Rusça Gazetelerden 1. Dünya Savaşında Trabzon'un İşgali 1914-1917 (2.Bl.)

Türk birliklerinin savunduğu Araklı Karadere Vadisi Aho Dağı Rus kuvvetlerinin eline geçince kara ve denizden kuşatılma tehlikesi yaşayan Türk birlikleri Yanbolu Deresi'nin batısına çekildi. Sayıca üstün olan Rus birliklerinin yaptıkları yoğun baskı sonucunda çekilmek zorunda kalan Türk kuvvetlerine yeni bir talimat verildi.

YEREL - 1 yıl önce

Ruslar tarafından işgal edilen Rize'de geçici askeri liman kuruldu. Her iki limanın görevi Rus Sahil Müfrezesinin karada yürüttüğü operasyonlara denizden destek vermenin yanı sıra kıyılardaki Rus üstünlüğünün devamlılığını sağlayan gemilere ikmal yapmaktı.
Rize'nin işgalinden sonra Rus birlikleri için planlanan Trabzon Operasyonu için şu seçenekler ortaya çıkıyordu: Trabzon’a denizden asker çıkarmak. Denizden harekat yapılırken Rus Sahil müfrezesinin karadan yapacağı operasyonları desteklemek. Sahil müfrezesinin karadan yapacağı taarruzları desteklemek. Sahil müfrezesini desteklerken aynı zamanda Türk birliklerinin cephe gerisine asker çıkarmak.
Rus birliklerinin Trabzon’a tehdit hale gelmesiyle birlikte 3. ordu komutanı Vehbi Paşa, Lazistan ve Havalisi komutanı Avni Paşaya gönderdiği emirde Trabzon savunmasının mümkün olduğu kadar uzaktan yapılmasını, Rus birliklerinin İyidere (Kalopotamos) deresinden batıya geçmemeleri için önlemler alınarak bölgedeki gönüllülerden faydalanılmasını istedi. İlerleyen Rus birliklerine karşı Avnı Paşa’nın bölge halkına yaptığı çağrı karşılık bularak Of halkının milis kuvvetlerinin teşkilatlanması sağlandı. Hazırlanan milis kuvvetleri içerisinde Trabzon Hapishanelerinden Mahkümlarda bulunmaktaydı.
Mart ayının ortalarında Rus birlikleri toparlanmak ve takviye kuvvetleri beklemek için Baltacı Deresi'nin doğusunda bulunurken karşısındaki 20 kilometrelik cephe hattındaki Türk kuvvetleri 3.000 kişilik bir muharip kuvvetle savunma yapmakta idi. Bu sıralarda Lazistan ve Havalisi Komutanlığını yürüten komutanın sevk ve idare konusunda yetersiz olduğu düşüncesin de olan Türk ordu yönetimi yerine Yarbay Hacı Hamdi Bey'i getirdi.
Karadeniz sahil hattında Türk birliklerinin az sayıda bir kuvvet ile savunma yapmalarına rağmen bölgede yaşayan Rum ahali arasında Trabzon'a çok sayıda takviye kuvvet geldiği ve şehrin büyük toplarlar ile korunduğu söylentileri yayıldı. Bunun yanı sıra Rus Deniz Haber Alma Servisi'nin İstanbul’da ve Karadeniz'de çok sayda Alman hücum botlarının dolaştığına dair rapor General Lyahov ve Rus Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Eberhardta bildirildi. Her iki komutan da bu söylenti ve haberlerden telaşlanmalarına rağmen endişelerini çevrelerine yansıtmamaya gayret ediyorlardı. General Yudeniç ise bütün bu söylentilerden sonra hızlı hareket etmeye çalışıyordu.
Netice itibarıyla Trabzon Operasyonu için hızlı hareket eden Rus komutanlar planlarını da kısa sürede tamamlamıştı. General Lyahov, Rus Kafkas Ordusu yönetimine sunduğu raporda Trabzon Operasyonunu Rize'den Of’a, Of’tan Sürmene'ye ve Sürmene'den Trabzon'a olmak üzere üç kısma ayırdığını aktarmaktaydı. Ayrıca sahil şeridinin sol kanadında kalan Bayburt bölgesinin kontrolünü ise General Prjevalskiy'e bağlı kuvvetler sağlayacaktı.
