Advert
Advert
Yalan ve iftira korkunç bir hastalıktır!
Hasan Suiçmez

Yalan ve iftira korkunç bir hastalıktır!

Bu içerik 1182 kez okundu.

Dinimiz yalan ve iftirayı kesin olarak yasaklamıştır. Toplumsal huzursuzluğumuzun temelinde “yalan ve iftira hastalığının” çok belirgin bir yeri vardır. Nedense kalkınmış ve gelişmiş ülkelerde bu tür hastalıklara rastlanmazken, genellikle bizim gibi ve üstelik İslam inancına sahip Ortadoğu ülkelerinde “yalan ve iftirasız” bir hayat düşünülemez olmuş! Böyle olunca da; toplumu din adına yönlendiren insanların anlattıkları anlamını yitirmiş, herkesin kendi çıkarlarını öne aldığı bir din anlayışı benimsenerek, insan yaşamı mutsuzluğa ve huzursuzluğa mahkûm edilmiştir!

Geçenlerde sahil kesiminde, namaz öncesi uğradığımız bir caminin imam odasındaki dostlarımızla sohbet ediyorduk. Söz eğitime gelince; herkes kendi açısından eleştirilerini ortaya koyarak durumun iç açıcı olmadığında birleşti. Tam bu sırada içlerinden biri, “Suç sizin gibi eğitimcilerdedir hocam! Siz hata yapmasaydınız görevinize devam eder, başarılı uygulamalarınızdan çocuklarımız yararlanmaya devam ederdi” dedi. Ben biraz da şaşkınlık içerisinde, “Hayrola hocam, ne gibi bir suçumuz vardı acaba!”deyince, başladı anlatmaya: “Siz okulunuzda görev yapan bayan bir ‘beden eğitimi öğretmenine’ başörtüsünden dolayı soruşturma açıp, görevden alındınız, keşke bunu yapmasaydınız hocam” dedi!

Sanki uygulamanın içindeymiş gibi gayet ciddi ve kendinden emin bir şekilde söylenen bu sözün iftira olduğunu, söz konusu öğretmenin okuldaki dosyasına ve Milli Eğitimdeki ‘ödül-kayıt’ bölümüne bakılarak herhangi bir cezanın verilip - verilmediğini anlamanın mümkün olduğunu söyleyince; bu sefer aynı kişi, “Ben öyle duydum hocam” diyerek, biraz da yüzü kızararak sustu! Uzun sokakta yürüyorum; Akçaabat’ta önemli bir okulda görev yapan bir öğretmen arkadaşım beni heyecanla selamladı ve bir şey paylaşmak istediğini söyledi.

Anlatın hocam deyince, yine aynı konu ile ilgili kendi görev yaptığı okulda bir olaya şahit ve de müdahil olduğunu belirterek anlattı; Okullarını üye sayısını arttırmak için ziyaret eden bir sendika başkanına, orada tesadüfen bulunan eski bir velimiz, isim vererek benim neden görevden alındığımı sorunca; sendika başkanı soruyu soran velimize; “Sen biliyor musun o kişinin benim elimde dosyası var, görev yaptığı okulda bayan arkadaşlarımıza başörtüsünden dolayı zulüm yapmıştır, onun için görevden alındı” deyince; hemen orada bulunan ve görev yaptığım son okulda çok başarılı bir öğretmenken oraya tayin olunan öğretmenimiz söz konusu sendika başkanına itiraz ederek; böyle bir şeyin asla olmadığını, sendika başkanına bu yalan ve iftirayı yakıştıramadığını söyleyince, adı geçen sendika başkanı utanmadan ve sıkılmadan, “Sen bilmiyorsun” diyerek orayı terk edip çıkmış!

Şimdi bu zavallı, müfteri, iftiracı ve yalancı sendika başkanına soruyorum; zerre kadar namus ve şerefin varsa elinde olduğunu iddia ettiğin o dosyayı açıkla da kamuoyu öğrensin! Ömrünü vatan hainleri ve din düşmanlarına karşı mücadele ile geçirmiş şerefli bir Türk Milliyetçisi öğretmene iftira atmaktan başka yapacağın bir şey yok muydu acaba! Bunun hesabını elbet “ruzi mahşerde”, beşeri vicdanlarda ve kanun önünde de vereceksin!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Taşönü Katı Atık Tesisi ihaleye çıkıyor
Taşönü Katı Atık Tesisi ihaleye çıkıyor
Ömer Çebi  Araklı Belediye Başkan Aday Adayı
Ömer Çebi Araklı Belediye Başkan Aday Adayı