“FACEBOOK...” TUZAKLARI
İsmail Hakkı Feyzioğlu

“FACEBOOK...” TUZAKLARI

Bu içerik 723 kez okundu.

     

                 Yazıya başlarken, “bunları zaten biliyorum” diye düşünüp, devamını okumamazlık etmeyiniz. Bizler için “çok önemli” bilgiler olduğunu hatırlatıyor,  yazıya başlıyorum.

 

                 Dindar kızlar Facebook, Twitter, Whatsapp, Viber gibi sosyal iletişim ağlarında, profil resimlerini Ronaldo, Kıvanç Tatlıtuğ, Sami Yusuf gibi erkek resimleri ile donatıyorlar. Halbuki erkeklerin hiçbiri profillerini, kadın resimleri ile donatmıyorlar. Amacım tenkit etmek değil, sorgulama yapmamızı sağlamak... “İlk aşkım babam, ikincisi kocam olsun” diyen genç kızlar neden önüne çıkan her mankeni benimseyip profillerine koyarlar. Bu garip bir hal değimli sizce de?

 

                Genç kızlar poz poz fotoğraflarını sosyal ağlarda paylaştıkça kısmetleri kapanıyor. Bekar erkekler bu konudan şikayetçiler. ”Tam evlenmeye niyet ettim ki, Facebook’ta resmini gördüm, vazgeçtim” diyen erkek sayısı az değil. Çünkü erkek diyor ki: “Bu fotoğrafı ben görüyorsam herkes görüyor. Bu kızda ki rahatlık ne”?

 

                 Kişinin kim olduğunu gösteren 1-2 fotoğraf gerekli olabilir ama özellikle tesettürlü bir genç kızın “film aktristi” gibi “kare kare fotoğraflarını, en güzel gülüşünü, en çekici halini, en hoş fotoğrafını, en mayhoş bakışını…” herkese sunması pek doğru gelmiyor bana. Çünkü bugünün gençleri, yarının büyükleri olacaklar. En nihayetinde bir yuva kuracaklar.  Pekala biliyoruz ki günümüz iletişim sisteminde hiçbir veri kaybolmuyor. Yarın belli bir mevkiye geldiğimizde, “dün hoşlanarak paylaştığımız ama bugün hoşlanmayacağımız” şeyler karşımıza çıkabilir.

 

           Özellikle devlet kademesinde yarın önemli bir mevkiye geldiğimizde, istediklerini bize yaptıramayanlar güçler bize  geçmişimizle şantaj yaparak istediğini  yaptıramayacağı ne malum. Çünkü bugün Facebook Instagram, Whatsapp  Amerikalıların, Vodafone İngilizlerin, Viber Japonların vs. Bunlar bu hizmetleri babalarının hayrına mı yapıyorlar. Yarının verilerini bugünden hazırlıyorlar. Sildiğimizi sandığımız verilerimiz aslında sanal ortamda silinmiyor. Bunu pekala biliyoruz.  Yeri ve zamanı geldiğinde, o gizli sandığımız paylaşımlarımız bir gür karşımıza çıkagelecek. Kullanalım ama bilinçli kullanalım.  Özelimiz, özelde kalsın!

 

                 Arkadaşlık siteleri başta olmak üzere internet tuzaklarla dolu. İnternette tanışıp başına bela gelenlerin haberleri pek eksik olmuyor. Sosyal medya iletişiminde özel fotoğraflar, belgeler vs. E-posta yolu ile iletilmeli diye düşünüyorum. Teknoloji ile iletişime pek çok sebepten dolayı mesafeli durmalıyız. Çünkü, zaman kaybına sebep oluyor.

 

                  İnternet ile birlikte sosyal ağların hayatımıza girdiğinden beri, pek çok değerimiz tepetaklak oldu. Eskiden mutluluk kimsenin gözüne sokulmaz, mutsuz olanlar düşünülerek daha dikkatli hareket edilirdi. Hatta Anadolu’da (güneşin doğduğu yer) Karı-Koca’lar bırakın el ele yürümeyi, dışarıda yan yana yürümez, kadın kocasını bir adım arkadan takip ederdi. Bu değersizlik anlamında değil. Şöyle ki; Savaş sırasında kocası cephede olan, kocası şehit olan, kocasından haber alamayan hanımlar, karı kocaları el ele, kol kola görüp üzülmesinler diye, yan yana yürümeye çekinirlermiş. Ne kadar ince bir davranış. Bizler bugün ne yapıyoruz???  Ben  buna taraf değilim. Bizim kültürümüzde bu yok değerli okuyucum. Bizi geçmişimizden koparmaya çalışanların değirmenine su taşımayalım.