Birjevie Vedomosti gazetesinde yer alan bir haberde Rus Kafkas Ordusunun Trabzon'a üç koldan ilerlediği bilgisine yer verilmekteydi. Gazetenin haberinde birinci kolun Sahil Müfrezesinin başarılı olduğu şehrin doğu kısmından, ikinci kolun Trabzon'u Bayburt'a bağlayan Soğanlı Dağları istikametinden, üçüncü kolun ise Erzurum'dan ilerleyerek Bayburt üzerinden Trabzon'a ulaşma planlarının yapıldığı aktarılmaktaydı.


26 Mart 1916'da Karadeniz'den yapılan topçu atışı desteği ile yeni büyük bir taarruza başlayan Rus birlikleri Baltacı Deresi'nin batısındaki insanüstü savunma yapan Türk kuvvetlerini ağır bir yenilgiye  uğratarak Of’u ele geçirdi. 32. Bölgedeki muharebeleri yakından takip eden Rus gazeteleri Of Muharebelerini de Rus kamuoyuna duyurmaktaydı. Kavkaz gazetesi Trabzon'a doğru ilerleyen Rus birliklerinin güçlü mevzilerin bulunduğu Baltacı Deresinde Mart ayının son günlerinde başlayan başarılı taarruzları sonucunda burayı ele geçirdiğini dolayısıyla Trabzon şehir merkezi yönünde önemli bir adım atıldığına değinmekteydi. Gazete, 27 Mart 1916 gecesi 28. Alayın inatçı taarruzlarına rağmen Rus birliklerinin verdiği karşılık neticesinde Of’un düştüğünü duyurmaktaydı. Haberin devamında Of’un önlerinde yapılan muharebelerin o dönemdeki en zor mücadeleyi oluşturduğuna dikkat çekilmekteydi. Gazete, Rus Sahil Müfrezesi komutanının Of çevresinde yapılan muharebeler hakkındaki görüşlerine yer vermekteydi. General Lyahov 28. Alayın cesur taarruzları için şu ifadeleri aktarmaktaydı: Türkler şaşılacak derecede direnç gösterdiler, 28. Alay cesareti ile hayretler içinde bıraktı. Askerleri babayiğit, sağlam, çok güzel giyimli, mükemmel donanımlı ve silahlılardı. Mavzerleri yeni ve iyi tutulur durumda idi. 28. Alay'ın taburları ile göğüs göğüse çarpışma tam 3 saat sürdü. Rus Kafkas Ordusu Karargah Merkezi cephe hattındaki diğer gelişmeler gibi Baltacı Deresi çevresindeki muharebeleri de Rus kamuoyuna duyurmaktaydı. 27 Mart 1916' da yapılan açıklamada Rus birliklerinin Baltacı Deresinin sol kıyılarına ulaştıkları bilgisine yer verilmekteydi. Bir gün sonra yapılan duyuruda derenin sol kıyılarındaki yükseltileri ele geçiren Rus birliklerine Türk kuvvetleri tarafından yapılan taarruzun sonuçsuz kaldığını, Türk birliklerinin çok sayıda kayıp vererek çekilmek zorunda kaldıkları aktarılmaktaydı. 28 Mart 1916 günü yapılan duyuruda ise Türk kuvvetlerinin aralıksız olarak bütün cephe hattında taarruza geçtikleri bilgisine yer verilmekteydi. Denizden yapılan güçlü top atışları ile Baltacı Deresi çevresindeki Türk mevzilerinin dağıtıldıktan sonra Of un ele geçirildiği bilgisine yer verilmekteydi. 


