Bilal Özyurt araklı'da zirai ilaç ve gübre bayii olarak ticaretle uğraşmaktadır. Zaman zaman iş yerlerine gittiğimizde, yanına uğrayanlara bu projeden bahsettiğine bizde çoğu kez şahit olduk.
Özyurt projeyi sağlam delillere dayandırmamış olsak ülkemizin Başbakanı tarafından açıklanan bir konuda fikir beyan etmezdik diyor.Fikirden yola çıkarak belgeye dayandırmış faydalarını açık şekilde belirtmiş kafa yormuş. Karadeniz’den Marmara denizine bir kanal açılması, çevresinde de modern bir şehir kurulması fikrini yazıya dökmüş. Yarın bir gün ne olur ne olmaz, bazıları da; biz de bunu düşünmüştük proje bize aittir diyebilirler düşüncesiyle, (tıpkı bu günkü gibi). İki sene düşünüp kendi kendine yorum yaptıktan sonra
“ÖTELERDE BİR ŞEHİR VAR, ÜSKÜDARDAN O ŞEHİRE YOL GİDER” başlıklı yazıyı 26.10.2004 tarihinde Araklı noterliğine 4050 sayı ile tasdik ettirmiştir. Daha sonra bu projeden kimi haberdar edebilirim diye düşünmüş, ilk aklına gelen İstanbul büyük şehir belediye başkanı olmuş. 02.11.2004 tarihinde bu yazıyı sayın Kadir Topbaş’a fakslamıştır.
Cevap olarak gelen 23.02.2005 tarihli yazıda; “teklifiniz belediyemiz çalışmalarını kapsamamaktadır” denilmiştir. Yapacak bir şey olmadığından, bu proje yazısını o günden beri “ sakla samanı gelir zamanı” diyerek bu güne kadar arşivinde saklamış. Son günlerde medya sık sık bu projeden bahsetmeye başlayınca, Bilal Özyurt “artık konuşma sırası bana da geliyor” diyor. Çünkü gündeme gelen bu proje hakkında, sayın Başbakanımız’ a aylarca evvel bilgi verdiğini söylüyor.
Bilal Özyurt girişimci kişiliğinin öncesinde bir liseyi birincilikle olmak üzere iki tane lise bitirmiş, daha sonra yine birincilikle bir yüksek okul bitirmiş, başka bir fakültede okurken bazı sıkıntıları nedeniyle okulunu yarıda bırakmak zorunda kalmış. Birkaç yıl sonra da okumaya devam diyerek dört yıllık bir fakülte daha bitirmiş. Beş yılı müdürlük olmak üzere yirmi beş yıl devlet memurluğu yapmış , nihayet işinden ayrılarak ticaretle uğraşmaya başlamış bir şahsiyettir.
Her ne kadar birileri bu projeyi sahiplenmeye kalkıyorsa da, Bu konuda “herkes haddini bilsin” diyor. Biraz esprili bir ifade ile de “ kim sahiplenirse sahiplensin, bu işin ihalesinin en sonunda benim üzerime kalacağından hiç şüphem yok” diyor .
Ancak şu var ki; cevrenin arazi yapısını bilmediğinden dolayı notere tasdik ettirdiği yazısında, iktisatçı kimliğini de işin içine katarak “attığın taş ürküttüğün kurbağayı değecek” misali, mesafenin kısa olması nedeniyle maliyetin düşük olacağını hesap ederek normal bir harita üzerinde yaptığı incelemede, kanalın Terkos gölünün doğusundan geçmesinin uygun olacağını belirtmiştir. Yazıyı tasdik ettirdikten bir sene sonra bölgenin yapısını detaylı olarak gösteren bir haritayı internet vasıtasıyla elde ediyor, bütün detayları orada görüyor ve keşke yazıyı tasdik ettirmeden önce bu haritayı temin etme imkanım olsaydı diyor.
Son harita üzerinde yaptığı incelemede, kanalın terkos gölünün doğu kısmından değil de batı kısmından geçmesinin daha akılcı olacağı kanaatine varıyor. Çünkü yapmış olduğu incelemede gölün batı kısmında mesafenin biraz uzun olmasına rağmen, arazinin kodunun bu bölgede diğer bölgeye göre bir hayli düşük olduğunu görüyor,
Ayrıca burada yapılaşmanın az olması ve bir çok arazinin devlet arazisi olması hesabıyla kamulaştırma giderlerinin de bir hayli az olacağı, öteki tarafta da baraj ve su havzalarının da bu oluşumdan etkilenmemesini göz önünde bulundurarak, tam olarak bilmem mümkün değil diyor ama, kanaatim odur ki gölün doğu kısmına göre yüzde otuz kırk civarında daha az bir maliyetle ve göl avantajını da kullanarak, büyük çekmece gölü üzerinden ve terkos gölünün batısından kanalın yapılmasının daha uygun olacağını ve bu fikrinide aylar önce sayın başbakanımızla da paylaştığını söylüyor.
Özyurt kanalın büyük bir ihtimalle bahsettiği hat üzerinden geçeceği kanaatindedir. Şayet kanal başka bir taraftan açılacak olursa, demek ki öyle gerekiyordur diyor. Belkide şehirler arasındaki ( İstanbul – Tekirdağ ) dengeyi sağlama düşüncesi hatıra gelmiş olabilir diyerek , sözlerine ilave ediyor. “ortaya bir fikir attıysak her şeyi ben bilirim demek seviyesizlik olur, onun ötesinde büyük bir saygısızlık olur” diyor ve devam ediyor.Projenin tüm bölümleri önemli Fikir de bir sermaye olduğuna göre gerekeni yapacağız. Kaldıki bu proje bizim için ilk değil, emsali projelerimiz de var dedi.
Kahraman Alpak