 

                   Günümüzde o kadar bencil olduk ki, “olanı var, olmayanı var” diye düşünmüyoruz. Her mutlu anımızı insanlara göstermekten çekinmiyoruz. Söz, nişan, düğün, bebek, yemek, sofra, aile, sohbet… Fotoğraflarımızı görmek isteyenlere mütevazı bir şekilde e-posta ile gönderebilirken, nedense sanki madalya takacaklar gibi, daha çok kişinin görmesini sağlamak için  Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda sergilemeyi tercih ediyoruz.

 

                   Paylaştığımız mutluluk fotoğrafı birilerinin üzülmesine sebep olabilir. Mesela evlat hasretinden yanan, çocuğu olmayan bir arkadaşınız, paylaştığınız çocuğunuzun poz poz fotoğraflarını gördükçe üzülür, derdi depreşir. Sizin mutlulukla baktığınız fotoğrafa o, “bir evlada sahip olamadım” diye ağlıyor olabilir. Ya da evlenmeyi çok isteyen bir arkadaşınızın, paylaştığınız  nişan, düğün ya da el ele çekilmiş fotoğrafınızı her gördükçe üzülüyor olabilir. Sizin mutluluğunuzu kıskanmasa bile, ona sürekli kendi yalnızlığını hatırlatmanın iyi bir tarafı yok. Yani mutluluğumuzun birilerini üzmemesine imtina göstermeliyiz.

 

             Fesat, kıskanç, haset insanların negatif enerjileri mekan tanımaz. Uzakta da olsa, onu kıskandırmışsanız, onun negatif enerjisi sizi gelip bulur, rahatsız eder, nazara uğrarsınız. Bu yüzden hem sanal, hem de gerçek hayatta iyileri üzmemek, kötülerin negatif enerjilerini çekmemek için çok dikkatli olmalıyız. Örnek olay: Orta halli bir mahallede büyüyen bir kız, maddi açıdan zengin biriyle evlenir. Kız, annesini ziyarete gideceği zaman, kocası son model otomobil ile götürür. Arabayı mahalleye sokmaz, annesine yakın bir yerde iner annesine giderdi. Nazara uğramamak, insanları kıskandırmamak için yıllarca böyle yaptı.

 

              Bazı tesettürlü hanımlar, profilinde kendi fotoğrafları yerine çocuklarının fotoğraflarını kullanıyorlar. Ya da çocuklarının fotoğraflarını sürekli paylaşıyorlar. Çocuklarımızı gülerken, uyurken, en sevimli, en masum, en savunmasız hallerini paylaşırken bir sapığın o fotoğrafları kötü emellerine alet edeceğini unutmayalım. Sizin fotoğrafınız, başkalarını tuzağa düşürmek için kullanılması zor bir şey değil. Mesela bir erkek bir kadınla arkadaşlık kurabilmesi için, başka bayanların masum duygularla paylaştığı fotoğrafları kendi profiline, fotoğraf dosyasına ekleyip kendini kadın olarak karşısındaki  bayana tanıtabilir. 1-2 fotoğraf inandırma için belki yeterli olmayabilir. Fakat o bayanın paylaştığı; yerken, gezerken, yüzerken…gibi fotoğraflarını kendi profiline, resim dosyasına ekleyen bir erkek, kendini karşı tarafa bir kadın olarak tanıtıp amaçlarına ulaşması pek zor olmasa gerek. Oldukça tehlikeli durumlar söz konusu…

 

Başkalarının canı çekmesin göz hakkı kalmasın diye, sokakta yiyip içmezdik. Vitrindeki ürünü almazdık. Şimdi ise, yemek daha boğazımızdan geçip midemize düşmeden internete düşüyor. En güzel fotoğraflarımızı, en cazip şekliyle paylaşmaktan çekinmiyor aksine mutlu oluyoruz. Aç olanı var tok olanı var, bekarı var evlisi var, mutlusu var mutsuzu var… var da var. Ne gerek var yiyip içtiğimizi, çoluk çocuğumuzu, eşimizi dostumuzu herkesle paylaşıp belaya davetiye çıkarmamıza. Özelimiz özel kalsın. Nazardan, fesattan, hasetten uzak olsun sevdiklerimiz. Sosyal ağları bilinçli kullanalım, şerre alet olmayalım. “Aman da herkes görsün” derken, başımıza dert almayalım.  Kaynak: Vahdet Gazetesi, Sema Maraşlı, cocukaile.net

 

*********************************************************selam ve dua ile*********************************************************

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Taşönü Katı Atık Tesisi ihaleye çıkıyor
Taşönü Katı Atık Tesisi ihaleye çıkıyor
Ömer Çebi  Araklı Belediye Başkan Aday Adayı
Ömer Çebi Araklı Belediye Başkan Aday Adayı