Rus Kafkas Ordusu Karargâh Merkezinin 30 Mart 1916'da yayımlanan duyurusunda ise Gelibolu Muharebelerine katılan bir bölükteki 10 Türk subay ile 400 kadar askerin esir alındığı aktarılmaktaydı, Karargah Merkezi açıklamanın devamında Türk esirlerden alınan bilgiye göre bu alayın komutanının Alman bir subay olduğu bilgisine yer vermekteydi.  Kavkaz gazetesi Türk birliklerinin cesurca savunma yapmalarına rağmen 26 Mart 1916 ile 1 Nisan 1916 arasında 4 subay ve 411 askerin esir düştüğünü aktarmaktaydı. 28. Alayın askerlerinin insanüstü gayreti Rus Kafkas Ordusu içerisindeki yazışmalara bile yansımaktaydı. Rus Sahil Müfrezesinden Rus Genel Kurmayına gönderilen raporda "Yakın zamanda Gelibolu'dan gelen en iyi subaylar bile teslim oluyorlar" ibaresi kullanılmaktaydı. Türk 28. Alayınin ve diğer Türk birliklerinin kahramanca ve sebatlı savunmasına tanık olan Kubanskaya Mısl gazetesinin muhabiri yaşadıkların ve gördüklerini şu ifadeler ile dile getirmekteydi: Kafkas Cephesi'nde Türk ordusu zafer elde edemedi. Bu, Türk ordusunun değerinin az olduğunu göstermez, günümüzdeki savaşta gayet büyüktür. Bu ordunun İtilaf Devletlerinin enerjisini dağıtarak Çanakkale'yi nasıl savunduğunu biliyoruz.

Türk ordusuna Çanakkale yarımadasında sınanmış ve tecrübe edilmiş yeni güçler ekleniyor. İlerleyen günlerde daha sert ve kararlı savaşlar olacak. Lazistan ve Havalisi Komutanı, Rus birliklerinin Of’u işgal etmesinden sonra sağlam müstahkemlerin yapıldığı ve savunmaya daha uygun bir bölge olan Karadere (Araklı, Sürmene) çevresindeki Solaklı, Uyuyan ve Humurgan derelerinin batısına çekilerek oyalama muharebeleri yapmaya başladı.

Rus birliklerinin karadan ve denizden yoğun ateşinin olduğu günlerde Doğu Karadeniz kıyılarında Türk-Rus mücadelesi de devam ediyordu. Nitekim 25 Mart 1916'da İstanbul'dan yola çıkan U-33 borda numarasına sahip Alman denizaltısı 30 Mart 1916'da Sürmene-Yeniay açıklarında Çarlık Rusya'ya ait Fransız bandıralı Portugal adındaki bir gemiyi batırdı. Portugal, hastane gemisi olmasına rağmen silah ve cephane taşıyan mavnaları çekmekte kullanılmaktaydı. Rus Kafkas Ordusu Karargâh Merkezinden bu olay ile ilgili yapılan açıklamada sabah saat 8 de Rus-Fransız hastane gemisi olan Portugalın yaralılar için geldiği Of açıklarında batırıldığı bilgisine yer verilmekteydi. Gemideki 273 kişiden 158 kişinin kurtarıldığını aktaran duyurunun devamında Portugalın hastane gemisi olarak Türk Hükümeti tarafından bilindiğini ve hastane gemisi olduğuna dair boyandığı aktarılmaktaydı. Duyurunun sonunda ise Almanlara yönelik eleştiri yapıldıktan sonra insani değerlere saygı göstermediklerine vurgu yapılmaktaydı. Çarlık Rusya Portugal gemisinin batırılışını uluslararası bir konu haline getirmeye çalışarak Bulgaristan, Almanya ve Osmanlı Devleti'ni protesto etti. Trabzon yolu üzerinde Of’tan sonra Rus birlikleri için geçilmesi en zor yerlerden birisi Karadere bölgesi idi. Türk ordu yönetimi daha önceden Trabzon'un Rus tehlikesine maruz kalacağını düşünmediği için Trabzon'un yakınlarına sağlam müstahkemler oluşturmamıştı. Fakat Rize-Trabzon arasında kalan Karadere bölgesine yapılan güçlü mevzileri dikkate alan General Lyahov takviye kuvvet talebinde bulunarak ve denizden yardım almaya devam edecek şekilde yeni bir taarruz planı yaptı. General Lyahovu takviye kuvvet istemeye sevk eden bir diğer konuda Türk birliklerinin çok fazla olduğuna dair yayılan söylentiler idi. Rus ordu yönetimi Sahil Müfrezesine yapılacak takviyenin Karadeniz' 'in kuzeyinde bulunan Novorossisk şehrinden gönderme kararı aldı. Novorossisk'ten Kafkas Cephesi'ne gelecek olan takviye birlikleri ise Batı Cephesinden trenler ile
