Üniversite-şehir uyuşmazlığı!
Hasan Suiçmez

Üniversite-şehir uyuşmazlığı!

Bu içerik 892 kez okundu.

Dünyada tamı tamamına 25 ülke gezip inceleme fırsatım oldu. Gidip gezdiğim ve gördüğüm ülkelerin eski tarihi yapısı ile birlikte yeni dokusunun uyumluluğuna çok dikkat ederek inceledim. Şehir meydanlarını, yeşil alanları, yol genişliklerini, otopark imkânlarını, sosyal alanları, çevre temizliğini ve insan davranışlarını çokça gözlemledim. Özellikle de insan davranışlarına odaklandım.

Gördüğüm gerçek şu: Kalkınmış ve gelişmiş ülkelerde toplum hayatı adeta bir makinenin parçaları gibi çalışmaktadır. Bir parçanın arızası nasıl makinenin durmasına ya da en azından anormal bir ses çıkarmasına sebep olabiliyorsa, o toplumlarda da, hayat aynen böyle algılanıyor!

Genişçe bir meydanı olmayan şehir yok gibi, insan sayısına göre bilimsel olarak düşmesi gereken yeşil alanlara bütün şehirler fazlasıyla sahip, yollar trafiğe çıkan araç sayısına göre düzenlemiş, tren yolu, deniz yolu, su kanalı yolu ve hava yolu ağları oluşturularak, mevcut yolları bizdeki gibi tıkayacak araç yoğunluğunun önüne geçilmiş. Herkesin ihtiyacını rahatça karşılayıp, dinlenip eğleneceği çok düzgün alanlara sahip olmanın huzurunu yaşıyor bu toplumlar.

Çevre temizliği ise bu toplumların olmazsa olmazı gibi! Kimse yediği karpuz ve kavun kabuklarını güzelim deniz kenarlarında bırakıp gitme ayrıcalığına sahip değil! En önemlisi insan davranışları... Hiçbir ülkede, bizim; Trabzon sokaklarında gezerken gözlemlediğimiz gibi, birbiri ile kavga etmek için bahane arayan insanlara rastlamadım.

Aksine insanları son derece yumuşak söylemli, içten ve saygılı gördüm. Toplum, eğitim ile o derece duyarlı hale getirilmiş ki, bir yanlışın ya da eksikliğin sorumlusu aranmıyor da, toplum bu konuda bu yanlışlığı ve eksikliği önleyemediği için kendisini sorumlu görüyor! Böyle olunca da yanlışların tekrar etme şansı ortadan kaldırılıyor. Doğru ve güzel çalışmaların kazanımını ise yine aynı toplumlar “hep bana, hep bana” diyerek değil, paylaşarak yaşıyorlar!

Bu, mükemmel uyumlu hayatta, o şehirlerde bulunan üniversitelerin önemli derecede rolü ve yeri olduğunu öğrendim. Üzülerek geri dönüp düşündüğümde, 1955 yılından beri şehrimizde faaliyette bulunan ve yaklaşık 2000 akademisyene sahip KTÜ’den, şehrimiz yöneticilerinin neden hala bu anlamda yararlanamadıklarını anlayamadım! Keza, KTÜ yönetim anlayışlarının da bu medeni mecburiyetten, şehrimiz yöneticilerini ve şehri yararlandırmak için neden daha fazla çaba harcamadıklarını yine anlayamıyorum! KTÜ’de yarım asırlık mimarlık bölümü varken, neden şehrimizde bir sokağa şehir imar planı, mimari plan yansımaz?

Neden bir o kadar yaşa sahip Eğitim Fakültesi varken Trabzon TEOG ve LYS’de hak ettiği yeri bir türlü bulamaz? Sorulsa, her iki tarafında kendine göre haklılıklarını anlatmaya başlayacakları ortada! Bu açıklamalar doğrultusunda, şehrimize gelip, şehrimiz sokaklarına, otoparklarına, yeşil alanlarına, otoyollarına, sokak genişliklerine, şehrin temizliğine, sahillerimiz ve turistik alanlarımız ile yaylalarımıza ve tarihi alanlar ile tarihi yapılarımıza bu gözle bakan her aydın insan “şehirüniversite uyuşmazlığını” hiç yanılmadan anlar!

Her şeye rağmen; hiçbir şey için, her şey bitmiş değildir! Yeter ki bu anlamda, bu iki anlayış bizi yanıltabilsinler!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Araklı'nın 100. Kurtuluş Günü
Araklı'nın 100. Kurtuluş Günü
Arsin Osb'den İstihdam İçin İşbirliği Ziyaretleri
Arsin Osb'den İstihdam İçin İşbirliği Ziyaretleri