www.araklihaber.net
|
BAK ŞU KARINCANIN YAPTIĞINA |
|
Eğitimci-Yazar Hasan Suiçmez'in küresel ısınma ile alakalı yorumu.... |
|
Bak şu karıncanın yaptığına Bilinen ancak önemi unutulan bir hikâye ile başlayalım yazımıza. Nemrut Hz İbrahim’i ölüme mahkûm etmiştir. Genişçe bir meydana yığılan tonlarca odunun üzerine vahşi çığlıklar ve meraklı bakışlar arasında Hz. İbrahim getirilip yerleştirilir. Bu ölüm töreni için meydanda, cehaletin ve kendini beğenmişliğin bütün eksiklikleri tamamlanmış olarak herkes başlangıcı merakla beklemeye koyulmuştu. Nemrut’un kendisini çok beğenmişliğin verdiği eda ile sanki her şeye kendisi hâkimdir, her şeyi kendisi halledebilir, her şeye gücü yetermiş gibi son defa anlamsız çığlıkların avaz avaz göğe yükselişleri arasında emrini verir. Yakın, ateşi tutuşturun, yok edin !!!Biraz sonra Nemrut’un tacının, tahtının, gücünün “ Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” ilahi emri ile yerle bir olacağı alana doğru hızla adımlarla koşmakta olan bir karıncanın telaşı görülmeye değerdi. Hedefe oldukça yaklaşmış olan karıncayı yangının dehşetinden kaçmaya çalışan arkadaşları görür ve ona seslenirler.”Görmüyormusun bu büyük yangını, Nemrut Hz. İbrahim’i yakıyor, nereye gidiyorsun, sende yanacaksın” diye ikaz ederler. Karınca bir an durur ve cevap verir. “Görüyorum ve bende o yangını söndürmek için su getiriyorum” der. Yangından uzaklaşan karıncaların merakı daha da artar ve birazda alaycı bir tavırla son kez seslenirler: Bu kadarcık su ile bu yangını nasıl söndüreceksin? Yangının büyüklüğüne bakıp dehşete düşmeyen karınca son cevabını verir. “Bu su ile bu yangını söndüremeyeceğimi bende biliyorum. Ancak bu olay karşısında hiç olmazsa tarafım belli olsun diye bu gayreti gösteriyorum” der.Dünyanın sonunun gelmesine yine insanların yaptığı hataların sebep olacağının çokça konuşulduğu bir dönemdeyiz. Kyota sözleşmesi ile dünyayı yönetenler bunun farkına varmış olduklarını ortaya koyarak; atmosfere salınan Sera gazlarının sınırlanması anlaşmasını imzalamışlardır. İnsan yaşamının doğal hareketlilikleri neticesinde meydana gelen ve “Sera gazları” olarak nitelenen “karbondioksit, di azot monoksit, metan, su buharı, kloroflorokarbon” gibi gazların miktarlarının artmasıyla yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ve katı yeryüzü sıcaklığının suni olarak artması “Küresel Isınma” olarak adlandırılmaktadır. İklim sistemimizde vazgeçilmez bir öneme sahip olan sera gazları güneş ve yer radyasyonunu tutarak atmosferin normalin üzerinde ısınmasına sebep olmaktadır. Bu durum gelecek yakın yıllarda dünya için felaket senaryolarının yazılmasına şimdiden kaynaklık oluşturmaktadır.Bu gerçekten yola çıkan bir avuç idealist insan ülkemizde kimsenin umurunda olmayan bu tehlikeli gerçekleri milyonlara anlatmak, yaklaşan tehlikeyi “karınca-kararınca” geciktirebilmek, en azından karınca örneğinde olduğu gibi niyetinin ve çabalarının bu amaca hizmet olduğunun anlaşılması için “KÜREM-DER” oluşumunu gerçekleştirdiler.Alışılagelmiş iklim yaşantılarının değişmesi insanların meraklı bakışları arasında tehlike çanlarının kapımızda çalınması olarak algılanmak yerine, baharda kar yağarmı, neden bu kış hiç yağmur yağmadı, kışın ayva çiçek açarımı, eskiden buralarda hiç toprak kayması olmazdı gibi anlamsız sözlerle geçiştirilmektedir. Hâlbuki bu insanlar bilmeli ve öğrenmeli ki; evet eskiden bunların hiçbiri olmazdı. Kışın ayva çiçek açmaz, yazın kar yağmazdı. Bu bir özlem değil, büyük bir felaketin ayak sesleridir. İnsanlara bunu anlatmak için beklide dünyada ilk olan böyle bir derneğin kuruluşunda emeği geçenlere ve geçecek olanlara elbette ki teşekkür borcumuz vardır. Kamuoyunun aydınlatılmaya ihtiyacı vardır. Bunu en güzel şekilde ve bilimsel olarak ortaya koyan KÜREM- DER yetkililerini hep birlikte alkışlamalıyız. Özellikle bu çalışmanın başını çeken Şehirler Sultanı İstanbul’da uzun yıllar başarılı bir Orman Bölge Müdürlüğü görevini yürüten Sayın Faruk ÇEBİ yi buradan kutluyorum.Dünyanın sanayileşmiş devletlerinin imzaladıkları kyoto protokolüne rağmen doymak bilmez ve bitmez tükenmez kazanma arzuları yer küremizi ve atmosferimizi yorgun düşürmüştür. Bu anlaşmayı imzalamalarına rağmen daha çok kazanmak için daha çok tahrip etme alışkanlıklarından bu ülkeler vazgeçmedikçe sonumuzun ne olabileceğini hepimiz tahmin edebilmekteyiz. Kutuplardaki buzul kütlelerinin erimesi, deniz sularının kabarması, bazı bölgelerde yağışların azalmasına rağmen bazı bölgelerde yağışların inanılmaz artması ne bir kader ve ne de bir tesadüf değildir.KÜREM-DER’İN kuruluşunu ve çalışmalarını büyük bir kazanım sayarak bütün yerküre insanlığı olarak ya kendi ellerimizle sonumuzu hızlandırarak getireceğiz, ya da hayatı ve tabiatı kendi doğal yaşantısına döndüreceğiz. Yarın çok geç olabilir.Hasan SUİÇMEZ / Eğitimci-Yazar hasansuicmezz@hotmail.com |
|
|
|