Novorossisk'e gönderilen 1. ve 2. Kuban Plaston Tugaylarndan oluşmaktaydı. Hazırlıklarını tamamlayan Rus birlikleri Doğu Karadeniz kıyılarına ulaşmak için 5 Nisan 1916'da Novorossisk'ten gemiler ile yola çıktı. Novorossisk açıklarında bulunan Midilli kruvazörü bu gemileri gördü. Fakat takviye kuvvetleri taşıyan gemiler Karadeniz Rus Filosu tarafından korunduğu için Midilli her hangi bir saldırı girişiminde bulunamadı. Filonun koruması ile yapılan yolculuktan sonra 8 Nisan 1916 da Anadolu kıyılarına çıkarma yapıldı. Asker ve çeşitli malzemeleri taşıyan gemilerde toplamda 18.000 asker ve subay, 12 top, 3.000 at ve 330 ton yük bulunmaktaydı. Böylelikle asker sayısı artan Rus Sahil Müfrezesi toplamda 34 piyade taburu, 3 süvari bölüğü,48 top ve 12 deniz uçağı ile 10 Nisan 1916 günü taarruz hazırlığına başladı. Ruslar çok sayıda askerle Türk Lazistan savunma hatlarına saldırıya geçti.
Rus Sahil Müfrezesi Novorossisk'ten gelecek takviye birliklerini beklerken Karadere'nin sol tarafında bulunan Türk kuvvetlerinin mevcudu az olmasına rağmen zaman zaman Midilli kruvazörünün de yardımları ile taarruzlar yapmaktaydı. Lazistan Müfrezesinin bu taarruzları Rus Kafkas Ordusu Karargâh Merkezi tarafından duyurulmaktaydı. Nitekim 5 Nisan 1916' da yapılan açıklamada Türk birliklerinin Midilli kruvazörünün desteği ile Rus birliklerinin sağ kanadına taarruzlar yapıldığı fakat Türk kuvvetlerine çok fazla zayiat verdirilerek çekildikleri aktarılmaktaydı. 6 Nisan 1916'da yapılan bir başka açıklamada Türk birliklerinin Karadere'nin sağ kıyılarına geçmek için yeni bir taarruza geçtikleri fakat bombardıman sonucu geri püskürtüldükleri bilgisine yer verilmekteydi.  7 Nisan 1916 gecesi Karadere'nin sağ kıyılarında müstahkemler oluşturan Türk birliklerinin tekrar yaptıkları üç farklı taarruzda da başarılı olamadıkları bilgisine yer verilmekteydi. Netice itibarıyla 7 Nisan 1916 günü ise Karadere mevzilerinde konuşlanan Türk birliklerine yönelik beklenmedik bir anda yapılan Rus taarruzu sonucunda bu bölgeden uzaklaştırıldığı aktarılmaktaydı. 


Türk birliklerini Karadere bölgesinden uzaklaştıran Rus Sahil Müfrezesi iki kol halinde Karadere nin doğu bölgelerine taarruz yapmak için harekete geçti. 13 Nisan 1916 gecesi Karadere mevzilerinin ilerisindeki Türk birliklerini geçerek esas mevziye yaklaşan Rus birliklerinin yanı sıra 14 Nisan 1916 sabahında Araklı (Sürmene) kıyılarına ulaşan Rus gemileri Türk birliklerinin mevzilerine yoğun topçu atışında bulundu.
Rotislav ve Panteleymon gemilerinin yaptığı bu atışlarda ayrıca daha önce Türk Deniz Kuvvetlerinden ele geçirilen Mecidiye gemisi de ilk defa bu muharebelerde kullanıldı.  Rus gemilerinin Türk müstahkemlerine 14 Nisan 1916 günü attığı 1220 top mermisi mevzilere çok fazla zarar verdi. Denizden yapılan topçu atışlarının ulaşamadığı yerlerde Türk birlikleri insanüstü bir gayret ile savunma yapmaktaydı. Sol kanatta bulunan Türk mevzilerine taarruz yapan Rus Sahil Müfrezesine bağlı birlikler 1.000 kişilik bir kayıp vererek Aho Dağını ele geçirdi. Muharebelere katılan bir denizci Rus subay gemilerinin bombaladığı Türk mevzilerini şu cümleler ile anlatmaktaydı: "Siperler hemen hemen yok gibiydi, onlar birkaç kattan oluşuyordu. Hepsi harap ve tarumar olmuş durumda idi, Güvenli sanılan siperler denizci top ateşlerine karşı koyamadı ve sadece yerden sarkan kalın tomruk ve kirişler burada siper ile toprağın bağrında talihsiz onlarca asker olduğuna tanıklık ediyordu. 


