ABD ne yapmak istiyor?
Hasan Suiçmez

ABD ne yapmak istiyor?

Bu içerik 1003 kez okundu.

Bu bölümde öncelikle Amerika Birleşik Devletleri'nin yapısını, kuruluş felsefesini tanımaya çalışacağız. Daha sonra ise ABD'nin izlediği, ülkemizi yakından ilgilendiren stratejik planlarını ortaya koymaya çalışacağız. Alman devlet adamı Otto Von Bismarck: “Devletlerin dostu ve düşmanı yoktur, devletlerin çıkarı vardır” demişti. Yeniçağda oluşan devlet düşünce sisteminde; ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışı ‘Makyavelizm’ düşünce sisteminin temel prensibi olmuştu. Bu arada Makyavelizm nedir derseniz, en kısa tanımını Napolyon yapmış: “Para, para, para." Yeni yerlerin keşfiyle başlayan sömürgecilik faaliyetleri sonucunda Avrupalı devletler dünyanın birçok yerlerinde; o ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynaklarını, insan gücünü daha iyi kullanmak, sahip oldukları pazarlarını korumak amacıyla kendilerine koloniler kurdular.

Kuzey Amerika kıtasında İngiliz kolonileri uzunca bir süre bu ülkeye bağlı olarak varlıklarını devam ettirdiler. İngiltere ve Fransa arasında 1756-1763 tarihleri arasında devam eden ve yedi yıl savaşı olarak bilinen bu savaş sırasında bozulan ekonomilerini düzeltmek amacıyla bu iki ülke kendi vatandaşlarına veya kolonilerine ağır vergiler koydular.

Kuzey Amerika'da kurulan 13 koloni İngiltere krallığının kendilerine danışmadan koyduğu bu ağır vergiyi vermeyi reddetti ve 1774 yılında Filedelfiya’da bir isyan hareketi başlattı. Başlayan bu isyan hareketi Fransa’nın yardımıyla başarıya ulaşarak, 4 Temmuz 1776 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasıyla sonuçlandı. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ABD’nin kuruluşu öncesinde çıkartılan bu isyanda; ne milliyetçilik fikirlerinin ne bağımsızlık nede özgürlük… gibi düşünce akımlarının hiçbir etkisinin olmadığıdır.

Yani ABD’nin kuruluş öyküsünün temelinde ‘ÇIKAR’ düşüncesi yatmaktadır. Kuruluşu itibariyle ABD, diğer hiçbir devlete benzememektedir. Öte yandan İngiliz devlet yapılanması ve diplomasi tecrübesinin bu ülkeye öğrettiği, her türlü hile ve oyunlar ABD’nin dünya üzerinde kendi çıkarlarını en iyi koruyan ülke olmasını sağlamıştır. Bugün ABD bayrağında ki her bir eyaleti temsil eden, her bir yıldız gerçekte 52 eyaletin oluşturduğu çıkar birlikteliğini ifade etmektedir.

Türk-Amerikan ilişkilerinin geçmişine kısaca değinecek olursak; Osmanlı ABD ilişkileri Osmanlı döneminde 18. yüzyılda başlamıştı. ABD, Akdeniz'de serbestçe dolaşıp, ticaret yapabilmesi için 17951815 yılları arasında Osmanlı Devletine yılda 12 bin altın veya ona eşdeğer miktarda mühimmat vermeyi kabul etmişti.  II. Abdülhamit, ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açma taleplerini reddetmiş, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisine top ateşi açtırmıştı.

Daha sonra ABD, 18 Ocak 1927 tarihinde Senatosunun almış olduğu bir kararla çeşitli nedenlere dayanarak Lozan Antlaşmasını tanımadığını dünyaya ilan etmişti. Buraya kadar yazdıklarımız günümüzde, Amerika Birleşik Devletleri-Türkiye ilişkilerini daha iyi anlamak, ABD'yi daha iyi tanıyabilmek adına çektiğimiz röntgen niteliğindedir. Hem, dünü iyi bilmeyen, bugüne nasıl sahip olabilir ve yarına dair nasıl doğru bir öngörüde bulunabilir? Bundan sonraki yazımızda ülkemizi yakından ilgilendiren Amerika Birleşik Devletleri'nin izlediği siyaseti açıklayacağız.

