki, bu mağlubiyet neticesini hazmedemeyen Gürcüler ve Ermeni'ler dağları çetelerle doldurmuş ve bu karşılıklı direnme 1826 senesine kadar devam etmiştir.
Rus İmparatoru 1. Nikola'nın 1826'da General Paskievich'i başkumandan tayin ederek Gürcistan ve Ermenistan işini büsbütün halletmesini emrettiğini görüyoruz. Nitekim ayaklanmayı bastırmaya hazırlanan Paskievich'in vahşi orduları, bir sel gibi Erivan üstüne akmaya başlamış ve bu geniş hücum neticesi, Erivan Türkleriyle Ermeniler kendilerini müdafaa etmeye çalışmışlarsa da dayanamamışlardır. Kaçabilenler kurtulmuş, kaçamayanlar ise vahşice kılıçtan geçirilirken bu katliamdan kadınlarla çocuklar dahi kurtulamamıştır.
Paskievich, bu çok zalim ve kanlı zaferini Çar'a bildirdiği zaman, hükümdar, kumandanına zulmünün mükâfatı olarak Erivanlı manasına gelen Erivaniski ismini vermiştir.
Bütün bu şiddet ve vahşete rağmen, Ermeniler tam manasıyla itaat altına girmiş değillerdi. Çete harpleri, soygunlar, Rus garnizonlarına yapılan baskınlar devam ediyor; Ruslar da yakaladıkları Ermenileri durmadan kesiyorlardı. Hele 1837'deki Gürcü ve Ermeni ihtilali pek kanlı ve dehşetli olmuş. Ruslar, bu ihtilalin İngilizler tarafından çıkarıldığını iddia etmişlerdi. Zira ihtilalcilere kumanda eden Ball isminde bir İngiliz'di.
Gürcü ve Ermenilerin bu ihtilalde muvaffak olamamaları kendilerine pek pahalıya mâl olmuş, ihtilal bastırıldıktan sonra, 1844'e kadar Rus Generali Morozofun kumandasında iki yüz bin kişilik ordu, etrafı kana bulamıştı.
Fakat bir müddet sonra Ruslar yeni bir siyasi taktik kullanarak, Ermenilerle Gürcülerin aralarını açmakta kendi menfaatlerini görmüş, bu defa Ermenilere müstakil bir krallık vaat ederek aldatmaya muvaffak olmuşlardır.
Ruslar tarafından ortaya atılan ve bir müddet sonra gene Ruslar tarafından baltalanan bu Ermeni istiklali komedisi, bir komedi olmakla beraber Rusların çok işine yaramıştır.
Yeni Rus taktiği, İngilizlerin oynak siyaseti için de yatkın gelmiş, bir müstakil Ermenistan, Akdeniz'in muhafızlığında kendilerine Türklerden daha yararlı olur ve şark yolunu kapatır fikri üstünde durarak Rus politikasını destekler görünmüşlerdir.
Ancak İngilizlerin Ermeni menfaatlerine gösterdiği bu politik yakınlık pek ciddî olmasa dahi, Rusları kuşkulandırarak Ermeni istiklali fikrini bir daha diriltmemek üzere tarih mezarına gömmelerine sebep olmuştur.
Rus siyaset dili, Başvekil Lubanof'un ağzıyla Ermeni istiklâlinin Rus menfaatleriyle telif edilemeyeceğini şiddet ve katiyetle ilan ederken, bu defa da Osmanlı İmparatorluğu'nu Ermeniler aleyhine kışkırtmaya başlamış bulunuyordu. Fakat Bab-ı Ali bu oyuna kulak asmayınca, Ruslar gene bir taktik değişikliği yaparak, Ermenileri Türkler aleyhine harekete geçirmek yoluna girdi.
Osmanlı İmparatorluğu, Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya, İtalya
 Bu devirde Hindistan'a hâkim olan İngilizlerin, Müslüman Türkler den ziyade, Hıristiyan Ermenileri, Ruslara karşı bir baraj olarak kullanma düşüncesinde oldukları anlaşılmaktadır. 
Osmanlı, Rusların nazarında yıkılacak bir devletti. Bu büyük İmparatorluğun mirasından her devlet kendisine daha fazla pay alabilmek için akla hayale gelmedik politik oyunlar icat ediyordu. Hedef, Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkmak ve bu enkazdan en fazla istifade edebilmekti.
Rusya Boğazlara sahip olmak, oradan Akdeniz'e inmek arzusunun yanında, şark vilayetlerine hakim olarak İskenderun'a ulaşmak istiyordu. Ama Rusya'nın bu emeli, İngiltere ve Fransa'nın menfaatlerine hiç uymuyordu. Onlar, sadece Osmanlı Devleti'nin yıkılması hususunda birleşmişlerdi. Asırlardan beri, askeri bakımdan bütünü ile, dünya haritasından silemedikleri Osmanlı'yı içerden yenmenin, yıpratmanın yollarını aramışlar ve bulmuşlardı. Öyle ya, Osmanlı patronajı altında hıristiyan kavimler vardı. Bunlar yukarıda isimleri zikredilen devletlerin ileri karakolu vazifesini görebilirlerdi. Yalnız onları iyi ayarlamak lazımdı. Planlar yavaş yavaş tatbik edilmeye başlandı. Gaye, Rum, Ermeni, Bulgar gibi kavimlerin hürriyeti değildi. Eğer öyle olmuş olsaydı, Türk idaresinden koparılan bu kavimler, bugün Rus emperyalizminin ayağı altında ezilmezdi. Halbuki Balkan kavimlerini Rus pençesi boğarken, Fransa'nın da İngiltere'nin de kılı kıpırdamadı.
Mevzumuz, sadece Ermeni kavmi üzerine oynanan oyuna münhasır olduğu için, biz yine Ermeni meselesi üzerine dönelim.
Yukarıda, Türkiye Ermenilerine tanınan hakların onları şımarttığından, Rusya Ermenilerinin ise, Rus baskısı ile Türkiye'deki Ermenilere nüfuzundan, Fransa'da açılan mekteplerde Ermeni istiklali için gençler yetiştirildiğinden bahsetmiştik.
Rusya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın siyası menfaatleri icabı Ermenileri isyana teşvikleri, Ermenilerin yıkılmak durumuyla karşı karşıya olan Osmanlı Devleti'nin mirasından istifade etmek arzuları, onları basiretsiz bir coşkunlukla harekete geçirdi.

Günün Diğer Haberleri