Rus sahil birliklerinin denizden destek almasına rağmen çok zorlanarak geçtikleri Karadere mevzileri Rusça gazetelerin de gündemini oluşturmaktaydı. Bölgedeki askeri gelişmeleri yakından takip eden Rusça gazeteler Karadere muharebelerine geniş yer vermekteydi. Kavkaz gazetesi Karadere muharebeleri esnasında 3. Ordu Komutanı Vehip Paşanın sahil savunmasını görüşmek için askeri bir heyetle Trabzon'a geldiğine değinmekteydi. Birjeve Vedomosti gazetesi Trabzon şehir merkezine 30 km uzakta olan Karaderenin çok sağlam müstahkemlerle donatıldığını, buranın Rus birliklerinin baskısından dolayı çekilmek zorunda kalan Türk kuvvetlerinin sonradan yaptığı mevzi değil de önceden oluşturulmuş tabya olduğunu ifade etmekteydi. Karadere bölgesinin ele geçirildiğini aktaran gazete Trabzon şehir merkezine ulaşmaya az kaldığına değinmekteydi. 
Kavazskoe Slovo gazetesi muhabiri Karadere muharebelerinin Trabzon'un kaderini belirlediğini,
burada çok şiddetli ve kanlı taarruzların olduğunu, Türk birliklerinin tepelerde müsait olan bütün pozisyonları tuttuğunu, Trabzon şehir merkezine giden bütün köylerde çok kanlı çatışmaların yaşandığına dikkat çekmekteydi. Ayrıca bu muharebelerin olduğu sıralarda şehrin tabliyesinin yapıldığını, Türklerin bütün devlet kurumlarını taşımayı başardıklarını aktarmaktaydı. Kavkaz gazetesi ise başka bir sayısında Rus Kara Ordusu'nun Trabzon müstahkemlerine doğudan taarruza geçmesinin yanı sıra batıda ise Türk mevzilerine denizden bombardıman yapıldığını aktarıyordu.
Rus Kafkas Ordusu Karargâh Merkezinden yapılan açıklamada Trabzon'un doğusunda 25 kilo metre uzaklıkta bulunan ve Türk birliklerinin güçlü müstahkemler oluşturduğu Karadere bölgesinde yapılan inatçı muharebelerde Rus birlikleri karadan ve denizden yaptıkları yoğun top atışı sayesinde Türk kuvvetlerini etkisiz hâle getirerek takip harekâtına devam ettikleri bilgisine yer vermekteydi. 


Türk birliklerinin savunduğu Aho Dağı Rus kuvvetlerinin eline geçince kara ve denizden kuşatılma tehlikesi yaşayan Türk birlikleri Yanbolu Deresi'nin batısına çekildi. Sayıca üstün olan Rus birliklerinin yaptıkları yoğun baskı sonucunda çekilmek zorunda kalan Türk kuvvetlerine yeni bir talimat verildi. Talimata göre Trabzon savunmasındaki muharebelerde daha gerilere çekilmek zorunluluğu oluşursa en son olarak Değirmendere’nin batısındaki mevzilerde mücadele verilecekti.
Lazistan Müfrezesi 15 Nisan 1916 da sabaha karşı sağ kanadında kuşatma altına alınırken sol tarafında ise denizden yapılan atışlara maruz kalmaya devam ediyordu. Sabaha doğru Rus güçleri Lazistan Müfrezesinin bazı mevzilerini ele geçirirken, Türk birliklerin de dağılma meydana geldi ve Yomra deresine doğru çekilmeye başladılar. 6 Nisan 1916 günü birlikler Şana bölgesine çekildiler.