‘Gemisini yürüten Kaptan’ misali Amerika Birleşik Sermayesi, işi şansa bırakmamak için her zaman ucu açık bir politika izlemeyi kendilerine ilke edinmişlerdir. Kitlelerin gözünde kabul edilebilir bir imaj oluşturmak için girişilen her türlü bilinçli veya bilinçsiz eyleme: ‘Algı yaratmak’ deniliyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de pek çok ABD beslemesi yazar – aydın, her durumda ABD ‘yi sütten çıkmış ak kaşık göstermek veya gerçekler ne olursa olsun ABD ‘ye sempati duyulmasını sağlamak için : ‘İki farklı ABD’ olduğu söylemini, yalanını geliştirdiler.

Aslında bu söylem; ‘siz, ne olursa olsun ABD’den ümidi kesmeyin, bu ABD böyle dedi ama diğer ABD bizden yana’ demenin, yani: ‘Çevir kazı yanmasın’ anlayışının öbür adıdır. Nitekim bu ilişkiler sonucunda çok şükür(!) Uyanık devlet adamlarımız sayesinde(!) Bugüne kadar çevrile çevrile yanmadık yerimiz kalmadı. Bütün bu yalanların aksine gerçekte ABD’ de tek bir devlet var; ‘ABD Sermaye Devleti’. Bugün ABD sistemini belirleyen güç, dünyada kartel oluşturmuş, bütçeleri trilyonlarca dolara dayanan dev şirketler, sermaye guruplarıdır. ABD Başkanları yılda 400 bin artı 100 bin dolar da temsil giderleri olan sistemin maaşlı memurlarıdır. ABD başkanlarının güdümündeki senato ise sermayenin seçtiği birer figürandır.

ABD Doları üzerindeki : “Biz ALLAH ’a inanıyoruz” yazısını okuyan hakikaten de ABD’yi çok dindar bir devlet sayabilir. Sahi! ABD ‘nin dini nedir?  Hepimiz Barack Obama seçildiği zaman sanki kendi ülkemize lider seçmişiz gibi sevinmedik mi? Şu ABD beslemesi aydın-yazar takımı hatırlıyoruz değil mi? Obama için bizlere; ‘Müslüman asıllı lider’ yalanını yutturmadılar mı? Yalanı bir kenara koyarsak Barack Obama döneminde dünyanın çeşitli yörelerinde öldürülen Müslüman sayısı hiçbir ABD başkanı döneminde yaşanmadı, bu sayıya ulaşılamadı. Bugün ABD’nin başında sermayenin belirlediği bir memur yok. Bilakis sermayenin gerçek temsilcisi var: ‘Donald Trump’, İlk gezisini Ortadoğu’ya yaptı ve bu gezinin ilk ayağı Suudi Arabistan oldu.

Neden dersiniz? Bu geziden hafızalarımızda kalan; 384 Milyar dolarlık Suudilere yapılan silah satışı ve Katar Krizi oldu. Suudiler, ABD ile imzalandıkları dev askeri anlaşmanın ardından Milgem Projesi kapsamında Türkiye’de üretmeyi düşündüğü 4 gemi siparişini iptal ettiği söylemleri bile Tuzla Tersanesi’nin bugünlerde kan ağlamasına yetti bile.  2 milyar dolarlık bu anlaşmanın askıya alınması Katar Krizi’nin herkesten çok Türkiye’yi etkileyecek olduğunu gösteriyor. Katar krizinin nedeni olarak; Katar’ın, terör örgütlerine finansal destek verdiği iddia ediliyor.

İyi de adına ister IŞİD, isterse DAEŞ deyin, bu tür benzeri terör örgütlerini kim, kimler kuruyor? Trump’un yaptığı Ortadoğu gezisinin sonuçları gösteriyor ki  ‘IŞİD’  her türlü ABD’ye hizmet etmeye devam ediyor! Türkiye her zamankinden daha karmaşık ve çok yönlü tehditlerle karşıkarşıya olduğunu bilerek bu coğrafyada yaşamanın zorluğuna karşı tedbirlerini en üst seviyede ikmal etmelidir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Araklı'nın 100. Kurtuluş Günü
Araklı'nın 100. Kurtuluş Günü
Arsin Osb'den İstihdam İçin İşbirliği Ziyaretleri
Arsin Osb'den İstihdam İçin İşbirliği Ziyaretleri