Günü gelince terk edeceklerimiz için yarışmanın ne kadar anlamsız olduğunun pişmanlığını yaşamayalım, Günü gelince ağırlık olduklarını anlayacağımız maddi kazançlarımıza değeri kadar değer verelim, Günü gelince dostlarımıza dostluğumuzu gösterelim, Günü gelince yanlışlarımızdan pişman olduğumuzu söyleyelim, Günü gelince günah çıkarmanın değil, her gün tövbe etmenin faziletini hatırlayalım, Günü gelince herkesi her zaman aldatamayacağımızı hatırlayalım, Günü elince nezaketin acizlik olmadığını unutmayalım, Günü gelince insanın başaramadığının düşünemediği olduğunu bilelim, Günü gelince 'Dil ile düğümlenenin diş ile çözülemeyeceğini'anlayalım, Günü gelince sonsuzu sonlu ya terk etmemizin inanılmaz bir kayıp olduğunu bilelim, Günü gelince 'Boyasına güvenen halının güneş ışığına çıkmaktan korkmaması'; gerektiğini haykıralım, Günü gelince kimsenin görmediğini zannederek yaptığımız yanlışların mutlaka bir görenin olduğuna inanalım, Günü gelince vezir edenin rezilde edebileceğini hep aklımızda tutalım, Günü gelince ne oldum değil ne olacağımızı düşünelim, Günü gelince helale ve harama dikkat etmeden yığdığımız servetlerin yanacağımız ateşin odunu olacağını hiç unutmayalım, Günü gelince 'Hayatlarının baharında bir gül bahçesine girercesine vatan için şehit olanların' emanetçileri olduğumuzu unutmayalım, Günü gelince gözle görülmeyen ancak varlığı bilinen toz parçası misali mikropların bile kolayca sırtımızı yere getirebilecek kadar zayıf ve zavallı olduğumuzu kabul edelim, Günü gelince ağızdan çıkan sözün boğazdan çıkacak candan daha değerli olduğunu unutmayalım, Günü gelince ';dilimizin annemizin ağzımızdaki sütü' gibi değerli olduğunu hep hatırlayalım. Günü gelince yalancının mumunun neden yatsıya kadar yandığını konuşalım, Günü gelince öncelikle yaptıklarımızı Allah rızası için mi yapıp yapmadığımızı tahlil edelim, Günü gelince aynı apartmanda oturduğumuz halde, Ramazanda bile birbirinin kapısını çalamayan komşular haline neden geldiğimizi istişare edelim, Günü geldiğinde bütün değerlerimizi tahrip eden televizyon dizileri karşısında ibadet eder gibi ailece oturup seyretmemizin kazancının mı, zararının mı daha büyük olduğunu cesaretle konuşalım, Günü geldiğinde ebediyete intikalde getireceklerimizin mi yoksa bırakacaklarımızın mı daha ağır olduğunu bir düşünelim, soralım, öğrenelim, Günü geldiğinde fırsatların insanoğlunun ayağına karınca hızı ile gelip ışık hızı ile uzaklaştığını unutmayalım, Günü geldiğinde bir insanın gerçek sermayesinin sahip olduğu servet ve mülkler değil, gönlünde taşıdığı dost sayısının olduğunu unutmayalım, Günü gelince herkesi aldatsak bile aldatamayacağımız bir gücün olduğunu asla unutmayalım, Günü gelince ağalığımızın paşalığımızın, iktidarlığımızın, muhalefetliğimizin değil imanımızın bizi kurtaracağını tefekkür edelim, Günü gelmeden; bir gün, 'geleceğinde gelecek' olduğuna göre hayatımızı tanzim edelim.
Hasan SUİÇMEZ Eğitimci - Yazar
|