Rus birlikleri 17 Nisan 1916 da yaptığı duyuruda Sürmene’yi ele geçirdiklerini bildirdiler.18 Nisan 1916 günü ise Trabzon şehir merkezini de işgal ettiler. Türk birlikleri Gümüşhane yolu güzergahına çekildiler.
Şehrin işgali ile ilgili Rus Genel Kurmay Başkanlığının duyurusunda şu ifadelere yer verilmekteydi:
"Trabzon alındı Kafkas Ordusu birlikleri ile Karadeniz Filosunun ortaklaşa çalışmasının taçlanması ile Anadolu kıyılarının önemli istihkâm noktası tarafımızdan alındı. Kafkas Ordusunun yiğit askerlerinin 14 Nisan'da Karaderedeki kanlı savaştan sonra Türklerin inatçı direnişlerini geçerek ve inanılmaz zorlukların üstesinden gelerek Türklerin durmadan geri çekilmesini sağladı. Tecrübeli filonun deniz-den cesaretli operasyonlar gerçekleştirmesi ve sürekli bombardıman sağlaması sahil bölgesinde hareket eden kara birliklerini destekledi. Yeni zafer Küçük Asya'da başka yerlerde hareket eden diğer Kafkas birliklerinin yoldaş desteğine vesile oldu. Sürekli devam eden inatçı muharebeler ve kahramanca davranışlarıyla sahil hattındaki görevleri hafifletmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Trabzon'un işgalinden sonra Türk Başkomutanlığı ise 20 Nisan 1916 tarihinde şehrin işgali ile ilgili şu bilgilere yer veriyordu: Lazistan mıntıkasında sahilin korunmasında memur edilen müfrezelerin 27 Şubattan beri düşmanın faik kuvvetlerle karadan ve denizden taarruzlara mukavemet göstererek, arazının müdafaaya müsait olan her bir parçasını adım adım müdafaa etmiş ve nihayet Nisanın beşinde Trabzon ele geçirilmiştir.
Trabzon’da bulunan Türk yönetimi, askeri birlikleriyle  Müslüman halk Rus kuvvetlerinin şehre yakınlaştığı günlerde Trabzon’u tahliye etmeleri Rusça gazetelere yansımaktaydı.
Kavkazskoe Slovo gazetesi muhabiri Türk birliklerinin şehre tahribat yapmadan çekildiğini aktarmaktaydı. Muhabir Türk kuvvetlerinin köprü, yol, önemli stratejik noktalar, su hatları ve kışlalara dokunmadan çekildikleri bilgisine yer vermekteydi. Trabzonlu Rumların Türk birliklerinin çekilirken geri geleceklerinden emin olarak ayrıldıklarını söylediklerini aktarmaktaydı. Muhabir Trabzon'un düştüğü gün şehirde 15 bin Rum'un olduğunu, Türklerin hepsinin Trabzon'u terk ettiğini, Ermeni nüfusun ise daha önceden tehcir edildiğini hatırlatmaktaydı.
Birjevie Vedomosti gazetesi ise Rus kuvvetlerinin Trabzon'a taarruzunu anlayan Türklerin batıdan Trabzon'a çok sayda mühimmat ve erzak iaşesi yaptığını hatırlatmaktaydı. Rus birliklerinin şehre yakınlaşmasıyla hızla çekilen Türk kuvvetlerinin askerî mühimmatını ve erzaklarını imha etmeye fırsat bulamadıklarını ve 3. Ordu'nun bütün malzemesinin Rus askerlerine kaldığını aktarıyordu. Netice itibarıyla Rus birlikleri Trabzon'da 22 top, 1.000 tüfek, 53 cephane kutusu ele geçirdi. Rus kuvvetleri Trabzon'a girene kadar şehirde kalan Rumlar, göç eden Türklerin evlerini yağmalamaya başladılar. Bir süre sonra Rumlar tarafından bu evler yakılmaya başlandı, Şehrin önemli bir bölümünde yangınlar görülürken su kanalları ile kanalizasyon hatlar bu yangınlarda zarar gördü. Şehirde oluşan karışıklığı gidermek için General Lyahov hızlı kararlar almaya çalışıyordu.
Rus birlikleri Trabzon'da hakimiyeti tamamen sağladıktan sonra 18 Nisan 1916 sabahı Rus Kafkas Ordusu Komuta Heyeti Batum'dan Trabzon'a ulaştı. General Yudeniç'e, General Tomilov, General Lyahov, Yarbay Maslovskiy veYarbay Dratsenko eslik ediyordu. Rus komutanları ve askerlerinin şehre girişi esnasında Rum evlerinin pencerelerinde Yunan ve Çarlık Rusya bayrakları görülürken şehirde kalan bazı Müslümanların evlerinde ise beyaz bayraklar asılı durumda idi.


Rus Kafkas Ordusu Komuta Heyeti şehirde bulunan Rum baş Patriği tarafından karşılandı. Baş Patrik, General Yudeniç'e Fransızca olarak selamla konuşması yaptı Sonrasında ise Baş Patrik ile şehrin önde gelen Rum ahalinin de hazır bulunduğu Rus askeri heyeti kiliseye giderek yapılan ayine katıldılar. Kilisedeki ayinden sonra heyet Boztepe'ye çıktı.
Trabzon'un işgal günü Rusça gazetelere yansırken gazetelerin muhabirleri gözlemlerini Rus kamuoyuna aktarmakta geç kalmıyordu. Nitekim avazskoe Slovo gazetesi muhabiri Rus askerleri ile  birlikte gemilerle Trabzon Limanına yaklaşırken onları kalabalık Rum ahalinin karşıladığını aktarmaktaydı. Muhabir, Rus askerlerinin "Ura" bağırışları ile caddelerde dolaştıklarını, şehirde sadece Rumların yaşadığı doğu kesiminde hareketliliğin görüldüğüne değinmekteydi. Müslümanların yaşadığı batı kısmında kalenin bulunduğu bölgedeki ince uzun sokaklı, avlulu ve bahçeli çok katlı evlerin olduğu muhitte ise "her yerin bomboş olduğuna ve sadece kedilerin dolaştığına" dikkat çekiyordu. Muhabir "her şeyin yerli yerinde durduğu evlere ve bahçelere bakınca insanların alelacele şehri terk ettiklerinin anlaşıldığını aktarmaktaydı. Şehre ilk girenlerden biri olan muhabir, limanın çevresindeki dükkân önlerinde kutularla mermi ve askeri malzeme, yığınlarla taş kömürü, araba lastikleri gördüğünü yazmaktaydı. Ayrıca Rumların söylediğine göre ise Trabzon'dan fazla bir şey çıkaramayan bazı Türk askerlerinin şehirde saklandıklarını aktarmaktaydı.
Rus askerleriyle birlikte Trabzon’a gelen Rusça gazetelerin muhabirleri şehrin güzelliği karşısında şaşkınlıklarını gizlemeyerek gördüklerini Rus kamuoyuyla paylaşıyordu.
Trabzon'un işgalinden sonra Çarlık Rusya bürokrasisi içerisindeki tebrik telgrafları Rusça gazetelerin sayfalarında Rus kamuoyuna duyurulmaktaydı. Rus Kafkas Ordusu Başkomutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç Trabzon'un düşmesine katkı sağlayan Rus Karadeniz Filosuna hitaben şu telgırafı gönderdi:
"Karadeniz Filosunun, Karadeniz kıyılarındaki bütün operasyonlarda verdiği güçlü yardımlar ile Trabzon 'un düştüğü haberini Devletli İmparatora ulaştırdığım için çok mutluyum. Kafkas Ordusu şanlı Karadeniz Filosunun yardımına müteşekkirdir. Karadeniz Filosunun güçlü yardımı sayesinde Trabzon'un sonsuza kadar tutulacağına kesinlikle inanıyorum.
General Adyutant NiKOLAY"
Çar II. Nikolay ise Kafkas Ordusu Başkomutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç'e cevaben Trabzonun Rus birlikleri tarafından ele geçirilmesine dair şu cevabi gönderdi:
"Şanlı Kafkas birliklerinin kararlılığı, azmi ve akıllı, güçlü komutanların yönetiminde bize yeniden başarı veren Allah'a teşekkür ediyorum. Trabzon'un alınmasında seni, önemli hedefe ulaşırken kara birliklerine yardım eden denizcileri, katılan herkesi içtenlikle tebrik ediyorum, teşekkür ederim.

Günün Diğer Haberleri